Büyük bir muhalif kesimle karşılaşacağımı bilerek yazıyorum bu yazıyı. Nitekim, yıllardır Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz sloganını benimsemiş bir toplumda yaşıyoruz.
Son zamanlarda “baş örtüsüne özgürlük”, “dinimi özgürce yaşamak istiyorum” sözleriyle meydanlara dökülmüş kalabalıkların meclisteki ateşli tartışmalara konu olduğunu görüyoruz hepimiz ya da ruhban okullarının açılması ve misyonerlik faaliyetlerinde özgürlük isteyen Hıristiyan cemiyetlerinin gündeme getirdiği tartışmaları. Ancak unutulan bir nokta var bence. Bu dinlere tabi olmayan, farklı inanç mensuplarını unutuyoruz. “Baş örtüsüne özgürlük” diye slogan atıp, Deizm gibi farklı inanç mensuplarını kafir diye yuhlayan hatta bazı kesimlerde taşlayan bir toplumda yaşadığımızı unutuyoruz. Eh ne de olsa Müslüman mahallesinde salyongoz satılmaz. Peki ya bu Müslüman mahallesinde yaşayan bir insan salyangoz almak istiyorsa? O zaman ne olacak?
Facebook’ta, MSN’de ya da herhangi bir tartışma alanında Müslümanlığını istediği gibi tam manasıyla yaşayan ve bunu gösteren insanlar, farklı bir inanca mensup (mesela Deizm) bir insanın aynı şeyi yapmasıyla anında tepkiler başlatıyor; farklı bir inanca mensup insanlar araştırmamak ve bilmemekle suçlanıyor . Ne de olsa mantığın tüm yolları Müslümanlığa çıkıyor. Mantıklı olan herkes Müslümanlığı doğru bulur deniliyor. Ne de olsa İslam dini mantık dini deniliyor. Eh, sanırım bu da Müslümanlığa tabi olmayan büyük bir kesimi ki buna bilim adamları, sanatçılar, filozoflar da dahil mantıksız hatta gerizekalı yapıyor! İlginç. İlginç çünkü, mantık dini denilen bu dine mensup insanlar bu “mantık dini” konusunda mantık yürütülmesinin yanlış olduğunu düşünüyorlar. Açıkça böyle demeseler bile tartışmanın bir noktasında “e orası inanmakla ilgili, sorgulanmaz” deniliyor. O zaman farklı inançlar neden sorgulanıyor?
Richard Dawkins’in, Facebook’ta ve birçok paylaşım sitesinde gezinen konferans görüntüsünü görmüşsünüzdür muhtemelen. Kendisine sorulan, “peki ya yanılıyorsanız?” sorusuna, “peki ya ben yanılıyorsam?” diye başlayıp insanların doğdukları toplumdaki inançları belki de sırf orada doğdukları için kabul ettiğini, bir Hıristiyanın başka bir coğrafyada ya da başka bir zamanda dünyaya gelse farklı bir dine mensup olabileceğini gayet güzel bir biçimde açıklayan Richard Dawkins’in sözüyle bu yazıyı bitirmek istiyorum: Peki ya, denizin altında yaşayan ‘Ulu Cuv Cuv’ hakkında yanılan sizseniz?


Öncelikle kolay gelsin. Yazınızda bazı şeyler çok havada, bunların neler olduğunu muhakkak siz de ileri ki tarihlerde göreceksiniz. Yazı yazmak biraz romantik adamın gece şiir yazmasına benzer akşam beğenen sabah onu yırtan .
Öncelikle işlediğiniz fikir RichardDawkins’in temellendirdiği niteliklere atıf yapacaksa yazının başı askıda kalıyor yok başına atıf yapılacaksa RichardDawkins dam üstünde kalıyor. Yani günümüz deyimi ile anafikir teğet geçiyor, ya da sözün kısası yine sizin örnek aldığınız yazarın öğretisinde saklı bu yazıda demokrasi evrim geçiremiyor.
Yazılarınız devamını okumak dileği ile
[bu yoruma cevap ver!]
Lütfen görüşlerinizi imla kurallarına uygun yazın. Aksi takdirde yazdıklarınız yayınlanmayabilir!
[bu yoruma cevap ver!]
Ayşegül Hanım,
Güzel bir noktaya değinmişsiniz. Şikayet ettiğiniz mesele, aslında baş edilemez bir durum. Size sonuna kadar hak veriyorum. Ancak, toplumu ve hatta bireyleri değiştiremeyeceğimiz açık bir olgu. Gerçek şu ki, bu böyle gelmiş böyle gider. Kendimizden başka değiştirebileceğimiz bir insan henüz doğmamış. Hele ki toplum, yani çoğunluk…
[bu yoruma cevap ver!]