Sabah dört yatağa giriyorum. Deli uykum var ama uyuyamıyorum. Düş’ünceler… Düş kuruyorum… Düşünce oluyor, düşünce aklıma tüm düşlerim… Uyutmuyorlar beni. Uykusuzum. Sabah saat beş. Hala deli gibi uykum var. Uyuyamıyorum… “Bu durumu kaçıncı kez yaşıyorum” diye düşünüyorum. Bu da uykusuzluğumu tetikliyor. Hala uyuyamıyorum.
Neyse dalıyorum, “sanırım” uykuya. Düşünmüyor gibi yapıyorum. Kandırıyorum kendimi. Halbuki bal gibi düşünüyorum hala! Ama çaktırmıyorum kendime. Tecahül-i Arif. Bilip de bilmemezlikten gelme sanatı.
Sabahın beşinde bunu düşünüyorum bir de. Bu sanatın ne büyük bir sanat dalı olduğunu. Sanki başka düşünecek bir şey yok gibi.., Ama biliyorum, çok.
“Ne düşünüyosun” diyorum kendime. En çok neyi ya da kimi? Her şeyi diyorum sonra kendime. “Onu” düşünüyorum, yakın geleceğimi düşünüyorum, kendimi düşünüyorum, “hava nasıl olacak” diye düşünüyorum, “kaçta uyanacağım” diye düşünüyorum, “yarın okula mı ajansa mı gitsem” diye düşünüyorum…
Sonra en baskın düşüncemi düşünüp, önümü görmeyi diliyorum sabahın ilk ışıklarında. En kısa zamanda adımımdan iki adım öteyi görmeyi diliyorum.
Ne zor şu uykusuzluk… Ne zor şu düş’ünceler… Sabahın beş buçuğu kendi aklım beni zorluyor. Sanki benim aklım değil gibi. Ben özgür davranıyorum ve bağımsız, ama o beni bastırıyor. Aklıma sahip çıkamıyorum, ben düşünmek istemiyorum artık. Ama o öyle başı boş ki, düşünüyor kendi kendine… Sabah saat altı, uyuyorum… Ama hala düşünüyorum. Rüyalarıma giriyor düşünceler. Birden “pat” diye açıyorum gözümü saat dokuz, düşünüyor buluyorum kendimi… Neyse anlıyorum ki uyurken biraz daha az düşünmüşüm. Beynim yeni gün tazeliğinde… Yeni düşünceler için hazırkıta beni bekliyor. “Bugün ne düşünsem” diye düşünüyorum…
Saat on yedi elli dört. Hala düşünüyorum. Ama düşündüklerimi yazıyorum da. Öyle mutluyum ki… Yazıyorum zira… Sadece bunu düşünüyorum şu an. Yazabildiğim için mutluluğu düşünüyorum. Öyle iyi gidiyor ki ikisi bir arada… “Bunu daha sık yapmalıyım” diye düşünüyorum şimdi de…
Düşünüyorum… “Nasıl bir cümleyse sonlardırsam” diye yazımı… Bulamıyorum o istediğim etkideki cümleyi… Daha fazla zorlamıyorum düşüncelerimi… “Bu kadar yeter” diyorum…
Ama aslında düşünüyorum ama hala çaktırmıyorum kendime…



Düşlerdeki sınırsız yolculuğumuz hiçbitmiyor, öyle oluyor ki düşünmemeyi düşünmeye başlıyoruz ama hala düşünmeye devam ediyoruz. Düşünmenin verdiği yorgunluk düşlerde çıktığımız yalnız yolculuktan ibaret.
düşüncenin bıraktığı her türlü yorgunluğa rağmen “düş’ünmek” güzeldir. sadece düşünüyor olabilmek bile bizi mulu etmeli (:
teşekkürler yorumun için…
herşeye rağmen birşeyler düşündüğünü fark etmekte güzel…. yeter ki düşün……
Düş’ünmek ne de güzel (: