Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Köpekleşmenin Tarihi

  |  9 Temmuz 2009  |  Kitap

Nihat Genç ile yola devam diyorum. Köpekleşmenin Tarihi, yazarımızın okuduğum altıncı kitabı. Hepsini bir ayda okumak yerine, mesafeyi uzatarak okumaya çalışıyorum. Böyle okumak daha iyi, çünkü her kitabını arka arkaya okuduğumda sıkılabilirim. Yazarımızın zaten görüşleri açık ve net, dosdoğru, çelişmiyor. Bir kitabında savunduğu bir görüşü, diğer kitabında eleştirmiyor. Yani, sözünün arkasında bir yazarla karşı karşıyayız. Dobra dobra yazıyor kitaplarında, konuşuyor televizyon programlarında. Kem küm etmeden söylüyor lafını.

Avrasya TV’de Veryansın adlı programa katılıyor Nihat Genç her hafta. Bu programın tek konuğu var, Nihat Genç. Burada Nihat Genç reklâmlar olmasa bir buçuk saat boyunca hiç durmadan konuşacak. Nihat ağabey gerçekten öyle büyüleyici konuşuyor ki, etkilenmemek elde değil. Karşısındakinin konuşmasına bile gerek kalmıyor o konuşunca. Program sunucusu da araya giriyor bazen, “Biraz da bana müsaade et.”der gibi. Tabii ki insanın bir buçuk saat boyunca karşısındakini dinlemesi beklenecek bir iş değildir. Biraz da biz konuşmak isteriz. Şunu söyleyebilirim ki televizyonlarda hiç kimse Nihat Genç kadar derinden ve duygularıyla konuşmuyor. Diğerleri AB ve ABD’nin literatürümüze soktuğu kavramlarla bize bir şeyler anlatmaya çalışırken, Nihat ağabeyimiz üstünde oturduğumuz toprakların ağzıyla konuşuyor. O kadar ki bu toprakların dili olsa Nihat Geç’le aynı duyguları paylaştığını izah eder. O kadar ki dün konuşmasını izlerken gözyaşlarıma hâkim olamadım. Duruşuyla, ses tonuyla, el kol hareketleriyle, susmasıyla, ağlamaklı konuşmasıyla bizi alıp başka diyarlara götürüyor. Samimi olarak söylüyorum ki bu üslubu Nihat ağabeyimizden başka hiçbir yazarda bulamadım, bulamıyorum. Nihat Genç’i dinleyince, diğerlerini uzak görüyorum kendime. Mesela Mehmet Altan’ı hem Habertürk’de hem de ATV’de dinledim. Aynı zamanda Star gazetesinde köşe yazarlığı yapan bu yazar, devamlı AB’den bahsediyor. Yok, şu yapılmamış, yok AB’ye girecek irade gösterilmiyormuş vs. Devamlı başka milletlerden aldığı kavramlarla konuşuyor ve bize çok şey biliyormuş gibi geliyor. Ama esas “çok şey”i Nihat Genç biliyor. Eksik kalıyor Mehmet Altan’ın açıklamaları, çünkü Anadolu insanının kulaklarına hitap etmiyor. Tabiri caizse cızırtılarla dolu bir sohbet ediyor. Başkalarının diliyle, kafasıyla hareket ediyor. Bu yazar denen zatların ilk başta Anadolu sosyolojisini iyi tahlil etmeleri, Anadolu insanını tanımaları icap ediyor. Yoksa tam anlayamıyoruz söylediklerini. Bunları yaptıktan sonra AB’yi anlatsın bize.

Nihat Genç gibi bir yazar çıkmasaydı karşıma, belki Mehmet Altan ve onun gibilerinde tamamlanmamış bir yön bulamayacaktım. Asıl aydın kavramını Nihat Genç gibi olanlarla kavrıyoruz. Yoksa bize bakarsan, biz her yazar olana aydın diyeceğiz. İşte duruyor karşınızda aydın; hiç mi farkı yok diğerlerinden? Aydın kavramı ne güzel yakışıyor Nihat ağabeyimize!

Kitaba geçelim. Kitabın ismine bakıp da aldanmayın. Ben aldandığımı söylemeliyim, çünkü Cumhuriyet döneminden bugünlere nasıl geldiğimizi kendine has üslupla anlatacağını umuyordum. Fakat gördüm ki “köpekleşmenin tarihi”ne pek değinilmemiş, daha çok Anadolu insanımızı ve toprağımızı, çiçekleri, ağaçları anlatan yazılara yer verilmiş.

Bu kitapta genelde dört ya da beş sayfalık kısa yazılar yer alıyor. Sanırım yazılar 1995’lerde kaleme alınmış, çünkü Refah Partisi’nin adı geçiyor birkaç yerde.

Nihat Genç şeyh-mürit ilişkisini bizi bugünlere getirdiğini savunuyor ve şiddetle eleştiriyor, yoksulluğu sorguluyor. Onun kitabında toprak ürünlerinden, ağaçlardan bilgiler bulabiliyorsunuz. Mesela Pontus Cevizi adlı yazısında yedi sayfa cevize ayırarak ceviz konusunda bizi aydınlatıyor; keza servi ağacına da altı sayfa ayırmış. Sizin, benim için o sadece uzun boylu bir ağaç. Ama Nihat Genç o ağacı öyle bir tasvir etmiş ki üzerine söz söylenemez, aynı Amerikan Köpekleri’nde Nil’i bir kadının saçlarına benzetişi gibi. Ünlü eşkıyalarımızdan da bahsediyor bu kitabında. Bununla ilgili Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe adlı kitabından çok şey öğrendim. Roman tarzında yazılan bu kitap hazırlanırken gerçek hayattan yola çıkılmış ve Yaşar Kemal’in üslubuyla son şeklini almış. Nihat Genç eşkıyaları anlatırken bu kitaptan değil, başka kitaplardan bahsediyor.

