Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Şarkı dinlerken şarkı sözlerine pek dikkat etmem. Müzik veya melodi hoşuma giderse şarkı sözleri saçma olsa dahi sözlere takılmayıp müziği dinlemeye devam ederim. Bu konuda içerik benim kulak zevkime pek hitap etmiyor. Müzik veya melodi aklıma yerleşirse eğer, aklımdan çıkması uzun zaman alır. Bu zaman aralığında bıkıncaya kadar şarkıyı beynimde dinlerim nerde olursam olayım. Bozuk bir plak gibi sürekli döner durur beynimde. Ta ki başka bir şarkı eski şarkının tahtına oturana kadar. Bu böyle devamlı döner durur. Bu yüzden kafamı meşgul etmesin diye sınavlardan bir hafta önce şarkı dinlemeyi bırakıp, sadece sınavlara konsantre olurum. Fakat bu konuyu tamamen sorun haline dönüştürmeyeyim. Dolayısıyla fazla mübalağa yapmamalıyım, çünkü sınav zamanlarında bile bazen müzik dinlediğim oluyor. Stres atmak için dinliyorum ve sınavlarımı olumsuz yönde pek etkilediğini düşünmüyorum.

Enstrümantal müziği seviyorum. Sadece müzik olsun yeter benim için. Mesela, gitar sololarına bayılıyorum ya da araya iki-üç farklılık sıkıştıran disko parçalarına. Kulağıma hitap eden her şeyi dinliyorum, fakat söze dikkat ettiğim söylenemez. Çünkü sözler benim hayat felsefemi anlatmıyor ya da oluşturmuyor. Mesela metal müzik dinliyorum, ancak bu müziğin öfkesini, küfredişini, her şeye baş kaldırışını, değerleri yıkışını, ahlaksızlığını savunmuyorum. Sadece kulağıma hoş geldiği için dinliyorum. Günümüzün popüler müzik dünyasına da bir göz atıyorum, fakat kimin eli kimin belinde olduğu belli olmayan, günübirlik ilişkileri marifet sayan, ilişkinin bekası için elini bile kıpırdatmayan, sen gidersen git ne de olsa başka birini bulurum tarzında yazılan şarkıların sözlerini duymazlıktan geliyorum ve yalnızca müziğe odaklanıyorum.

Allah aşkına bu sözler nasıl bir hayat felsefi haline getirilebilir ki insanların? Aşkların, sevginin parayla alınıp satıldığı, eğlencenin hat safhaya ulaştığı, insanların kendilerini eğlendirenlere değer verdikleri, hayatın acımasızlığından bir an olsun uzaklaştıran insanlara hayranlık besledikleri, giyimin kuşamın önem kazandığı, ne düşündüğüyle değil nasıl giyindiğiyle ilgilenen insanların bakteri gibi çoğaldığı, sözlerin de bu oluşum çevresinde şekillendiği bir dünyada müziği dinlemeyi, şarkıların sözlerine kulak tıkamayı tercih ediyorum.

Feyza Hepçilingirler’in Dilim Dilim Anadilim adlı kitabında Türkçe sözlerin içinin boş olduğunu pek açık bir şekilde dile getirmiş. Elindeki malzemeyi kullanmasını bilmiş yazar. Özellikle Mustafa Sandal’a müteşekkirlerini sunmayı bir borç biliyor. Çünkü Mustafa Sandal yazarımızın eline epey malzeme vermiş. Mesela ”Aya benzer yüreğim-e doğal olarak takipteyim” dizesi. Aralarındaki ilişkiyi anlayan bir adım beri gelsin! (Aslında bu dizenin mantıklı olduğu edebiyatta okuyan sevgilimi dinleyince kafama dank etti. Çünkü ‘ay’ı geceleri nereye giderseniz gidin görebilirsiniz. Bu dizede yürek aya benzetilerek, sevgili nereye giderse gitsin, onun yanında olacağımız anlatılmaya çalışılmış. Şahane bir teşbih yapılmış.) Bu dize örneklerden sadece bir tanesi. Şarkıların cinsel boyutuna da değinmemek olmaz. Ne diyor Ayça, ”Yasla başını degajeme doğru..” Alın size onlarca örnekten bir tanesi daha. Sevgiliyle aşk hesapları peşinde koşmayıp, niyetini belli eden şarkıcımız şunu söylemekten çekinmiyor: ”Sen bana bir gülüversen-inadı bırakıp sevsen-ölür müsün be sevgilim?-azıcık ucundan versen” Hatta daha aşırıya kaçıp, “küçük kaygan delik” diyenler bile varmış. (Gerçi rock grubu Buz da “bir küçük kaygan vajina” diyor şarkısında. Fakat bu şarkıyı tenkit edemem, çünkü bütün olarak bakıldığında bir eleştiri mahiyeti taşıyor. Rock müziğin asi ruhuna uyuyor yani.) Bu insanlara ne denir bilmiyorum! Ya da ”Pantolonunu sevdim-çıkar onu bebeğim-hadi gel bize gidelim” Kim bilir sizin aklınıza daha şimdiden kaç tane cinsellik müsveddesi şarkı sözleri geldi!

