Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

Raftaki İlaçlar

  |  22 Şubat 2009  |  İlişkiler

Bir rafımız var, her an elimizi uzatabileceğimiz bir raf. İçinde faydalı da bir şeyler bulabilirsiniz, zararlı bir şeyler de. Hayatımızda, tecrübeler ile deneyimlediğimiz olaylar bunlara basit bir örnektir. John Locke’un Tabula Rasa (Boş Levha) kavramında dile getirdiği gibi, aslında insan doğduğunda bilinci boş bir levha veya bir masa gibidir. Bu masa bomboştur, bizler yaşantımızdaki deneyimler ile bu masayı doldurur veya üzerinde izler bırakırız. Benim rafım da aynı Tabula Rasa gibi, deneyimler ile hayattaki anlamlara ve kavramlara, çeşitli tanımlar getirerek oluşur. Bir olgu üzerine yaklaşımımız çok güçlü ve olumlu olurken, başka bir olgu için tam tersi olabilir. Olaylara karşı o an için verdiğimiz tepki bu yaklaşımı açıklar. Zamanla hayatımızdaki gidişatta karşılaştığımız yaşam, biçimler vasıtasıyla bu boş levha -hayat ile dolar bu levha- ile ilişki kurarız. Ya çabuk atlatırız ya da kendimize olumsuz sonuçlar ile cehennemden bir ateş yakarız. Ne istediğimizi bilmemiz, bizi hangi sonuca götürmemizde etkin rol oynamayı sağlayacaktır. Bu elbette bir anda olmayacaktır. Yaşantılarınız, sonuçları ve rafınızdaki ilaçların ilişkileriyle beraber, çözümleme süresi ile bu zaman alır.

Hayatımızda gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerde, her attığımız adımda bir kararımız bir düşüncemiz ile sonuca vardığımızı zannederiz. Aslında attığımız bir adımda rafımızda bulunan ilaçlar ile nasıl bir tepki vereceğimizi daha sonra gerçekleştiririz. Elbette başlangıcın sonuca etkisi çok büyüktür. Yani düşüncedeki o hareket bizin arzu ettiğimiz veya karar verdiğimiz gibi olmayabilir. Bizler yapmayı planladığımız eylemlerin gerçekleşmesi aşamasında kendi düşüncemiz olduğunu bilsek de, bizleri bilinçaltından farklı yönelimsel araçlar ile etkileyebilir. Peki, bu nasıl olacak? Çevreyi düşünürsek buna bir nevi cevap verebiliriz, bizi etkileyecek çok fazla etmen olacaktır. Aynı, bir geminin rüzgârlı havadaki hızı ve rotasının rüzgârsız bir havadaki ile farklı olması gibi. Hatta önceki yaşantılarımız ve bunu raftaki ilaçlar ile de açıklayabiliriz. Bu yüzdendir ki aslında başlangıçtan sonuca doğru yöneliminizde tek sorumlu veya suçlu siz değilsinizdir. Varlık doğumdan o ana devam etmek de ve arada bir sürü şey yaşayarak o rafı doldurmakta onlardan etkilenerek. Harekete geçtiğiniz yerden, sonuç ne olursa olsun ondan aldığınız etki kimi insan için olumlu olabilirken, kimisi için hüsran da olabilir, aynı yaşamsal olaylar gibi. Yani bir nevi, arzu ettiğiniz rafınızdaki ilaçlardan birini alıp tedavi olarak kullanırsınız. Veya yaşadığınız olayı bir ilaca dönüştürerek rafa koyabilirsiniz. Bunun faydalı veya zararlı bir ilaç olup olmaması bize kalmış. Çok kötü bir olaydan da kolaylıkla sıyrılabileceğimiz gibi, aslında çözümlenmesi çok kolay olaylarda bizim o raftan aldığımız çözümler dizgisi ile işleri kör düğüme de getirebiliriz.

İnsan yaşarken nasıl fiziksel ihtiyaçları olursa, ruhu da bu yaşamın bir köşesinde hayaller ile beslenir. Hayal etmek, onun açlığını ve planlarındaki adımlarını doldurur. Hayal etmek bir nevi bedenin adım atmasını istemek gibidir, yaşamaktır. Kendimiz için bir hayal kurduk ve bizi bir sonuca götürecek. Bu (sonuç), elbette ki varlıksal son değil. İnsanın düşünceleri gibidir, sonu asla gelmez bunun. Ona ulaştığınız zaman yeni sorular ile karşılaşır, yeni cevaplar arar, yeni hayaller kurarsınız. İşte hayalini kurduğunuz bu sonuç, arzu ettiğiniz gibi olmayabilir veya ona giden yolda ayrılmalar, sapmalar ile karşı karşıya kalabilirsiniz. İşte tam bu noktada sizin tekrar o yola dönmeniz gerekmektedir. Bunun için yöntemler aramanız gerekmektedir. Yanlış yaptığınız yerleri gözden geçirmeniz gerekmektedir. Bu ayrı yola düşmek, sizin başta vermiş olduğunuz kararın yanlış olduğu manasına asla gelmemelidir. Sadece yürümeye başladığınız bu yolda sizi etkileyen dış etkenler olmuştur. Hava kötü olsa da yoldan geri dönmemek gerekir. Gerekirse arabayı bir kenara çekmek ve fırtınanın dinmesini beklemek gerek. Tüm her şeye rağmen bir revize mi yapmanız gerekiyor, o zaman yeni bir yola girmeniz gerek, yoldan çıkmak değil, yeni bir yol. Belki baştaki hayalinizi sorgulamanız gerekir, ama bu sorgulama asla ona hakaret veya onun yanlış olduğuna yönelik olmamalı. Çünkü yaşadığınız her an, belirsizlikler ile doludur. Bu ana geleceğinizi kestirmek mümkün değildir. Ve bu arada kalan şeyleri yaşamak için de o anı yaşamanız, başlangıçta hayal ettiğinize karar verip birçok şeye izin vermeniz gerekmektedir. Kendinizde bir sürü yeni yaşantı elde ettiniz ve rafınıza yeni şeyler eklediniz (buna “şeyler” diyoruz çünkü iyi veya kötü olarak nitelendirmek bizim elimizde). Bir nevi asla pişman olmamalısınız, sizi “bu” yapan yaşadığınız eylemlerdir. Eğer o hayalinizi suçlarsanız, kapalı bir mekâna çekilip dış dünya ile ilişkinizi kesebilirsiniz ki, bu olayda da ileride bir suçlama yapabilirsiniz bu eyleminize. Veya ölüme karar vermeniz gerek. Sorgulamak sizi hayata döndürecektir, yeni hayallere yelken açmanıza izin verecektir. Belki de bu yeni hayaller ileride en başta kurduğunuz hayal ile de kesişebilir. Bu yüzden vazgeçmemek gerekir. Direksiyonun başına geçip yeni yerleri, yeni hayatlarınız ile tanımanız gerek. Rafınıza yeni tatlar katmalısınız, ki bunlar iyi de olabilir kötü de. En önemlisi sizi siz yapacak unsurlar ve sonradan alıp kullanmanız olacaktır.