Yoksul halkın sözcüsü olan Nihat Genç’in Yoksulluk Tek Millettir adlı yazısından bir bölüm aktarmak istiyorum sizlere. Bu bölümde insanların sert şartlara uygun kişilik özellikleri kazanabilmesi ve bir ideolojiye bağlı kalmama anlatılıyor:” Bunca okula rağmen, bunca eğitim-bilim manyaklığına rağmen, bilimsel, edebi, endüstriyel, sanatsal gerçek değerler üretemiyorsak, bu bireyin kendini henüz yalnız hissetmediğini gösteriyor. Çünkü tüm insanlara Allah sevgisi, Atatürk sevgisi tüm sorunları çözecek araç diye öğretiliyor. Eğitim denilen şey, oysa, annesiz, babasız, kahramansız, koruyucusuz insanlara öğretebilmektir. İşte o zaman hepiniz ekmeğinizi kazanabilmek için yırtıcı, vahşi, tavizsiz, kavgacı, affetmeyen birer adam olacaksınız, onun bunun koruyuculuğuna güvenmeyecek, kimseye yağ çekerek, el öperek, ideolojilere kaçarak, köpeklik yaparak yaşanamayacağını anlayacaksınız…

O zaman görürsünüz, yoksulluk tek millettir! Şeriatla, laiklikle hiçbir ilişkisi yoktur! O zaman anlarsınız, bağımsız, tek başına bir adam, bağımsız bir halk, bağımsız bir insan, bir gazete ne demektir? Ve bunlardan neden ülkemizde birkaç tanecik olsun yoktur?”

Nihat Genç ne güzel söylüyor! Bunların başını çekenler köşe yazarları değil mi? Her gazete kendi ideolojisini yansıtan yazarları çalıştırıyor kendi bünyesinde. Mesela Yeniçağ gazetesi tamamen milliyetçi çizgisiyle hareket ediyor. Bunun dışında bir yorum bulamazsınız. Mesela Cumhuriyet gazetesi Atatürkçü ideolojiden hiçbir taviz vermiyor, AKP’yi sürekli eleştiriyor. Mesela Yeni Şafak gazetesi daha Genelkurmay’ın hazırladığı iddia edilen belgenin sahte olup olmadığı anlaşılmadan askeri itham edebiliyor. Özellikle bu belgeyle kimin olaylara nasıl baktığı açık ve net anlaşılıyor. Daima bir tarafı tutan kimse bağımsız değildir, başkalarının ya da yazı yazdığı gazetenin yöneticisinin kulu kölesi olmuştur. Bizdeki köşe yazarlığı anlayışı, siyaset anlayışında olduğu gibi, makineden yeni çıkmış çamaşırlar gibi algılanmıyor maalesef. Bunlar hep birisine bağlı, baştakine bağlı. Baştaki istedi diye öyle yazıyorlar. Aynı cümleler televizyon kanalları için de geçerli. Mesela dinci yayından Samanyolu TV, Ergenekon sürecinde edindiği bilgileri abartarak yayımlıyor. Mesela şu sahte olup olmadığı henüz bilinmeyen belgeyi “haince plan” olarak ekranlara taşıyor. Haberde yorum olmaz. Yorumu ancak köşe yazarları yapar. Aynı sözlükteki gibi… Kelimenin anlamı ne ise, o yazılır. Kötü veya çirkin gibi yakıştırmalar kullanılmaz. İşte taraf tutanlar Nihat Genç size cevap veriyor, taraf tutanların ne olduğunu gösteriyor.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Nasıl Bakmalıyız Asrın Soruşturmasına?
    Kanalları karıştırırken Avrasya TV’de Veryansın programına denk geldim. Nihat ağabeyimiz sahneye çık...
  • Veryansın
    Nihat Genç’in Veryansın adlı son kitabını bitirdim bugün. Veryansın, yazarımızın SKY Türk’teki konuş...
  • İntihal Vakaları
    YGS’de şifre skandalından sonra ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında haberler yapılmaya devam ediliyor. A...
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
    Nihat Genç bir kitabıyla daha okurlarının karşısına çıktı. Bu seferki durağım yazarın son kitabı “An...
  • İşgal ve Direniş: 1919 ve Bugün
    Hulki Cevizoğlu’nun okuduğum ilk kitabı İşgal ve Direniş: 1919 ve Bugün, Ceviz Kabuğu Yayınları’ndan...
- Yazının başına dön!


Bu yazıya 1 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • asyali diyor ki:

    Nihat Genç’in en sevdiğim kitaplarından birisidir. Hatta en of dedirten, en isyan ettiren, en düşündüren olarak kendine sıkıca bağlattığı giriş kitabı gibidir. Kitap bahsedildiği üzere 10 yıldan daha önceki süreci içine alarak yazılmış olsada ülkem halkının değişmeyen kaderi “balık hafızası” sayesinde her dönemede uyum sağlayan üslupta bir akıcığılıda vardır.