Teneffüs arasında sohbet ederken arkadaşımın ortaya attığı fikir, ilk duyuşta kulağa hoş gelse de hiç kabul edilmeyecek bir yenileme çabası olarak karşımızda duruyor. Belki çoğu kişi bu yenileme çabasının mantıklı olabileceğini düşünüyor. Bu yenileme çabasını merak ediyorsunuzdur. Kavramı hemen adlandırayım: Kuran’ı-Kerim’i Yeniden Yapılandırmak. Bu kavram size ilk görüşte ne anlatıyor? Ürkütücü gelmiyor mu? Ürkütücü gelmiyorsa dininize olan bağlılığınızı sorgulamanızı tavsiye ediyorum.
Bu konuyu tartışırken ben o sıralarda Yaşar Nuri Öztürk’ün “Allah ile Aldatmak” adlı kitabını okuyordum. Kitabın her konusu ilgi çekiciydi ve okunmaya değerdi. Kitapta Yaşar Nuri Öztürk, bütün dini tartışmaların Kuran’ın gerçeğine inmekle sona ereceğini savunuyordu. Kuran’ın gerçeğine inmek demek, hurafelere aldanmamak, herkesin kendi bildiğini okumaması demekti ki bizi cemaat yapılanmasından kurtaracak olan budur. Hak yol birdir, o da ehl-i sünnet mezhebine ait olmaktır. Diğer tali yollar da Allah’a ulaşır, fakat toplumsal parçalanmayı da beraberinde getirir. Bu yüzden cemaat yapılanması sakıncalıdır ve zararlıdır, insanı gerçeği görmekten alıkoyar. Nasıl ki bir ideolojiye körü körüne bağlanmak kabul edilemezse, bir cemaate bağlı kalmak da kabul edilemez. Biz farklılık göstermeyen bütün cemaatlerin üyesiyiz. Ama her dinde ayrışmalar olmuştur maalesef.
Hıristiyanlığın iki büyük mezhebi Katolik-Ortodoks, bizdeki Sünni-Şii-Alevi vs… Bunlar aynı yola gitmelerine rağmen kendilerini başkalarından farklı görmüşlerdir ve “bir” olmayı kabul etmemişlerdir. Birbirlerine üstünlük kurmaya çalışmışlarıdır. Kutsal kitaplarını anlamak istedikleri gibi anlamışlardır.
Bölünmeler mezheple ortaya çıkar ve mürit kazandıkça büyür ve gelişir. Artık bu mezhebe bağlı kişiler de Allah’ı değil, o mezhebin kurucusuna tapmaya başlar. Böylece Hz. Muhammed değil, mezhebin kurucusu öncü olur ve yol gösterir. Bu da Kuran’dan uzaklaşmanın başlangıcıdır ve doğru yoldan sapmadır. Nitekim günümüzün Türkiyesi’nin karşı karşıya kaldığı vaziyet ortadadır.
Mezheplerin oluşmasına yol açan insanlar Kuran’ın bir yerdeki tıkanıklığını gidermek için mi, yoksa insanları doğru yoldan saptırmak için mi farklı bir yolda ilerliyorlar? Bildiğim tek şey, Kuran’ın bir yerde tıkanıklığının olduğunu savunmanın, saçmalığın daniskası olduğudur. Yani Kuran’ı yeniden yapılandırma fikrinin İslam’dan haberi olmayan Müslüman ya da Gayr-i Müslümanların safsatası olduğudur. Bir kere şunu söylemek isterim ki Kuran’ın gerçeğine inmeden, bazı konularda yetersiz olduğunu savunmak gafletine düşmek demek, Kuran’ı doğru tefsir edememek ve Allah’ın kusursuz bir din getirmediğini savunmak demek olur ki bu doğrudan Allah’a saldırmak olur. Son hak dinin İslam ve kıyamete kadar değiştirilemeyecek son kitap Kuran-ı Kerim olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu gaflete ancak cahil ve dinini sömürü aracı olarak kullanan bilinçli yurttaşlar düşer. Bu insanlar Kuran’ı yeniden yapılandırmak fikrini savunurlarken, Kuran’ın çağa ayak uyduramadığının altını çiziyorlar. Bunlara cevabım şu olacak:
Kuran bir ideoloji değildir. Kuran kutsal bir kitaptır. Kafanız attığında değiştiremezsiniz. Kuran, çağa ayak uydurmaz, çağ Kuran’a ayak uydurur. Kuran ancak tefsir edilebilir, değiştirilmez. Değiştirenler olmuştur tarihte. Mesela İncil, Tevrat değiştirilmiştir. Değiştirilmeseydi, Kuran-ı Kerim vahiy edilmezdi. Çünkü her kitap Allah’ın kitabıdır. Allah, “insanlar bunu değiştirir, bu kitabı eksik göndereyim” diye indirmemiştir hiçbir kitabı. Ne yaptıysa insanlar yapmıştır ve her şeyden onlar mesuldür.