Peki, yarene acımasız ithamlarda bulunup da onu yerin dibine sokan ve bizim kolay kolay ağzımıza almadığımız ”Allah belanı versin” şarkısına ne demeli? Biz böyle mi deriz yüreğimizi acıtanlara? Allah’ından bulsun demez miyiz? Şuna ne demeli: ”Aygaz geçmez kapımdan sen olmayınca-ekmek çıkmaz kapımdan sen olmayınca” Ne mantık var, ne de söz güzelliği, ahenk. Yalnızca yazmış olmak için yazılmış bir parça veya kafiye uydurmak için. Kitapta bunlardan sürülerce var. Merak eden alsın okusun. Mantık bozukluğundan tutun da tutarsız anlatıma kadar ayrı ayrı bölümlerde ele almış konuları.

Okuduysanız az çok bilirsiniz. Zaten okullarda edebi metinler dersinde de görmüşsünüzdür. Tanzimat dönemi sanatçılarından bir kısmı “Sanat sanat içindir” sloganını benimserken, bir kısmı “Sanat toplum içindir” anlayışını benimsemiş ve girdikleri gruba özgü şiir ya da roman yazmışlar. Günümüz popüler anlayışının bunlarla hiçbir alakası yok. Tarihe adını yazdırma kaygısı, gelecek nesil tarafından dinlenme isteği taşımıyorlar günübirlik şarkı sözü yazan ve söyleyenler. Bunlar ne toplumu anlatıyor ne de sanat niteliği taşıyorlar. Bunlar olması gerekeni de söylemiyorlar. Ayrıl çık, seviş, yat mantığıyla hareket edenler bu ülkeye nasıl hizmet verebilirler, değerlerimizi nasıl ayakta tutabilirler! Bunlar ancak Avrupa’nın seks manyaklığını içlerine sindirerek, yozlaşırlar. Sürekli birileriyle çıkarak kendini mutlu etmeye çalışmak ancak ahmakların sığınacakları mağaradır. Tartışmayan, konuşmayan, çözüm bulmayan taraflar ayrılarak mutlu olabileceklerini mi zannediyorlar? İşte bu şarkı sözleri aynen bunu aşılıyor bizlere: ”Sevgilimi koluma takarım-Bebek’te birkaç tur atarım-Olmadı bir de sinema yaparım-Çok unutkanım” Günlük yaşamı anlatan bir şarkı. Özenin bakalım bu şarkıya ve görün gününüzü. Ortam müsveddesi olur çıkarsınız. Yanlışlar saymakla bitmez. Sinema yapmakmış. Demet Akalın bunu topraktan kale yapmak gibi anladı galiba. Lütfen şu yardımcıları fiilleri itinayla kullanmaya çalışınız: Olmak ve yapmak.

