Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

“Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan!” diyordu Mevlâna Hazretleri. Herkesin düşünemediği gibi herkesin yaşayamadığı gibi bir hayattan bahsediliyordu.

Birçok yaşam vardı aslında. Farklı kapıları ardına kadar açar, farklı yarınları içinde büyütür ve zamanı geldiğinde onu olması gerektiği gibi noktalar. Bazen de öyle nedensiz öyle pervasız oluverir ki her şey mümkün mertebe olana hamd etmek gerekir. Yarını bugünden farklı olarak, bugünden daha fütursuz olarak karşılayabilir insanoğlu. İçimizdekini daha da büyüterek, içimizdekine serzenişte bulunarak vuslatı bekler gibi karşılamaya hazırlanırız.

Nusret Özcan’ın Leylâ ve Mecnûn‘u da işte böyle.Herkesin Leylâ’sı herkesin Mecnûn’u elbet farklıdır. Fakat bu kitapta Leylâ ve Mecnûn herkesten, herkesinkinden başka!

Kitap konu itibariyle masumca sevmenin, gönlün en derininden sevmenin ne demek olduğunu öyle bir anlatmıştır ki; insan Mecnûn’a da Leylâ’ya da bir parça oluşturur içinden. Mecnûn’un kendinden geçmesi, Leylâ’nın yanıp tutuşması sizi de yakar ama bu vuslat karşısında insan madden buluşulmamasını pek de önemsemez aslında. Çünkü derinden bağlar o kadar kuvvetlidir ki; Leylâ Mecnûn, Mecnûn Leylâ olmuştur adeta.

Kays’ı Mecnûn yapan Leylâ, güzelliği ile nam salmıştır etrafa. Yazar Leylâ’yı gözünüzün önünde muntazam bir şekilde canlandırır. Leylâ’nın Mecnûn’a, Mecnûn’un Leylâ’ya olan doyumsuz aşkını anlatır. Diğer bir yandan Leylâ’dan geçip Mevla’ya uzanan aşkı -gerçek aşkı- anlatarak var olmanın keyfini, var olmanın gerçek nedenlerini hissettirir.

Bu eseri okurken insanın yüreğinin burkulduğu anlar öyle çok olur ki! Bazen gözyaşları kendiliğinden akar mesela. Gözünüzün önünde sanki Mecnûn sanki Leylâ var da siz uzaktan izliyorsunuz onları… Görmeden, duymadan, dokunmadan Leylâ’nın hayaliyle dolaşmak, yıldızları Leylâ yapmak, semaya el açıp Mevla’ya derdi için şükretmek, sabretmek işlenmiştir satırlara. Okurken ne sıkılırsınız ne de bunalırsınız. Ortak olursunuz dertlerine.

Bu dünyada olmayanı ebediyete taşımak amacıyla dualar yükselirken arşa içiniz acır, üzülürsünüz… Ama yinede Leylâ’nın Mecnûn’u Kabe’ye dönüp semaya el açar ve acısının arttırılması için feryatlar eder. Bilir Mecnûn buradaki ayrılığın geçici bir süreç olduğunu.

Önyargı ile yaklaşıp bilinen bir hikayeyi okumak pek sıcak gelmemiş olsa da başlarda, yazarın kitabını elinize aldığınızda ne okuduğunuzu tam olarak anlayabiliyorsunuz.

Yazar sanki Leylâ, sanki Mecnûn.

Yazar Leylâ ve Mecnûn’unu eserinde çok güzel tasvirlerle anlatmıştır. Yani birçok tasvir karşısında şaşırıp kalabiliyorsunuz. Bir solukta okuyup derin düşüncelere kendinizi bırakırken işin özünü şöyle noktalarsınız:

“İş Leylâ değil! İş Mevla!”

Böyle bir sabır karşısında aşk beşeriden alınarak ebediyete uzanıyordu masumca. Kavuşmak diğer aleme kalıyordu ızdıraplarla. Son olarak; ayrılıkları düğün gibiydi, ayrılıkları şen şakrak…

Leylâ’ydı bir mezar başında ağlayan, Mecnûn’du Leylâ’dan geçen…

“Bizler ayrılıktan bahsettik, Mecnûnsa vuslattan!!!”

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Aşk Üzerine
    Âlem bir aşk için yaratılmış ve aşk imiş her ne var ise âlemde… Evet tam da böyle, sözde geçtiği ...
  • Ölüye Yazılan Yazı
    Ölüm yıl dönümün kutlu olsun(!).  Biraz erken oldu farkındayım ama sana dair yazmak geldi içimden. B...
  • Sensizliği Bana Sor
    Zaman ayrılığı gösteriyor sevgilim, farkında mısın? Tam beş yıl olmuş seni sevmeyeli. Unutmadım, unu...
  • Bin Muhteşem Güneş – Khaled Hosseini
    1960'ların sonu. Afganistan, Sovyetlerin etkisi altında. Bir tarafta Komünizmin, diğer taraftaysa şe...
  • Ve
    Genç adam, elini trenin bir türlü açılmayan camında gezdiriyor, camı açmanın, içerideki sevdiğine so...
- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?