Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Kanalları karıştırırken Avrasya TV’de Veryansın programına denk geldim. Nihat ağabeyimiz sahneye çıkınca, akan sular duruluyor. Başka hiçbir kanalı açmıyorum. Kilitleniyorum ekrana. Onunla beraber heyecanlanıyorum, gözlerim yaşarıyor. Nihat Genç bu toprakların çocuğudur. Anadolu’nun kokusunu o bizden daha iyi tanıyor. Kendi memleketlerini gezmekle birlikte Ortadoğu ülkelerine de seyahat ediyor. Üzerinde yaşadığı toprakları ve Müslüman ülkelerindeki vaziyet-i umumiyi iyi biliyor, idrak ediyor.

Nihat Genç sıra dışı ve asabi üslubuyla dikkat çekiyor. Bazen öfkesini kusuyor, bazen gözlerinden yaşlar damlıyor, bazen fıkralarıyla ve hikâyeleriyle güldürüyor, güldürürken düşündürüyor. Yalnız, sinirli anlarında ortamı inim inim inletiyor. Veryansın programının sunucusu Lale Şıvgın’ın yerine koyuyorum bazen kendimi. Lale Şıvgın istifini hiç bozmuyor, dikkatlice karşısındaki konuğu dinliyor. Ben olsam, yazarın sinirli anlarında yazarla göz göze gelmemeye çalışırım. Sanki o hiddet, o öfke bana çarpıyor, sanki bana vuruyor. Nihat Genç’in sivri dilinden nasibini alanların suratlarını görmek isterdim. Ben bile o tokadı kaldıramazken, doğrudan şamarı yiyenler acaba Nihat Genç’i dinlerken ne düşünüyorlar, nasıl bir psikoloji içerisindeler? Merak etmiyor değilim doğrusu. Nihat Genç’in iddialarına cevap veremediklerine, sustuklarına göre, ya onu dinlerken kulaklarını tıkıyorlar ya da utancından kızarıyorlar.

Bu yazımda Nihat Genç’i pek övemeyeceğim. Çünkü çok karamsar bakıyor dâhilde ve hariçte olup bitenlere. Kapkaranlık bir dünya geliyor ve getiriyor gözünün önüne. Özellikle Ergenekon soruşturması kapsamında çok karamsar ve müteessir olduğunu açıkça belli ediyor. Hiçbir kanıt, belge bulunmadan içeri tıkılan Ergenekon zanlılarının yok yere hapislerde çürüdüğünü, çürütüldüğünü üstüne basa basa vurguluyor. Ele geçirilen bombaların, silahların Ergenekonculara suç isnat etmek isteyen kişiler tarafından bilinçli olarak zanlıların evine koyulduğunu ima ediyor. Bana göre, Nihat Genç Ergenekon operasyonuna çok karamsar bakıyor. Ben bazı tatsız olayların yaşandığını kabul ediyorum, ama bu Ergenekon operasyonunun büyük bir girişim olduğunu reddediyorum anlamına gelmez. Ben daha olumlu bakmaya çalışıyorum. Mesela ne tür olumsuzluklar oldu? Bunları bir sayalım: Birincisi Kuddusi Okkır yargılanmadan son yolculuğuna uğurlandı; ikincisi, neyle suçlandığını bilmeyen kişiler içeri tıkıldı; üçüncüsü bazı şahıslar günlerce, bazıları aylarca gözaltında tutuldu; dördüncüsü, birileri tarafından telefon kayıtları dinlendi ve özel yaşamın gizliliği ilkesine müdahale edildi; beşincisi, insanların neyle itham edildiklerini bilememesi ve daha ziyade iktidarı eleştirenlerin “kodes”e tıkılması veya nezarete alınması Ergenekon operasyonu çerçevesinde şüphelere yol açtı. Şu anda bu kadarı aklıma geliyor. Aslına bakarsanız kötü giden hadiselerle iyi gidenleri kıyasladığımızda kötü dediklerimizin iyi dediklerimize tur bindirdiğini fark edersiniz. Maalesef tamamen düzgün gitmiyor bu “asrın soruşturması” diyebileceğimiz soruşturma. Ağır aksak, eksik artık yürüyor, yürütülüyor. Peki, olumlu tarafları ne oldu? Mesela gerçekleşmesine ramak kalmış darbenin günlükleri, Sarıkız ve Ay ışığı, ifşa edildi. Bu darbecilerin kirli çamaşırları ipe serildi. Neler yapmayacaklarmış ki? Bir kere meclisi feshedeceklermiş, yani sadece AKP değil CHP de bu işten nasibini alacak. Asker yönetecekmiş ülkeyi 1980 dönemi gibi. Gümrük mallarına sınırlama getireceklermiş, yani Türkiye ile Batı’nın ilişkisini kısmen kesecekler. Ülkemiz zaten darbeden çekeceğini çekti. İyi ki olmadı böyle bir darbe. Yoksa tarih tekerrür edecek, ülkemiz yirmi-otuz yıl geriden takip edecekti dünyayı. Zaten gelişmekte olan bir ülkeyiz; darbe olsaydı her halde “gelişmesi durdurulan ya da makinesinde bir arıza çıkan” bir ülke konumuna geçerdik.

