Başucunda bir kavanoz içinde duran demir parçalarına iyi bak. Kaç tane olduğunu hatırlamıyorum ama her biri benisenden almak için gelmişti. Ama hiçbiri beni öldürmeyi başaramadı. Vücuduma saplanan her kurşuna inat yaşamak için direndim.
Sana geri döneceğimi söylemiştim. Evet, söz verdiğim gibi ölmedim. Eve döndüm, sana döndüm. Beni hayata bağlayan tek ışık, tek umut kaynağı senin varlığın oldu. Dışarıda bekleyen serseri kurşunların varlığı artık beni korkutmuyor. Bir kurşunun beni savuşturup gitmesinden, sonrakinin daha isabetli geleceğini biliyorum. Her seferinde kana bulanan üniformamı temizlemekten yorulmuyorum. Günün ardından derin nefes alışımdan sonra ertesi gün için bir yeni mücadelenin daha başlayacağını bilmek korkutmuyor ama endişesi içimi kemirip duruyor. Ölüm değil beni endişelendiren, bilirsin işte! Başucunda duran kavanozdaki mermileri saydın mı? Tamı tamamına 27 tane olması gerek. Şu kısacık ömrümde 27 defa ölümün pençesinden kurtulabilmeyi başarabilmek ya da her kapıdan çıkışımda akşam yemeğine yetişeceğimi söylemekti belki beni ölümün elinden alan. Şimdi ne vücuduma isabet eden kurşunlar ne de akşama dönüp dönemeyeceğimi bilememenin endişesi üzüyor beni. Canım yanıyor, acı çekiyorum hem de çok. “Baba eğer iyileşemezsem ben de annem gibi kanserden mi öleceğim” deme sakın bana. 27 kurşunun yapamadığını sen tek bir sözünle yapıyorsun. Beni bırakmak yok! Beni yalnızlığa terk etmek yok! Öleceğini söyleme, sus! Her uzak şey gibi öyle uzak olsun bize ölüm. Sen üzülme diye seninle birlikte kestirdim saçlarımı. Azıcıkta olsa gülersin diye arada bir ağzım kulaklarıma varıyor. Ve sen daha çok yaşa diye ben her gün ölüme inat bir 24 saat daha fazla yaşamaya çalışıyorum. Her sabah o üniformayı giyip eve dönüp dönemeyeceğimi bilmeden yol almanın canımı çok yaktığını düşünürdüm ama çok daha acı verenleri varmış: Senin sözlerin. Arada bir öleceğini söyleme. Bırakmak yok. Umutsuzluk yok. Bir 24 saat daha fazla yaşamak var. Her biten günün ardından birkaç dakika da olsa o minik ellerini ellerimde hissetmek var. Ve yüreğimi yakanın sadece umutsuzluğun olmadığını bilmek istiyorum. Her akşam eve sağlam döndüğümde boynuma sarılıp “babacığım” sözünü duymak istiyorum. Gözlerinin içine bakıp, ne beni yarın bekleyen kurşunları hatırlamak ne de ölümün seni benden ne zaman alacağını bilememenin endişesini yaşamak istiyorum. Sadece sana sahip olmanın dünyanın en güzel duygusu olduğunu bilmek istiyorum. Sana sarılmak, sarılmak ve doyamamazcasına sarılmak istiyorum. Birkaç dakika da olsa, son nefeslerimi seninle birlikte almak ve seninle birlikte vermek istiyorum.



