Ben aslında ne yazar ne de ressamım ama duygularını konuşarak veya dokunarak ifade edemeyen biri için en önemli şeydir hayatında kalem. Bir kara kalem, veya bir kurşun kalem ile neler yapılmış bu güne kadar! Ne anlaşmalar ve savaşlar ilan edilmiş, ne resimler çizilmiş… Pablolar, Leonardolar, Friedrich Casper’ler… Ne kelimeler dökülmüş kağıtlara: Nietzscheler, Sartreler, Dostoyevskiler…
Buraya yazabileceğim hiçbir kelime veya kelimeler, bir resmi anlatmaya veya bir mektubun ne tür bir içtenlikle yazıldığını anlatmaya yetebilir mi? Harflere verilen şekilleri veya resme yukarıdan vuran ışığın aşağıda yaratan gölgesini?
Bana bir kalem verin ve size dünyayı göstereyim. Tek bir kalem ile ölümü ifade edip, doğumu hissettireyim. Bir kalem ile aşkı yaşatabilirim. Bir figürü sevdirip, bir cümleden nefret ettirebilirim.
Kalemin kâğıdı okşayışını saatlerce izleyebilen biriyim. Mail yerine mektup seçenlerdenim. Dijital olarak bir dosyada değil, fotoğrafları geliştirip albümde saklayanım.
Misal vereyim, bir resmi her akşam öpüp cüzdanınıza koyabilirsiniz veyahut üzerine koku sürülmüş bir mektubu her gece koklayıp yatmadan okuyabilir, yastığınızın altına -hatta içine- saklayabilirsiniz. Bunu bir (dizüstü) bilgisayar ile yapabileceğimizden emin miyiz?
Bir kalemi benimseyip cebinizde taşıyabilir, her içinizden geldiğinde düşüncelerinizi kâğıda dökebilir, çizebilirsiniz. O Kalemi yanınızdan eksik etmeyebilir, lazım olduğunda “Afedersiniz, kaleminiz var mı?” diye soran biriyle paylaşabilirsiniz. Ucunu sivriltip test etmek için arkadaşınızın koluna batırabilir, ya da (ben pek taraftarı olmasam da) bir iyi veya kötü geçen sınavdan sonra onu kırabilirsiniz :). Bunu bir klaveyeyle yapmak istediğimizden emin miyiz?
Ben ve benim gibi düşünenler için en güzel hediyedir bir kalem.. Bence artık doğum günlerinde yeni bir klavye almaktansa, bir güzel kara kalem hediye etme zamanı gelmiştir.
[doğum günümü bilip hatırlayan arkadaşlarıma duyurulur!]
NOT: Bu yazıyı önce kâğıda yazdım.



“kalem benim dostumdur”
ne sadik, ne güzel, ne sabirli
kalem sözcüğüyle sevdiklerine tarizin güzel olmuş altını ikinci bir defa altını çizmen de takdire şayan.
yazının kalemle yazıldığında,bilgisayar,ceptelefonu yada diğer elektronik ortamdaki biçimselleşmiş harflerden öte her yazan kişi için kendi yazı biçiminin bir özgünlük ve bunun farkında olmanın bir özgürlük olduğu bilincinde olmak ne güzel..
“ben sizin yayınıza sıddetle karsıyım cunku sız turk kurt ayrımı yapıyosunuz bunlar yanlıs seyler ya adam olun yada defolun gıdın”
Aslında bu yorumun yeri burası değildir. Ama gerekli bi’ izah istemek hakkımız sanıyorum !
Bu yazıyı bu konuyla meşgul ettiğimiz için üzgünüz ancak bir açıklama gereği duyuyoruz:
Daha önce de söylediğimiz gibi; Deneme Yazıları hiçbir grubun, cemaatin, partinin, görüşün taraftarı değildir. Özgürce tartışma ortamının oluşturulmak istendiği, fikirlerin, görüşlerin ve düşüncelerin paylaşılıp yazıldığı bir ortamdır. Deneme Yazıları’nda gördüğünüz bütün yorumlar, yazarlara ve okurlara aittir, yazarının görüşünü yansıtır. Hiçbir şekilde Deneme Yazıları yönetiminin görüşlerini yansıtmamaktadır. Bu durumda suçladığınız yönetimimiz, haksız yere ağır ithamlara maruz kalmaktadır. Bu yüzden sizi sözünüzü geri almaya, yorumunuzu muhataplarına yapmaya, ahlaki ve hukuki kurallara uyarak tartışmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
DY | yönetim
Gülmek en doğal hakkım, gülüyorum. Türk-Kürt ayrımı mı? İlahi. Biz ırk ayırmak yerine, zeka ayırıyoruz. Bu yazının yazarı Hayel Bektaş mesela, Türk-Kürt-Çerkes-Ermeni-Rum-Aphaz-Yahudi veya başka bir ırktan olabilir farketmez, ama inandığımız bir zeka seviyesine ait olduğu için yazısını yayınladım.
Hayel Bektas’dan özür diliyorum.
ben yazimla kimseyi kirmak veya bir ayirim yapmak istemedim, umarim bunun farkindasinizdir.
eger düsüncelerimle birine saldirida bulunduysam özür diliyorum, aksi taktirde bana nedensiz yere türk-kürt ayirimcisi diyen volkan kizil’i siddetle kiniyorum.
tesüf ediyorum.
diger yorumlara gelirsek, siyasetle uzaktan yakindan alakasi olmayan yazimi tartisma masasina cevirmenize bozulmadm, özüre gerek yoktur.
fikir alis-verislerine yazim ve ben acigiz, buyrun paylasin.
kalemin tesiratına bakınca ” en büyük mucize” diyesi geliyor insanın..e öyle de zaten ki vahyin ilk ayetlerene konu olmuş
kalem bir taşma aracı,yazmak ve çizmekse bir taşma eylemi..bu eylemi bir hayat tarzı haline getirmiş olanlar bilirler ki kalem dışımızdaki bir nesne gibi değildir bizim için
o daha çok bize ait bir organ gibi, bizden, etimiz ve kemiğimizden..yazıp çizdiklerimizse o organın göstermiş olduğu refleksler misali..alışkanlıkların karanlığına rağmen şuuru hep aydınlık tutabilmek için mecburuz bu reflekslere..mecburuz kaleme, kağıda, sisleri dağıtıp ufka açılmaya ve bize ait olanı bulmaya..neye ait olduğumuzu da..
güzel bilgi bence ama daha kısa olsa iyi olacak teşekkürler :)
çok güzel dedin sahran
bende ççok onemli kalemin tesiratına bakınca ” en büyük mucize” diyesi geliyor insanın..e öyle de zaten ki vahyin ilk ayetlerene konu olmuş
kalem bir taşma aracı,yazmak ve çizmekse bir taşma eylemi..bu eylemi bir hayat tarzı haline getirmiş olanlar bilirler ki kalem dışımızdaki bir nesne gibi değildir bizim için
o daha çok bize ait bir organ gibi, bizden, etimiz ve kemiğimizden..yazıp çizdiklerimizse o organın göstermiş olduğu refleksler misali..alışkanlıkların karanlığına rağmen şuuru hep aydınlık tutabilmek için mecburuz bu reflekslere..mecburuz kaleme, kağıda, sisleri dağıtıp ufka açılmaya ve bize ait olanı bulmaya..neye ait olduğumuzu da..