Ben mi iyi niyetle, pozitif bakıyorum olaya, yoksa Nihat Genç mi çok karamsar bakıyor? Yoksa pozitif bakmak istediğimden mi karamsar olamıyorum? Kendimi mi kandırıyorum? Yoksa iyi şeyler olduğuna mı inanmak istiyorum? Yoksa Çetin Altan gibi “enseyi karartmamalı” mıyız? Artık bu sorulara siz cevap veriniz.

Hukuk devletiysek, sözde değil özde bir hukuk devletiysek inanmalıyız, inanmak zorundayız. Yoksa hep kuşku duyarak nasıl yaşarız, nasıl mutlu oluruz? Belki Nihat Genç daha çok şey biliyor, duyuyor. Ama bu ülkedeki gazeteleri okuduğumuzdan şüphem yok. Peki, daha başka neler var, ne tür işler dönüyor, gerçekten amaç AKP’nin ulusalcıları susturup ülkenin tamamında kendi hâkimiyetini kurması mı? Nedir amaç? Kim bize doğruları söyleyecek? Bir sürü kitap yazılıyor bu soruşturma hakkında. Hangisine güveneceğiz? Biri diyor İstanbul Boğazı, diğeri diyor Çanakkale Köprüsü.

Aldığım son haber AKP’yi eleştirenlerin son zamanlardan dilinde pelesenk olan HSYK ile ilgiliydi. Meğer Ergenekon savcıları yerlerinden alıkonmayacaklarmış. Hani iktidarı eleştirmek için eleştirenlere duyurulur. Çok mu iyimserim sizce?

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Köpekleşmenin Tarihi
    Nihat Genç ile yola devam diyorum. Köpekleşmenin Tarihi, yazarımızın okuduğum altıncı kitabı. Hepsin...
  • Veryansın
    Nihat Genç’in Veryansın adlı son kitabını bitirdim bugün. Veryansın, yazarımızın SKY Türk’teki konuş...
  • İntihal Vakaları
    YGS’de şifre skandalından sonra ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında haberler yapılmaya devam ediliyor. A...
  • Anadolu Yazarını Dinliyor
    Nihat Genç bir kitabıyla daha okurlarının karşısına çıktı. Bu seferki durağım yazarın son kitabı “An...
  • İşgal ve Direniş: 1919 ve Bugün
    Hulki Cevizoğlu’nun okuduğum ilk kitabı İşgal ve Direniş: 1919 ve Bugün, Ceviz Kabuğu Yayınları’ndan...
- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?