Geçmişten bugüne hastalıklar, savaşlar, isyanlar, ölümler gibi on binlerce üzüntüyle yüz yüze gelen insanoğlu,
mutsuzluğun ne olduğunu adım adım yaşayarak öğrendi. Her mutsuzluğun ardından yeni umutlar vaat edildi insanoğluna. İnsanoğlunun yaşadığı mutsuzluklara çok üzülen büyük insanlar, onların mutsuzluğunu bir gölge gibi arkalarında saklayacak mutluluklar yarattılar. Her dönemde değişti bu mutlulukların şekli, boyutu, ölçüsü. Bazen güzel bir yemek, bazen keyifli bir sohbet, bazense sadece huzurlu bir uyku…
Fakat insanoğlu değişti, gelişti, modernleşti. Işıklı kalabalık caddeler, göz alıcı vitrinler, gökyüzüne nispet yaparcasına yükselen gökdelenler… Tüm bu güzellikler arkasında, tıpkı insanoğlunun ardında gizlediği mutsuzluk gibi tenha, loş sokaklarını gizledi. O gizlemeye çalıştıkça, onlar daha kızgın, daha öfkeli ve var olduklarını belli edercesine daha çok suçla kendilerini gösterdiler. Modern insanın mutluluk isteği, tenha sokakların yaşam isteği, arada kalmışlıklar, korkular… Modern insan artık yalnız ve güvensizdi. Işıkların parıltısı arttıkça korkusu daha çok arttı. Bir anlık hazzın ardından yüzleştiği hüzün, modern insanın mutlu olma arzusunu daha çok tetikledi. O küçük mutluluk umutlarına büyük korkular ekleyen modern insana, anlık zevk veren her şey gün geçtikçe mutluluğa giden yolda, büyük süslü bir anahtar oldu.
O gizlemeye çalıştıkça, her gün daha fazla korkuyla yüzleşti fakat istediği bu değildi. O, mutlu olmalıydı. Düşünmek hatta bazen konuşmak istemedi. Karşısından gülümseyerek geliyordu çocukluk arkadaşı. Hayır! Konuşmamalıydı, kim bilir belki de artık o bir düşmandı. Evet, hemen güzel bir kadın gibi büyüleyici görünen ışıklı bir caddedeki herhangi bir mağazaya gitmeliydi. Kapıdan içeriye adım atmadan önce ve zihnini kurcalayan her şeyi oracıkta bırakmıştı artık güvendeydi. Nasıl söyleyebiliriz onun yalnız, mutsuz, korku dolu olduğunu. Her köşe başında kim ve ne olduğunu umursamadan şefkatle onu kucaklayabilecek niceleri, kapılarını açmış içeriye girmesini bekliyordu…
- Yazının başına dön!Rengim Sine
Yazar Hakkında

- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Demokratik İrade
- Kördüğüm
- OSHO, Hayalpereset Embesillerin Kahramanıdır.
- İlişkilerin Temelinde EMPATİ Yatar
- Hayat sınav mı? Sınav hayat mı?
- Ya Bizsek Anormal Olan?
- Dünya Kupası’na Doğru : Grup B
- Sıradan Bir Gün
- Bir Dünya Şampiyonu: Rubin “Hurricane” Carter
- Adından Bahsedilen Bir Yönetmen Olmak Ya da Olamamak
- On Yedi…
- Türkiye Türkçesi ve Türkçe
- Harikalar Diyarındaki Alice
- Welkom de Heer Hiddink!
- Bugün Bayram Mı Dediniz?
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!




güzel bir yazı olmuş, çok beğendim. tebrik ederim .
[bu yoruma cevap ver!]
Güzel bir konuya değinilmiş.Beğenerek okudum.
Tebrikler
[bu yoruma cevap ver!]