Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Burada nerede diye sorduklarım gerçekten Müslüman gibi, hümanist, olumlu, vicdanıyla düşünebilenlerdir. Madem İslam’ın bu kadar iyi bir din olduğunu savunuyoruz. Nerede bu “Müslümanlar?” Şöyle bir haberlere bakan herkes bu “Müslümanların” yönetim katında olmadığını açıkça görebilir.

Geçtiğimiz aylarda Bilkent Üniversitesi öğrencisi 7 gencin ölümünü ardından Başkent Doğalgaz’ın genel müdürünün yaptığı açıklamada söylediği kelimeye bakınız; “Belden üstü çıplaktı!” Vakit Gazetesi’nin haberi işleyiş şekline bakın; “Yılbaşı kutlaması yapıp içki içen gençler hayatını kaybetti.” Şimdi anladınız mı neden “müslüman” aradığımı.
Neymiş, yılbaşı kutladıkları ve içki içtikleri için öldükleri ima edilmiş. Ayıptır. Ölmüş insanların arkasından bu tartışmalar da ne demek oluyor.

Sen bu konuları açarak sorumluluktan kaçacağını mı sanıyorsun. Zaten istifa etmişti. Şaşırtıcı!

Ne gaflar yapanlar hala koltuklarında(!). Bir de kendini savunuyor. Vay efendim ben oradaki acıklı ortamı anlatmak için öyle demiştim. Acıklı ortamı anlatmak için belden üstü açık demek nedir ki? Böyle mi anlatılır.

Hadi diyelim gerçekten art niyeti yoktu. O zaman ne diye habire cumayı kaçıracağım, bugün cuma çok soru almayalım. Ne diye sürekli cuma olduğunu vurguluyorsun. Ondan sonra açıklamalarım saptırılmış diyor. E sen böyle konuşursan saptırılır. Sen bu makamdaysan ve politika kökenliyim diyorsan bunlar ne? Biraz politik olmayı becer bari. Ama o da yok bizim yöneticimizde. Bu kişilerin böyle yerlere gelmesi ülkemizdeki durumun vehametini gösteriyor.

Bir şeye de hümanist bakın dişimi kıracağım.

Sonra MHP’de bilmem nerenin il başkanı çıkıp Hadise’yi Eurovision’a yollayanların günaha girdiğini söylüyor. Sinirimden gülüyorum vallahi. Senin ne haddine neyin günah olup neyin günah olmadığına karar vermek.  Ayrıca her şeye bu günah, bu değil diye etiket takmak ne oluyor?

Sanane!

Bunu ne zaman kavrayacağız? Kendimize uymayan şeylere müdahale etmememiz gerektiğini, keyfimize, inancımıza göre insanları yargılayamayacağımızı, herkesin kendi hayatını yaşadığını ne zaman kavrayacağız.
Önceki “Toplum mu? Hadi Canım Sen de” adlı yazımda da bahsetmiştim. Bu konularda yazı yazmak istemiyorum gerçekten ama bu kadar teşvik olmaz ki? E, Türkiye’de hiç mi güzel bir şey olmuyor derseniz… Oluyor olmasına da fırsat mı veriyorlar!

Herşeyi dine bağlayarak düşünmeyelim lütfen. Biraz özgür bırakabilelim zihninizi. Herşey din değildir. İnsan olarak düşünün. Din olarak değil. Ayırmayın, çarpıtmayın, mantıklı olun, vicdan sahibi olun, beyninizle düşünün, çükünüzle değil. Bir saniyeliğine bütün etiketlerinizden, size yüklenenlerden sıyrılıp, sadece insan olarak düşünün.
Bu dünyada yaşayan bütün insanların tek ortak noktası bu; İnsan olmaları.

Ama biz hala bunun farkına varamadık. Aksine daha da kötüye gidiyoruz.

Herşey ve hiçbir şey bize bağlı. İlahi güce filan değil.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 8 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • Tayfun Malkoç diyor ki:

    tebrikler, yazdığın her bir satıra katıldım. beynine sağlık.

