"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Mardin katliamının üzerinden tam iki hafta geçti. Türkiye’yi ayağa kaldıran bu vahşet, daha da konuşulacağa benziyor. Siyaset bilimciler sebebin töre olmadığını, sosyologlar da Türkiye’de görülen ilk sosyolojik vaka olduğunu söyleyedursun, ortada neden-sonuç ilişkilerine dayalı durum incelenmesinden daha büyük bir problem var. Koruculuk kalksın ya da kalkmasın, “Eğitim ve sosyal değişim şart!” gibi kalıplar artık hepimizi bunaltmaya, belki de vahşetin bir diğer yüzünü hafifletmeye başladı.

Geleceğimiz dediğimiz çocukların, henüz hayatı tanımadan, böyle bir durumun sahnesinde yer almaları sanıyorum ki bu vahşetten geriye kalacak en büyük acı. Öksüz ve yetim kalan yetmiş çocuğun bugün ne hissettikleri, yarın ne hissedecekleri, hayatlarının kalan kısmını nasıl idame ettirecekleri, dünyaya hangi gözlüklerle bakacakları ve içlerindeki nefreti nasıl dışarı vuracakları, hepimizin durup düşünmesini gerektiriyor. Anne babalarının mezarlarına sarılıp ağlayan bu çocuklarımız, farkında olmadan sahnenin başrolündeler. (En azından benim nazarımda öyle.) Belki kısa belki uzun bir süre sonra bu duruma alışacaklar. Peki ya hayatı sorgulamaya başladıktan sonra, sorularına karşılık ne tür cevaplar bulacaklar? Gerçekten takdire şayan bir şey var ki, o da bu çocuklara şu günlerde psikolojik destek verilmesi ve bu konuda hem fikir olunması. Yani, bu sefer bir kenara itmeden ilgi alakayla çözüme gidilmesi. Yakınları kabul ederlerse devlet güvencesi altına alınacak çocuklar, yakınlarının istememeleri durumunda 350 TL yardım alacaklar.

Bir diğer taraftan bakacak olursak, on iki aileden yaklaşık elli çocuk göç yollarında. Henüz olanların farkına varamayan ya da kısmen varabilen bu göç çocukları ise, hiçbir suçları olmamasına rağmen doğup büyüdükleri yeri terk etmek, çevrelerindeki tüm insanlardan koparılmak gibi bir cezaya maruz kaldılar. Bakın, beş yaşındaki Yazgül neler söylüyor: “Köyden ayrılmamız gerekiyor. Televizyon ve gazetelerde hep bizim fotoğraflarımız var. Nereye gideceğimizi bilmiyoruz.” Yazgül’e bu cümleleri kurduran şartlar, içimizi titreten bir sızının dışında çok derin anlamlar saklıyor aslında. Tabii anlayana…

Çocuklara sağlanacak psikolojik destek onları ne kadar tatmin eder bilinmez. Belki bir süre acılarından uzaklaşırlar, daha az ağlarlar, belli bir zaman sonra küçük gülümseyişler de belirir. Ama bu katliama tanık olan ve bilinmez yeni hayatlarına doğru yolculuğa çıkan çocuklar, içlerinde neye ve kime duyacaklarını bilmedikleri bir kinle, gözlerinin önünde belli belirsiz anne-baba figürleri, kulaklarında kesik çığlıklar içinde merdivenleri çıkmaya birçoklarından önce başladılar. Bu yolda hepsine Allah’tan sabır ve güç diliyorum.

, ,

Yazar Hakkında

Sen Ne Düşünüyorsun?

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası