"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

politikaKonumuzun kaynağı The Economist dergisinin son sayısında Türkiye’nin barışçıl bir yapı içerisinde Arap dünyası, İsrail, İran, Amerika ve Avrupa ile iyi ilişkiler içinde olmasının yarattığı memnuniyeti ballandıra ballandıra anlatışını birde bizim gözümüzden tartışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’nin sürekli eleştirdiğimiz dış politikası konusunda bazı kökten değişikliklere gittiği yeni süreçte Türkiye’nin barışçı politika yanlısı bir görüntü izlemesinin faydaları ve zararlarından bahsetmek gerekiyor.

Türkiye için yeni dış politika kavramının adı “Sıfır çatışma”. Evet, Türkiye bugün her noktada ılımlı bir dış politika izliyor. Tabuları yıkıyor, eski düşmanları dost ilan ediyor. Ahmedinejad’ın yeniden seçilişini ilk kutlayan ülkelerden olurken, Amerika başkanının ilk ziyaret ettiği Müslüman ülkelerin başında yer alıyor.

Bu yeni dış politika hamleleri acaba kısa vadeli ataklar mı yoksa uzun vadeli Türk politikalarımı bunu kestirmek güç ama şu bir gerçek ki Türkiye dünyanın en sorunlu bölgesinin batıya açılan kapısında bir tampon ülke ve köprü durumunda.

Türkiye’nin bölgesinde istikrarlı, hedeflerini tutturan, söz sahibi olan bir ülke olabilmesi için elbette ki öncelikli olarak iç politikasında devletçi, halkçı bir politika izlemesi gerekiyor. Ama maalesef ülkemizde halen eğitim, sosyal adalet, sağlık gibi politikalarda çağının çok gerisinde millici olmayan ama global dünyanın gerekliliklerini harfiyen yerine getiren aciz politikalar sayesinde bir türlü iç dinamiklerini harekete geçirememiş olması dış politika konusunda da sözünü geçirenden ziyade söz dinleyen konumda olmasına sebebiyet vermektedir.

Özellikle şimdiki dışişleri bakanımız başbakan danışmanlığına geldiği günden dışişleri bakanlığı sürecine kadar “sıfır çatışma” politikaları ile haşır neşir olduğunu bilenler bilecektir. Dergide zaten bu çalışmaların ürünlerinden bolca bahsederek bize koca bir aferin gönderiyor.

Tamam, dünyada savaşlar olmasın herkes barış içinde yaşasın ama batının böyle bir fikri yok. İleride daha büyük çatışmalar bu coğrafyanın kaderi olacağı kesin. Ve siz Türkiye olarak bu çatışma noktasının bir nebze içerisindesiniz. Örneğin doğu meselemizde ne kadar sıfır çatışma içerisinde yer alabilirsiniz. Ya da Kıbrıs Rum Kesiminin bitmek bilmez provokasyonlarına karşın ne kadar barışçıl bir çözüm içerisinde yer alabilirsiniz. Ermeni Meselesi bir taraftan batının gündeminde bir soykırım kozu olarak kullanılırken siz hangi şartlarda Ermenistan ile pazarlık masasına oturabilirsiniz. Dört bir tarafınızdan politik ve silahlı çatışma halinde iken sıfır çatışma politikası Türkiye adına gelecek adına milli menfaatlerimize uygun politikalar gibi gelmiyor.

Türkiye’nin maalesef milli stratejileri gelecek adına değilde günü kurtarma politikalarına yönelik olduğu için bölgenizdeki en ufak sıcak değişimlerde bile anlık stratejiler geliştiremiyor ve dış politika konusunda çokta başarılı bir görüntü sergileyemiyorsunuz.

Türk dış politikası Merkez sağın ve arada çok az süreçte de merkez solun elinde maalesef hiçbir milli menfaate hizmet edecek çalışma içerisinde olmadı ve olmamaya devam ediyor. İç politika da hiçbir ideolojik fark gözetmeksizin eldeki avuçtakini ortaya dökecek peşkeş çekecek kadar çok aktif politikalar üreten milli(!) hükümetlerimiz dış politika konularına gelince pasif(edilgen) bir yapı içerisinde bir strateji izliyor.

, ,

Yazar Hakkında

Bio: "Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap." Benjamin Franklin

Sen Ne Düşünüyorsun?

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası