Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

06042510Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili herkesin söyleyecek bir lafı vardır. Kimi beyni küçükler, onu dinsiz imansız bir adammış gibi gösterirken, kimileri onun devrimlerini özümsemiş ve ona hayran kalmışlardır. Mesela, bu konuda ekranda Fatih Altaylı’ya “Atatürk’ü sevmediğimi söylemem suç teşkil etmeyecekse, onu sevmediğimi söylemek istiyorum.” diyen ve Humeyni’den övgüyle bahseden ve neredeyse “Allah ondan razı olsun.” diyecek kadar onu bağrına basan türbanlı kız  “dinli imanlı” bir adam olan Humeyni’yi “dinden imandan bihaber” gibi gördüğü Atatürk’e tercih etmiştir. Humeyni’yi seven bu kızımıza “Abdullah Gül benim cumhurbaşkanım olamaz.” diyen Bekir Coşkun’a “O zaman bu ülkede yaşama kardeşim.” diyen Recep Tayip Erdoğan’ın cevabıyla mukabele edecek olursak  “O zaman İran’da yaşa dindar(!) kızım.” demek geliyor içimden.

Bir insan, Atatürk gibi bir değere sahipken bile ona sırtını çeviriyorsa, biraz oturup düşünmesi gerekir. Bu kızımız kendi değerine yabancıdır ve onun bol bol tarih kitabı okumaya ihtiyacı vardır. Kızımızın Avrupalı devletlerle ilgili söyledikleri ise ayrı bir yazı konusudur. Atatürk imanı yüksek bir insan olmasa da dinimizi hurafelerden arındıran ve onu toplumdan ziyade şahsa indirgeyen ve dinin menfaat aracı yapılmasına engel olan bir zattır. İşte bu türbanlı kız ve şürekâsı Atatürk’ü dinsiz imansız biriymiş gibi göstermekten çekinmemektedirler. Oysa ikinci gruptakiler Atatürk’ü adam gibi anlatanlardır. Turgut Özakman bunlardan birisidir. Cumhuriyet adlı üç filmlik seride Atatürk’ü enine boyuna anlatmıştır. Ayrıca Şu Çılgın Türkler, Diriliş ve Cumhuriyet adlı seri olarak yayımlanan üç kitapta Atatürk’ü layıkıyla anlattığına inanıyorum. Bu arada Turgut Özakman Dersimiz Atatürk diye bir filmin senaryosunu yazacakmış. Can Dündar’ın çektiği ve hazırladığı bir belgesel olan Mustafa’yı ve Zülfü Livaneli’nin çektiği Veda filmini Atatürk’ü anlatan yetersiz çalışmalar görüp bunlardan tatmin olmadığı anlaşılıyor Turgut Özakman’ın. Bu filmi merakla bekleyenler arasındayım. Daha sonra bu üç filmi alıp mukayese edeceğim.

Geçenlerde Truva Yayınları’ndan çıkan Mustafa Kemal’den Atatürk’e isimli eseri bitirdim. Eserin müellifi Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul. Bu eser yazarın Atatürk’ten Hiç Yayımlanmamış Anılar’dan sonraki ikinci çalışmasıdır.

