Dünyada alanında bağımsız uzman tarihçilere danışılsa, en eski uygarlıklar sıralamasında muhakkak ki ilk sıralarda Türk tarihi de yerini alacaktır. Türkler tarihleri boyunca coğrafyadan coğrafyaya destanlar yazmış, yaptığı fetihlerin yanında kültürel olarak da gittikleri coğrafyalardaki kavimlerle kültür alışverişine girmişlerdir.
Tarihi destanlarla dolu Türk milleti, bu binlerce senelik tarihin içerisinde hiçbir zaman boyun eğen tarafta olmamış ve hep başı dik olarak düşmanlarıyla çarpışmıştır. Bitti denildiği anlarda bile tarihinin vermiş olduğu büyük bir azimle düşmanlarına Anadolu topraklarını dar etmiştir. İşte bizi biz yapan değerlerin başında bu bağımsızlıkçı ruhumuz gelmektedir.
Bugün maalesef dünyada küreselleşme denen ölümcül virüsün de etkileriyle gençler televizyon ve internet vasıtasıyla bir uçuruma doğru sürüklenmekte ve geçmişini eskisinden daha az önemser duruma gelmektedir.
Gençler bu yeni sosyal ağlar sayesinde dünyaya daha çabuk kaynaşıp farklı kültürlerin özelliklerini hızlıca kapmaktadırlar. Ülkemizde ezbere dayalı ilerleyen Milli Eğitim düzeni sayesinde gençler ülkesinin kültürünü, toplumsal ve ahlaki değerlerini ezbere dayalı bir şekilde öğrenmekte ve bunu hayatın içerisinde uygulayabilecek bir düzende ne aile içi ne de okul içerisinde fırsat bulmaktadırlar. Gençlerin, milli bir bilinçle kendi kimliklerine sahip olmaları, yaşadıkları bölgenin coğrafi ve kültürel yapısına uygun hareket etmeleri gerekirken, gençler bugün yeni nesil tek tip yaşam anlayışı içerisinde yaşamayı tercih etmektedirler.
Bugün dünya tek kültürlü bir yapıya doğru sürüklenmek istenmektedir. Fakat bu beraberinde toplumsal yozlaşmayı da getirmektedir. Gençler televizyon ekranlarında gördükleri insanlar gibi yaşam taklidi içerisinde benliklerini kaybetmekte ve gelip geçici heveslerin kurbanı olarak yok olup gitmektedirler.
Bu benliğin yok oluş sürecine maalesef eğitim düzenimiz çanak tutmaktadır. Gençleri akla, mantığa, araştırmacılığa, öğrenmeye itmeden, ezbere dayalı eğitim sistemimiz gençlerin içindeki tüm öğrenme heyecanını yok etmeye yönelik olarak faaliyet göstermektedir.
Gençliğimiz tarihlerini ezbere öğrenmekte ve neden sonuç ilişkisine bakmadan temeli sağlam olmayan “milliyetçilik” fikrine tutularak geçmişteki en büyük düşmanlarını sözde öğrenip, özde ise tamamen onların kültürüne doğru sürüklenmektedirler.
Ülkemizde yüz binlerin vatan müdafaası adına gözünü kırpmadan ölüme atladığı Çanakkale’ler, Dumlupınar’lar, Sakarya’lar ve diğer cephelerde nelerin yaşandığını ve ne amaçla bu kadar kanın döküldüğünü idrak edemeyecek milyonlarca genç yaşamaktadır.
Dünyanın tek tip insan modeline doğru sürüklendiği bir ortamda gençlerimizin bu topraklarda milli bilinç ile yetiştirilmemesinin getirdiği sıkıntılar neticesinde batının ülkemiz adına oynadığı tüm oyunlar da “ver-gitsin, sat-gitsin, kurtul-gitsin” tipi fikirlerle vatan müdafaasının önemini anlamadan yaşayan gençler, bizlere geleceğin ülkemiz adına pek de parlak bir şekilde gelmeyeceğinin kanıtını göstermeye çalışmaktadır.
Özellikle ülkemizdeki yabancı dilde eğitim veren okulların sayısı arttıkça kendi dilinde düşünemeyen, eğitimini aldığı binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerin dilinde bilimsel olarak düşünmeye ve öğrenmeye çalışan gençler, kendilerine olan özgüvenlerini kaybetmekte ve bu zorlu dönemi ezbere dayalı öğrenme yoluyla çözmeye çalışırken, bilim adına da hiçbir varlık gösterememektedir. Batı dillerinin, özellikle de İngilizcenin teknikbilim alanında yaygın dil olarak kullanılması münasebetiyle, gençlerde Türkçe kelimelerin kullanılması gün geçtikçe gerilemekte ve artık internet üzerinden bilgi paylaşımının yapıldığı ortamdaki yazışmalarda Türkçe karakterdeki kelimeler neredeyse kullanılmaz hale gelmiştir. Bugün birçok genç alfabenin harflerini sıralarken bu karakterleri es bile geçmektedir.