  • Kimyon diyor ki:

    Teşekkür ederim…

  • Hakan Celep diyor ki:

    e kimyoncum, etrafında kaç müslüman var da bu kadar ağır eleştiriyorsun? hangi müslümanı yakinen tanıdın ki bu yakarışda bulunuyorsun? mevlana dünyaya hoşgörü timsali değil miydi? müslümanların bile okumaktan imtina ettiği infial yaratma amaçlı bir gazete olan vakit’le mi görüşlerinin şekillendiği yada sesi olduğunu düşünüyorsun? çok yanlış.
    herşeyi dine bağlamak, bağnazlık ve aydınlanma öncesi hristiyanlığından farksızdır. o yüzden yanlıştır. islamı veya müslümanları da bu müslümanlara indirgemek ya da sözcüsü gibi görmek hitler’i marx’ın sözcüsü gibi görmek demek. ne de olsa hitler de bir yerinden sosyalist di’mi?
    kimyon, bir insanın dindar olması o insanı ilgilendirir, ne beni ne seni. cumaya gidip inancının gereğini uygulama hakkı olmalı.
    ben, burada müslümanlara yapılan haksız genellemeye karşı çıktım. parmakla işaret edilen bir musevi, hristiyan, evanjeilk,budist, agnostik de olsa farketmeyecekti. ve ben naçizane şunu söylemek istiyorum. bir grubu veya ortak paydayı vurgularsak böyle, ülkeyi kamplara ayırırız. ben de şöyle mi söyleyeyim yani; bak kemalistlere büyük adamı putlaştırarak bayağılaştırdılar. ben bayağılaşırım. bize bir faydası olmaz zannımca.

  • Hakan Celep diyor ki:

    burası bir tartışma ortamıdır. söylediklerimi kişisel algılama kimyon. tartışarak daha iyi yerlere geleceğiz. ben fazla düşünürüm kelimeler ve cümleler hakkında.
    voltaire’i hatırlayacak olursak, söylediklerine katılmayabilirim ama söyleme hakkını hayatım pahasına korurum.

  • Kimyon diyor ki:

    Kesinlikle anlıyorum ve hayır bunları kişisel bir mesele olarak algılamıyorum.
    Benim bu yazıda vurgulamak istediğim önemli kurumların başlarından bulunan ve kanaat önderi olan kişilerin olaylara bu kadar sığ yaklaşmasıdır. Herkesin gözünün önünde olan kişilerin böylesine düşüncesizce sözler etmesidir beni kızdıran. Hani maçlardan sonra herkes teknik direktör kesilir ya. Onun gibi. Bir olay olduktan sonra herkes din alimi gibi çıkıp saçmalıyor. Zaten bu yüzden dinler bir nebze de olsa yozlaşmıyor mu?
    Vakit gazetesini örnek göstermem gazetenin ideolojisinden dolayıdır. Ayrıca ne olursa olsun bu gazetenin bir satışı var. Okunma oranları var. Yani bunları okuyanlar var. Daha ne saçmalıkları okuyanlar var.
    Tek isteğim, arzum insanların “insan” olarak düşünmesi ve sorgulaması. Belli bir imajla değil sadece insan olarak. Zaten herkes bunu yapabilse ne suç olur ne de kıtlık.

  • Semra Yıldırım diyor ki:

    görüşlerinize bir yerde katılıyorum. o da aslında özlerinde samimi müslüman olmdığı halde dışarıda o izlenimi yaratmaya çalışan sahtekar insanların olduğu noktasında. müslümanları değil müslümanlığı ya da islamiyeti yargılamak, onun düşünce yapısını eleştirmek için iyi bir islam bilginizin olması gerekir. bu sadece teorik bilgiyi değil gündelik hayatta da en az bir tecrübeye sahip olmayı gerektirir. ama gördüğüm kadarıyla siz gazete haberlerini, tv de gösterilen ve anlayışları belli olan kanalların görüşlerini ayrıca, yine dini kullanarak zaman zaman provakatif yayınlar yapan vakit gazetesini dayanak gösterip bir genelleme yapmışsınız.
    o zaman biri çıkıp da rahatlıkla şöyle bir yazı yazabilir; nerede gerçek laikler, nerde gerçek sosyal demokratlar. biliyorsunuz bizim ülkemizde laiklik biraz tuhaf işliyor, yine laiklik ve atatürk kullanılarak siyasi rant sağlanıyor, aslında ne laiklikle, ne demokrasiyle ilgisi olmayan çalışmalarla belli bir anlayış zorla dikte ediliyor. ama bu anlayış samimiyetin, hümanistliğin neresinde duruyor. bence yakınından bile geçmiyor. bu anlayışlara da ben şöyle diyorum, bırakın bu tapınmışlığı biraz hümanist bakın! bu ülkede bir taraf hep yok sayıldı, hep ezildi, hep yasaklandı, bu yasaklamalara ne kadar hümanist baktınız merak ettim doğrusu.
    yine de, dini, atatürkçülüğü kullanarak, onunu sırtından geçinen anlayışlara karşıyım. gerçek hümanistler var biliyorum, insanlık onuruna düşünenler var. ancak devletimizin kutsal dini, büyük tapınmışlığı bu insanları değersiz kılıyor. üzgünüm..

