Avrupa’da 10 yıldır yapılan uygulama, ülkemize Kasım 2008’de geldi. “Numaram değişmesin ama GSM operatörüm değişsin” diyenler için numara taşınabilirliği hoş gelmiş! Bu vesileyle ben de operatörler konusunda hoşnut olmadığım bazı noktaları bu yazıda dökeyim ortalık yere…
3 Kasım 2008’den hemen önce -hâliyle-, Türkiye’deki 3 GSM operatörü de reklamlarını bu uygulama üzerine yaptı. Maksat diğer operatörlerden abone kapmak! Gülüp hoşumuza giden reklamlar da oldu, çıkar çıkmaz zapladıklarımız da…
Türkiye’de cep telefonu kullanımı epeyce yaygınlaştı. 2000’li yılların başlarında pek az gördüğümüz cep telefonları, lüks olmaktan çoktan çıktı. Her gün yeni bir model çıkıyor ve daha bir ay önce aldığınız -ki bence böylesi bir sektörde bir ay bile çok uzun bir süre ama- telefonunuzun “modası” geçiyor. Yenisini aldıkça da, “potansiyel tüketici” krediniz kat kat artırıyor. Kimi sadık telefon kullanıcıları da yıllar önce aldığı telefonundan bir türlü vazgeçemiyor.
Önceleri abone sayısıyla övünen GSM operatörleri, ilk defa abone olacaklardan umudunu kesince, numara taşınabilirliğini fırsat bildi. Numara taşınabilirliğinin rekabeti artıracağı ve hizmet kalitesini yükselteceğini zırvalayıp duran operatörlere göre, bu taşınma olayı “süpper!” bir olay.
İnternetHaber.com sitesindeki 29 Kasım 2008 tarihli haberde, 20 günde 230 bin abonenin numarası taşınmış. “İnsan operatörünü niye değiştirir?” sorusunun en temel cevabı “numaram aynı kalsın da gerisi önemli değil” olabilir. Çünkü bütün çaba numarayı aynı tutmak için.
Şöyle de bir problem var: Numara taşınabilirliğinin ne olduğunu halen bilmeyen kişiler tanıyorum! Buna açıklık getirmek için numara taşınabilirliği şu demek:
Diyelim ki şu an A operatörüne ait 05XX 123 4567 gibi bir numaranız var. Diğer GSM operatöründeki -örneğin B operatörü- tanıdığınızın da numarası şu olsun: 05YY 321 4567. X’lere ve Y’lere takılmayın. Bu harfler farklı operatörlere ait abone numaralarını vurguluyor. İşte, diğer operatör abonesi olmak için numaranızı değiştirmeden -yani A operatörlü 05XX olan numaranızı değiştirmeden- B operatörüne aynı numaranızla geçip, B operatörünün abonesi olmanıza numara taşınabilirliği deniyor.
İnternetHaber.com’daki aynı haberin devamında, numara taşımanın 5 adımından bahsediliyor:
- Numarasını taşımak isteyen cep telefonu kullanıcıları abone merkezine gidip başvuru yapıyor.
- Bilgilerin merkeze ve diğer operatöre iletilmesinin ardından fiili taşıma zamanı SMS ile aboneye bildiriliyor.
- Abone, kendisine verilen yeni SIM kartını, taşıma zamanı bildirildiğinde makinesine takarak kullanmaya başlıyor. Taşınan numara arandığında sesli tonla arayan kişi uyarılıyor.
- Numarasını taşıyan abone, yeni operatöründe faturalı veya kontörlü sistemi tercih edebiliyor.
- Abonelerin, başvuru formu doldururken T.C. kimlik numarası ve nüfus cüzdanı bulundurmaları gerekiyor.
Peki sizi arayanlar, sizin operatör değiştirdiğinizi nasıl anlayacaklar? Bunun için de aradığınız kişide, telefon farklı bir “DIT” sesiyle çalacak. Bu sayede görüşeceksiniz ve konuşma sonunda “ben bu numarayı benim operatörden sandım amma bak kaç milyonluk konuşmuşum yaa!” demeyeceksiniz. Böylesi bir sürpriz de hoş olmaz hani.
Deniyor ki çift hat kullanan aboneler için de kolaylık olacak. Burada yanılıyorsun Sayın Operatör! Çift hat, hatta çift telefon taşıyan bir aboneyim ben. Bir numaramla o operatöre ait numaraları arıyorum, diğeriyle de diğer numaraları arıyorum. E, 3. operatör ne olacak diyecek olursanız da, onu da avantajlı olan numaramla arıyorum. Dolayısıyla numara taşımak gibi bir kaygım yok. Numaramın taşınmasını asla düşünmeyenlerdenim. Zaten arıyorum, rahatça görüşüyorum. Niye değiştireyim ki?!
Türkiye’deki 3 operatör de türlü türlü tarife paketlerine sahip. Hatta operatörlerden birinin yaptığı reklamlarda söylediği şuydu: “Bizim abonelerle konuşmanın, en ucuz yolu bizde!”. İyi de aksini söylemek zaten mantıksız değil mi? Seninkiyle ucuza konuşmak için, diğer operatörden mi arayayım seni? Bunu mu engellemek istiyorsun?
“150 ve üzeri kontör” diye bir şey var ki… Buna ek, bir de “30 gün” sınırı var ki… Saçlarımı diken diken eden bir şey! Ucuz konuşayım diye ayda 25 lira vermeye -150 kontör şu an 25 lira- niye zorluyorsun bizi? “Sadık müşteri” mi olacağız böyle olunca? E, bunu yapmaya sen zorlamıyor musun bizi?
Diğer hattımdan da geçen ay bir mesaj aldım: “İndirimden yararlanmak için bundan böyle 150 yükleyeceksin” diye. “Alın atınızı…” dedim ve sanırım 8 yıllık hattımı kapattıracağım. Gelemeyiz biz böyle zorlamalara. Dimyat’a pirinç almaya giderken evdeki bulgurdan olmayasınız sakın!
“E, Ali Bey! Kapattır hattını umurumuzda mısın?”
Tamam. Diyelim ki ben kapattırdım. Arkadaşım kapattırdı, onun arkadaşı da, onun arkadaşı da. Bu durumda hepimiz “Ali Bey” olmadık mı peki? Ben mi kaybettim sen mi? 7/24 İnternet erişimim ve bütün gün açık bir e-posta hesabım var. İletişimi oradan sağlayamayacak mıyım? Diyeceğim şu ki: Biz size mecbur değiliz; siz bize mecbursunuz!
Bu yaz bir çekilişle diğer operatörümle Amerika’ya gittim. 3 ay boyunca New York’ta, -özellikle de Manhattan’da denedim- o operatörüm bir kere bile çekmedi!
“E, Ali Bey bize ulaşsaydınız keşke!”
“Aa! İyi ki söylediniz ya! Nasıl akıl edemedim!”
Hedef kitleden (tüketici) biri olarak, abonesi olduğum/olmadığım operatörlere eleştirilerimi, görüşlerimi ve tecrübelerimi yazdım. Çünkü:
Müşteri her zaman haklıdır!
NOT: İnternetHaber.com’dan yapılan alıntıların kaynak adresi burasıdır.



