Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Apolitik ve popülist bir gençlik yaratabilmek, bütün hükümetlerin, yönetenlerin en büyük beklentisidir her ne kadar iktidar koltuğunda asırlar geçirmeyeceklerse de… Ülkemizde de özellikle 12 Eylül 1980 darbesi ile başlayan ve ondan sonra gelen darbe izinli hükümetler, bu bağlamda da kendileri için en işlevsel çözümü buldular: Görsel ve yazılı medya. Ki özellikle TV, bu bağlamda  en müthiş silahları oldu.

Popüler kültürün ve bu kültürün bütün argümanları medya araçları kullanılarak yeni yetişen nesle (1970 ve daha genç doğumlular) empoze edildi. Ki bu konuda da inanılmaz bir başarı elde ettiklerine bizzat şahit olduk. Marka bağımlısı, apolitik, gelecek ile ilgili hiçbir beklentisi olmayan büyük bir güruh oluştu.

Evet dediğim gibi büyük bir başarıydı, yönetenler için.

Fakat hesaplayamadıkları bir şey vardı ki; o da teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi, kitlelerin birbirleri ile olabildiğince rahat ve sansürsüz görüşebilmeleriydi. Sonuç olarak “bence” apolitik, siyasete ilgi duymayan ama, dünya genelindeki yaşıtlarının elde ettiklerine erişebilmek bağlamında isyan eden bir kitle oluştu. Popüler kültürün can damarını oluşturan gençlik, neticede isyan etmeyi siyasi düşünceden bağımsız, yeniden ve yine öğrendi.

Zaman bize bu isyan olgusunun yönetenlere karşı bir muhaliflik çizgisine erişip erişemeyeceğini gösterecek. Benim umut ettiğim işte bu.

Umutlarımı soldurmadan yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Işık orada ve bizleri bekliyor.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 3 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • Hakan Celep diyor ki:

    Tayfun abi, yaratılan apolitik nesil ancak 1 veya 2 jenerasyon gider. Sonra yeniden statükocu hale devam edilmesi lazım ki, uzun yıllar devam edilebilsin apolitik gençlik yetiştirimine. 80 lerin yavşak diktatörü kalsaydı uzun yıllar tepemizde belki, ama bu jenerasyon gebermeden çıkaracak onu tanık sandalyesine, benim umutlarımda o yönde.

  • Burhan Enginar diyor ki:

    Çok zor bana göre bu nesilin o şerefsizi sanık sandalyesine çıkarması… Bir operasyon yapılıyor ülkemizde yakın tarihimizi ilgilendiren Türkiye’nin yarısının adı iddianamede ancak onun adı bile geçmiyor… Kontrgerilla deyince, derin devlet deyince ilk onun adı gelmesi lazım oncak yavşak katilin adı bile yok…

  • Tayfun Malkoç diyor ki:

    Sessiz kalma hakkımı kullanmak istemiyorum, ülkemin gidişi, insanlarımın en masum duygularının sömürülmesi hiç ama hiç hoşuma gitmiyor, sessiz kalmak istemiyorum. Korkum bunları irdelerken ve yazıya dökerken popülizmin görünmeyen patikalarına sapmak istemiyorum. An itibari ile Davos rezilliğinin üzerinden 2 gün geçti ve ben sağlıklı düşünemiyorum, çünkü gördüğüm gelecekten çok korkuyorum.
    Hoş kaygım edebi lisan üzerine değil, neticede yazdıklarımı yalnızca kendime yazıyorum, hiç değilse sesimi bu şekilde kullanarak sessiz kalma hakkımdan feragat ettiğimi düşünüyorum.

    Halkımın güzel bir sözü ile bağlayayım metni, “du bakali nolcek”