    kutlarım yine de.
    saygımla

  • Kimyon diyor ki:

    Tapınmışlığı bırakıp hümanist bakılması çağrınıza kesinlikle katılıyorum. Benim yazımda söylemek istediğim de bu aslında. Burada eleştirim gerçekten müslüman gibi yaşayanlara değildir zaten. Ve bu yazı da bahsedilen kişi ve kurumlara yapılan eleştirilerden dolayı rahatsız olmak gereksizdir. Kişi kendini bilir zaten. Aklı ve mantığı olan herkes İslam’ın böyle bir din olmadığını bilir.
    Yasaklar konusuna gelince. Toplum düzeninin sağlanmasında yasaklar önemli rol oynar. Tarihten öğrendiklerimiz doğrultusunda bazı yasaklar vardır. Geçmişten edinilen tecrübelerle bu yasaklar şekillenir. Tabi bu kesinlikle doğru bir yöntemdir demiyorum. Madem etraflıca, empati yaparak düşünüyoruz o yasağı koyanların gerekçelerine de bakmak lazım. Herhangi bir düşünceyi, bir kişiyi, bir inanışı kullanarak geçinenler zaten “yoklardır.” Yoklardır dan kastım “kişilik” olarak yoklardır. Kendi düşünceleri olmayan kişiler, başka düşünceleri kullanarak bir yerlere gelmeye çalışırlar.
    Teşekkür ederim.

  • idea diyor ki:

    Onur Fidansoy’un saptamalarına can-ı gönülden katılıyorum. Ne yapalım ki, sevgili Onur, bizde, demokrat nasıl kendine demokrat, liberal nasıl kendine liberalse, müslüman da kendine müslüman!

    Mevcut üniversitelerin hiçbir işe yaramadığı, alenen ortada. Bol bol mühendis, ekonomist, maliyeci, öğretmen, avukat yetiştiriyorlar da; demokrasi değerlerine yürekten bağlı insanlar neden yetiştiremiyor o üniversiteler? Milletçe bir ‘Demokrasi Üniversitesi’ne ihtiyacımız var bence. İnsanların ekseriyeti, kendi gibi düşünmeyeni, kendi gibi giyinmeyeni, kendi gibi yeyip içmeyeni, kısacası kendi gibi yaşamayanı, insandan saymıyor. İnsandan saymayınca da, kaçınılmaz olarak düşman görüyor onu. Yazık ki, o kadar olur. Kahrolmamak elde değil!

    Onur, insanların dinsel inançlarının kendilerini ilgilendirdiği tezini işlemekle de pek iyi etmiş. Benim inanıyorsam inancıma, inanmıyorsam inanmayışıma kimse ipotek koymamalı. Aynı şekilde ben de başkalarına karşı bu prensiple davranmalıyım. Hem, insanların inançlarını ölçebilecek bir mezura veya barometre var mı ki? Kime ne, başkasının inandığından, inanmadığından?

    Onur’un yazıları, üstünde derin derin düşünülmesi gereken yazılar. Kutlarım kendisini.

    Sevgili Onur, yazışalım. (Ayrıca belirteyim ki, isteyen herkesle yazışmaya, düşünce etkileşiminde bulunmaya hazırım).

    Adresim: tanoglu26@hotmail.com