Hayatımızdaki rafta kötü ilaçlar olsa da istediğimizi bildiğimiz zaman iyi sonuçlara yelken açabiliriz. Tabii, bizim durumumuzu etkileyen yaşantılarımız olacaktır ki aslında bu söylendiği kadar kolay değildir. İnsandan, onun iyi olmadığı bir anda iyi şeyler düşünmesini istemek, aslında çok saçmadır. Buradan da bir ikileme çıkmak çok mümkündür, ne istediğimizi bu kargaşa da nasıl bileceğiz? Diğer bir can alıcı nokta ise o anki ruh halinize göre elinizi attığınız zaman, her zaman iyi bir şeyler bulamayabilirsiniz. Bu öyle bir olaydır ki, iyi birçok etken de kendinize kötü bir sonuç çıkaracakken, bu tam tersi de olabilir. Bir de bir söylem vardır:

“İyi bir ilaç kötü insanların elinde bir silaha dönüşebilir.”

Burada kötü olan o anki ruhumuzun karmaşasıdır. İnsanlar geçmişine baktığı zaman mutlu olmak ister yaptığı şeylerden. Boşa geçirmediği zevk aldığı üzüntülü olan yılları da olsa, oralara sıkışan, kendine ders çıkarabileceği ve sonuçta mutlu olabileceği günleri olayları anımsamak ister. Bunları ara ara kitaplığının rafından alarak çıkarır ve okur. Kendisini iyi hissetmeye çalışır, öyle anlar da vardır ki elini uzattığı o anına göre kötü birçok şeyden bile mutlu olur ama sonucun ehemmiyeti işte burada ortaya çıkıyor: Elinizi o rafa ne için uzattınız mutlu olmak için mi? Yoksa…?

Yaşamımız boyunca beraber olduğumuz olayları, neticeleri ile beraber onlara özel anlamlar yükleriz, dışarıdan biri baktığı zaman o hikâyeden asla bir şey anlamaz. Sadece kelimeleri görür, karakterleri görür ama içeride arka planda mutfakta neler çekildiği bilinmez. Bir renge baktığınız anda, içinizde meydana gelen hisler gibidir. Bakarlar sizin hikâyelerinize ama bir şey hissedemezler çünkü onları, rengin verdiği hissiyat hiç ilgilendirmemiştir. Bizlerin hikâyelerimizden nasıl etkilendiğimizi, neler ile köprü kurduğumuzu içimizdeki hangi şeytanı, canavarı uyandırdığını bilemezler. Olaylara hep bu basitlikle yaklaştığımız için, insanları anlayamayız ve ruhlarına inemeyiz. Bu, insanları kalabalık içinde yalnızlığa iter. Sorunlar meydana gelir, krizlere girerler, kavgalar, ayrılıklar meydana gelir. Anlayışsızlıklar boy gösterir. Ve hayattan bulacağınız çıkarımlar ile rafınıza koyacağınız ilaçların hep bir unsuru eksik kalır ve sizi günü geldiğinde tedavi edemeyebilir, aksi bir sonuca doğru da yol almanızı sağlayabilir…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

  • Makineleşmiş Hayaller
    Koyu kışın ortasında yıldızlara bakarak uykuya dalmayı istedim dün gece. Radyoda en sevdiğim şarkı ç...
  • Ertelenmiş Hayaller
    İstediklerimizi gerçekleştirmemiz için neden hep birilerinin desteğine ihtiyacımız vardır? Neden etr...
  • D-okunmak Her Şeydir
    Yine uzak hayallerden birinin içerisine dalmışken buluyorum kendimi. Öncesiz ve sonrasız bir an foto...
  • Makyaj Masasında Bir Adam
    Aynaya bakıyordu. Her sabah yaptığı gibi ilk işi uyandığı an aynaya koşmak olmuştu. Sanki bütün bu ç...
  • Şikesiz Gerçekler
    Müsaadenizle biraz içimi dökmek istiyorum. Birbiriyle ilgili ya da ilgisiz ülkemizin içinde bulunduğ...
- Yazının başına dön!


Bu yazıya 1 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • Duygu Gür diyor ki:

    İkinci kez zevkle okudum. Yazın üzerine kritik yapmıştık zaten:) Sorgulama ve sonuç çıkarma üzerine güzel bir yazı…