Evanjelizm (Evangelism) mezhebini ilk defa Nihat Genç’in “Hattı Müdafaa” adlı kitabından okudum. Arkadaşla yeniden yapılandırma konusunu tartışırken, hemen bunu da yazmam gerektiğini tasarladım. Yukarıdaki paragrafta İncil ve Tevrat değiştirilmeseydi, Kuran vahiy edilmezdi demiştim. Dört tane İncil olduğu söyleniyor. İnsanlar hangisine inansın? Evanjelizm mezhebi de bu değişimin, yapılandırmanın sonucu olarak ortaya çıktı.
Bilindiği gibi Yahudiler tarihte hep zengin olarak bilinir ve halen de öyledir. İlk Hıristiyanlar, yani Ortaçağ’dakiler, yoksul ve fakirdi. Çoğa tamah etmezlerdi. Kıt kanaat geçinmeye çalışırlardı. Mistik bir yaşam tarzları vardı. Kilise bu yaşamı övüyordu. Ne zaman ki Yahudiler Hıristiyanlar ile tanıştılar, işte o zaman Hıristiyanlığı değiştirmeye başladılar. Hristiyanlara zengin olmayı aşıladılar. Hristiyanlığı parayla tanıştırdılar ki Yahudiler bu yüzden sevilmedi, hep dışlandı, hep dışlandı. Fakat zenginliği gören esnek Hristiyanlar kendi dinlerini Yahudilerle birleştirdiler ve ortaya Evanjelizm mezhebi çıktı. Anlayacağınız, ortaya Yahudi Hristiyanlığı çıktı ve böylece iki batıl din birleşti. Yahudiler Hıristiyanların olduğu yerlerde de tüccarlık yapmaya başladılar ve zenginliğin sırlarını kendi yandaşlarına açıkladılar. Böylece fazlasıyla güçlendiler. 20. yüzyıla kadar Avrupalıların Yahudilerden nefret etmesinin kökeni buralara dayanır. İşte günümüzde Evanjelistler yönetiyor ülkeyi, yani Yahudi ve Hristiyan işbirlikçileri. Birisinin malı var mülkü var, diğerinin otoritesi var. İşte İsrail, işte Amerika. Bush’un Evanjelist olduğu söyleniyor. Birbirlerinin arkalarında olduğunu biliyoruz.
Yahudiler Amerika’ya zenginliklerini taşıdı, buna karşılık büyük bir gücü arkasına aldı. Şimdi İsrail’e saldırmayı deneyin bakalım, pişman olursunuz. Amerika’dan tokadı yersiniz. Dolayısıyla İran İsrail halkını lanetli, yok edilmesi gereken bir ırk olarak nitelendirse de İran’ın İsrail’le savaşı İran aleyhine hüsranla sonuçlanacaktır. İran bu neticeyi kestirebildiğinden İsrail’e sadece laf atmakla yetinmektedir.
Sonuç olarak, Kuran’ı yeniden yapılandırmak fikrine katılmıyorum ve bunun Kuran’ı tefsir etmemekle eşdeğer olduğunu düşünüyorum. Bunu savunanlar demek ki Kuran’ın İncil’le ya da Tevrat’la birleşmesini istiyorlar. Çünkü çağı Hıristiyan dünyasına göre düşünürsek, Kuran’ı da İncil’le bir araya getirmemiz gerekir. Yani gelişmiş Hıristiyan Batı dünyasına bakıp, ona göre değiştirmeliyiz kutsal kitabımızı. Bunu ancak Kuran’ı doğru okumayanlar yapar. Ancak batıl dinler istenilen bir biçime sokulabilir. Adı üstünde, “batıl” yani doğru olmayan, çürük, temelsiz olan. Kuran sizi rahatsız ediyorsa, sizi Evanjelizme teşrif etmeye hazırım. Zaten yukarıda size açıkladım ne demek olduğunu. Seçim sizin. Kimse size Müslüman olun demiyor. Ama dindarlar size Kuran’ın değiştirilemeyeceğini söylüyor. Ben dindar değilim ama sizin dediğiniz bana çok uzakta. İşte size tavsiyem:
Allah ile Aldatmak ve Hattı Müdafaa. Bana inanmıyorsanız bu kitaplara bir göz atın. Bunlara göz atmadan da aklınızı kullanarak ulaşabilirsiniz bu sonuçlara. Sadece biraz aklınızı çalıştırın. “İsa gelecek bizi kurtaracak derseniz”, sizinle işimiz var demektir.