Dünyada bilgisayar teknikbiliminin yazışma kodlarında kasıtlı olarak Türkçe kullanmaması sebebiyle gençler ister istemez “ç,ğ,ı,ü,ö” gibi Türkçe harfleri yutarak bunların İngilizce karşılığını kullanarak kendi dillerine ihanet etmeleri sağlanmaktadır. Hatta birçok alanda artık Türkçemize “q,w” gibi harfler de sokularak Türk dili katliamını büyük bir hızla yaygınlaştırmaktadır.
Özellikle dünyayla kaynaşma adına hiçbir harfini ve yayın akışını değiştirmeden ülkemize getirilen yabancı kaynaklı televizyon kanalları sayesinde gençler o ülkelerin kültüründeki olan bitenleri seyredip kendi coğrafyasında başka kültür ile yaşamaya çalışarak milli benliğini yok etmeye çalışmaktadır.
Maalesef Türk gençliği “Küreselleşme” adı altında yapılan sömürgeleştirme çalışmalarında bir denek olarak kullanılmakta ve yozlaşmaya doğru sürüklenmektedirler. Bu milli benlikten uzaklaşma sadece şehirde yaşayan gençlerde değil, televizyon kültürü sayesinde en kırsal kesimlere kadar ilerlemekte ve zehrini yaygınlaştırmaktadır.
Yukarıda şu ana kadar anlatılmakta olan -üzülerek söylemek gerekirse- gerçeğin ta kendisidir. Gençliği bu durumdan kurtaracak olan milli bilinci tam olan bireylerin gayretleri ile hazırlanacak olan Türk ulusunun kurtuluş reçetesini oluşturacak Milli Eğitim sistemimizin derhal elden geçirilmesi, gençlerin Türkçeye karşı ilgisinin arttırılması ve bu konularda Türkiye’nin her yerinde seminerler verilmesi öncelikli hedeflerin başında yer almalıdır.
Özellikle aile içi eğitimde bilinçli bireyler çocuklarının dış dünyaya açılımını sağladığı internet ortamlarında onlara Türkçe kullanmaya teşvik edici telkinlerde bulunarak gençlerin tüm gerçek ve sanal yaşam alanlarında kendi dil ve kültürlerini kullanmaları konusunda gayretler göstermelidir.
Türk ulusu sadece elde bayraklarla ulusal günlerde statlara koşarak milli bilinci yaşatamayacaktır. Bu milli bilinç savaşı topyekûn tüm cephelerde verilmelidir.


Türk insanının kendini bulma çabasında tutunacağı ilk dal dili olacaktır.Türk Dili’ne sahip çıkmadan, Türkçe konuşmadan isterseniz dünyanın en büyük bilim adamlarını yetiştirin.Faydası olmaz.
Türkiye, dünyanın en gelişmiş ülkesi bile olsa, diline sahip çıkmadığı sürece değerlerine sahip çıkamaz.Değerlerine sahip çıkmazsa, gençlerimiz yozlaşır ve bozulur.
Türk Dili’ne sahip çıkmadan Türk Milliyetçiliği yapmak, fener olmadan mağaraya girmeye benzer.Önünüzü göremezsiniz.Nereye çarptığınızı bilemezsiniz.Sürüncemede kalırsınız.
Türk Dili’ne sahip çıkmayan birisi Türk olamaz(?).Milliyetçilik, siyasetle ilintilendirilmiş, çarpıtılmış ve şekli şemali değişmiş bir değerler bütününe verilen ad oldu artık.Benim gözümde Türk Milliyetçiliği dilde başlar.Diline sahip çıkamazsan, yarın var olacağının garantisi yoktur.Yarın yoksan, dünyanın öbür ucundaki Türklere de sahip çıkman imkansızlaşır.Önce, kendi değerlerini garanti altına almalısın.
Türkçülük, Türk Milliyetçiliği, Pantürkizm, Turan …Tüm bu fikir akımlarının temelinde dil olmalıdır.Bu vakte kadar olmamıştır.Ama artık olmalıdır.
Türkçe için çalışma yapan bir bilim adamının gider elini öperim.Türk Milliyetçiliği yaptığını söyleyen ve sağda solda nutuk atan çığırtkanların yüzüne bakmam.
Saygılarımla.
[bu yoruma cevap ver!]