Şarkı sözlerine ben bu yüzden kulak kabartmıyorum. Müzikle eğleniyorum sadece. Müzikle dans ediyor, müzikle coşuyorum. Niye kafama takayım bu saçma sapan sözleri? Eğlen geç işte. Madalyonun bir de arka yüzü var. Ben bu sözleri kafama takmıyorum da ya kafasına takanlar ne olacak? Bunları örnek alanlar ne olacak? Bu sözleri bir yaşam felsefesi haline getirenler ne olacak? Bu insanlar çıkıp da sanat icra ettiklerini söylemesinler. Gitsinler ancak sanattan anlamayanlara söylesinler. Ancak onları kandırabilirler. Yüreğinizi cız ettirmiyorsa, dinlediğinizde duygulanmıyorsanız, sokak diliyle size bir şeyler anlatmaya çalışıyorsa o sanat eserinden kuşku duyarım.

Şarkı sözleri her ne kadar benim kulağıma hitap etmese de bir dünya görüşünü yansıtır. Olması gereken şey, bir anlamının olması ve güzel bir mesaj iletmesidir. Dinleyende her yönüyle iz bırakabilmelidir. Ahenkle de birleşti mi bu şarkı sözünden güzel bir sanat eseri çıkar. Fakat olması gerekenler bu da olanlar bu değil. ”Ortama ayak uyduruyorum kardeşim, dinleyici onu istiyor onu veriyorum” savunmasıyla çıkmasınlar karşıma. Sen güzel eser icra edemediğin için dinleyici yaptığını dinlemek zorunda kalıyor. Ortam onu istiyor bu sefer. Ya da dinlemez, o ayrı konu. Ama kesinlikle kulak misafiri oluyor müziklere. Bu müziklerden kaçış yok ki. İster istemez ortama ayak uydurmak zorunda kalıyor. Otobüste, yolda giderken vs. her yerde duyuyor. İnsan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki insanlardan etkilenir. Kendi olamadığı, kendini bulamadığı takdirde başkalarının yaptıklarıyla geçinir. Ortamına girdiği insanları örnek almaya başlar. Müzik de böyledir. Kendi kişiliğinize uygun, kendinizi ifade edecek bir müzik bulamazsanız başkalarının dinlediği müziklerle avunursunuz.

Popüler müzik yapanlar gelecekte yâd edileceklerini sanmasın. Onların ne heykelleri dikilir ne de hikâyeleri anlatılır. Ama ”Nothing Else Matter” gibi parçalar yüzyıllar geçse de unutulmaz.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

- Yazının başına dön!



Bu yazıya 2 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • elif diyor ki:

    Dediklerin mantıklı katıldığım bir çok nokta oldu.Fakat bir müzik felsefesi bence olmalı,tamam çoğu birey eglenmek ,ruhunu beslemek için dinler müzik .Ancak insanlar bunalıma girdiğinde yada kötü şeyler yaşadığında bir müzik parçasında rahatlıkla gözyaşı dökerler.Çünkü müzik ruhlarına işler ve ayrılık,özlem,üzüntü,gece birde buna bir müzik ekleyince bütün anılar gözler önüne serilir.Çogu insanda olmuştur “aaa bu beni anlatıyor!!!”gibi ifadeler.Ama şu yönden bakarsak da mantık aramamak lazım.Mesela ‘manda yuva yapmış söğüt dalına yavrusunu sinek kapmış…’türküsü gercekten anlamsız ama binlerce insan bu türküde eğlenebilir.Demek ki müzik dinlerken de zaman,mekan etkili.

  • Fatih Emre Polat diyor ki:

    Müzikte sözler ezgiyle bütünleşmeli diye düşünüyorum.Yani; ezginin ruhuna inip ordaki havuzdan ifadeler bulunmalı.

    Ezgi tek başına nasıl anlam ifade etmiyorsa, tek başına sözler de ifade etmez.Günümüzde şarkı sözlerinin bayağılı, bizim kelime hazinemizin ve kendimizi ifade edebilme gücümüzün eksikliği ile ilintili.Biz, kendimizi ifade edemediğimiz müddetçe orjinal ezgiler ve sözler üretmede sıkıntı yaşayacağız.

    Şarkı söylemek başlı başına bir sanattır.Şarkılara söz bulmak da başlı başına bir sanattır.Bu konuda gün geçtikçe bayağılaştığımız doğru.Çünkü, bayağılaşan dilimiz ve ifade gücümüz oluyor.Bu bağlamda yapılması gereken kendimizi geliştirmek.