Atatürk’ün bir dahi olduğunu bu kitapla birlikte daha iyi anladım. Zorluklardan yılmayışı, her daim iyimser oluşu, geniş ve ince ayrıntısına kadar düşünmesi, hiçbir şeyi oluruna bırakmaması, inatla çalışması, kimsenin inanmadığı düşünceleri hayata tatbik etmesi, daha asker okulundayken kafasında tasarladığı fikirlere 20–25 yıl sonra hayat verecek kadar ileri görüşlü olması, açık görüşlü olması, görüşlerini yakın arkadaşlarıyla paylaşmaktan çekinmemesi, daha asker okulundayken kafasında oluşan fikirleri ölümüne dek savunması, Çanakkale Cephesi’nde gösterdiği inanılmaz başarı ve Alman General Limon Van Sanders’in bile bu başarıya şapka çıkartması, üst rütbeli insanlardan alkış alacak kadar büyük başarılara imza atması, milletin esarette kalmaktan kurtulup hürriyete kavuşmasından başka yüce bir ülkü edinmemesi, II. Dünya Savaşı’nı tahmin edecek kadar kehanet sahibi olması, sınıf arkadaşı Ali Fuat Cebesoy’la ve birkaç arkadaşıyla daha birlikte dergi çıkartması, sadece düşünceleriyle yaşamaya alışmış bir filozof kadar fikir sahibi ve İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet kadar da bir fatih, askerlik mesleğinden istifa edip milletin arasına karışan ve padişaha kafa tutan korkusuz bir lider, başarılarından dolayı Enver Paşa’nın kıskandığı, çekemediği bir kişi, Enver Paşa gibi Turancılık yanlısı politikaları kafaya takan hayalperest bir insandan çok realist bir önder, saçma idealler veya boş hayaller peşinde koşmayan tamamen gerçekçi bir zat, bütün yetkileri eline almaktan hiçbir zaman çekinmeyecek kadar sorumluluk sahibi bir insan ve bir o kadar kendinden emin, büyüklük taslamayan ve yaptıklarıyla kendisini anlatan bir asker, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle halka kurtuluş ümidi aşılayan ve hiçbir zaman ümitsiz olmayan pozitif bir insan, içerde ve dışarıda düşmanlar olmasına rağmen milletini düzlüğe çıkartabilmeyi başarmış bir kişi, Fransızca’yı ana dili gibi bilen biri, Türkçe’ye çok hâkim, harf inkılâbı gibi büyük bir inkılâbın öncüsü, halkın moralini çökertmek için Nevzat adlı bir gazetenin Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda uçaklarla milletin üzerine Atatürk’ün öldüğü yalanını içeren gazeteler atmasına sebebiyet verecek kadar etki sahibi olması, Türk milletini hiçbir devletin kölesi haline getirmemesi, halkına tamamen güvenmesi… Bunları daha da genişletebiliriz. Atatürk’ün bir dahi olduğunu bu kitapla birlikte bir kez daha anlamış bulunuyorum. Haldun Taner bu gerçeği çok güzel bir şekilde ifade etmiş: “Atatürk, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan dâhiler soyundandı.” Ve biz bu değerimizin değerini anlayamadık, değerimizi yaşatamadık. Atatürk’ü İstiklal Marşı sevgisiyle bağdaştırdık. Oysa onu kalbimizde yaşatan fikirleri ve yaptıklarıdır. Atatürk sıradan bir insan değildir. Onu sıradanlaştırmak, onu anlamamaktan ileri gelir. O bir peygamber değildir, ama onun varlığı bir mucizedir. Tarih nice liderler yetiştirmiştir sonradan diktatör olan, fakat o tahakküm eden değil halkın sevgisini kazanan bir liderdir. Bu arada Enver Paşa’nın Atatürk’ün başarılarını kıskandığını da bir kez daha belirtmek isterim. Ancak şu da var ki Yurdakul Yurdakul Enver’in Atatürk’ü kıskanmakla birlikte onun önüne geçmeye, ona pusu kurmaya çalışan bir kişi olmadığını sözlerine ekliyor. Anlayacağınız Enver Paşa Atatürk’e ne destek oldu, ne de köstek.

Kitabı çok akıcı bulduğumu belirtmek isterim. İnce bir kitap, ama içi dolu olan bir kitap… Kitabın Atatürk’e olan bakış açınızı değiştireceği ve böylece ona hayranlık duygunuzun daha da kuvvetleneceği kanaatindeyim. Ufkunuzu genişletebilecek bir eser… Yazar Atatürk’le ilgili çıkan, basın açıklamalarına göre, 3000 eserden önemli bulduklarını okumuş ve kitabına vücut verirken daha çok o dönemde yaşamış insanların anılarından istifade etmiş. Dolayısıyla siz bu kitapla birlikte hemen hemen birçok kitabı da okumuş bulunacaksınız. Yazar daha çok Atatürk’ün sınıf arkadaşı Ali Fuat Cebesoy’un eserlerinden iktibas etmiş. Ali Fuat Cebesoy’un Atatürk’ü anlattığı bölümleri çok değerli buluyorum. Bir de yazar bazı alıntılardan sonra araya girip kendi düşüncelerini belirtiyor. Dikkatimizi olayın büyüklüğüne, daha çok Atatürk’ün büyüklüğüne, yönlendiriyor.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Muasır Medeniyet Fenerleri
    Günümüzde ulus bilincini taşıyan toplumların yegâne arzusu, küreselleşmiş dünya düzeninde tutunabilm...
  • Çoklu Beyin
    Hatırladığım kadarıyla hiç Büyük Patron tanımadım. Ama ben ticaretin farklı bir beyine ihtiyacı oldu...
  • Dindar Atatürk
    Mustafa Kemal Atatürk, askeri ve siyasi kişiliğinin yanı sıra, ahlakı ve İslam dinine verdiği önemle...
  • Paradigmanın İflası
    [caption id="" align="alignright" width="200" caption="Bu kitabı satın almak için kapağa tıklayın."]...
  • Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
    Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk İmamı Âzam Ebu Hanîfe adlı eserinde hiç karşılaşmadığımız bir benzet...
- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?