Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | sen de dene!

DY | kitapyurdu

DY | facebook resmi sayfası

DY | haberler

I'm listed in Personal

“Bugün gene Hayri geldi. Borcu varmış mal aldığı yere. Ödeyemezse icra gelirmiş evine. Varsa bizden bir miktar istedi. Bende eniştene sormadan veremem, biliyorsun biz de yeni eve yazıldık dedim. Oda rica etti gerekirse daha sonra ev için peşinat vereceğini söyledi.Ne dersin?” dedi kardeşi için kocasına minnetde bulunan, okuyupda çalışmadığına sürekli yanan, rica tonlu kadın. “Gene mi? Geçen seferde aynı şeyi söyledi. Araba alcağımız zaman parayı ona verdik ödesin borçlarını diye. Ne oldu? Dükkanına mal yığdı.Satış yaptı, geriye tek bir kuruş vermedi. Beyimiz eşiyle tatile gitti, biz burda araba parası diye evden çıkmadık. Onun için çalışmıyorum ben. Sadece kendini düşünmesin. Bana mı sormuş yaparken borcu? Gitsin abine, o versin.” dedi bıkmış, yorulmuş, eşini kırmak istemeyen ama bir taraftanda enayi yerine koyulmak istemeyen adam. “Tamam, tamam. Sinirlenme hemen.Bu sefer ben de kanmam zaten.Saati kurdun mu? Yarın çocukların tiyatrosu var unutma sakın tamam mı? Hadi iyi geceler.” dedi hala içten içe para kazanamadığı için kendini yiyen, kardeşini düşünürken çocuklarının da rızkını düşünen emektar, not blok beyinli, muhasebe kafalı kadın. “2 saat erken çıkcam işten. Ararım seni. Sana da iyi geceler” dedi zaten gözünden uyku damlayan, akşamdan içtiği bir kadehin midesini yakan, bu hafta maaşı hesaplayıp da sevgilisine ne kadarlık hediye alacağını belirleyen sözde aile babası, düşünceli, koruyucu adam. “Haaa, unutmadan, haftasonu annenler gelecek, toplantı filan sarkıtma sakın.” dedi arkasına döndüğü sırada,  son dakika gazete yazarı gibi davranan, adamın gözünde kötü haber elçisi olan kadın. Bir ev, bir yatak, iki beden, iki yarın düşüncesi…    

“Nerden geliyor bu gürültü yaaaaa?” dedi uykusundan uyandırılmaktan asla hoşlanmayıp hele de böyle bir gürültü ile kaldırılan bencil, çelimsiz, sesi cılız, üstündeki geceleği solmuş, göğüsleri sarkık, kavgacı kadın. “Bilmiyorum hayatım, sanırım yukardakiler anahtarını kaybetmiş. Çilingirci olabilir” dedi uyku sersemi, karısının sesi ile irkilen, kılıbık gibi görünüp karısının her dediğini yapan aslında karısının geçmişine acıyıp ondan korkmaktansa daha çok acıyan ve onu üzmemek için biri ikiletmeyen, hafif göbekli, göz altları kırışmış, kibar ve hoşgörülü adam. “Bu saatte eve mi girilir yaa..Saat sabahın 4′ü. İnsaf be insaf. Ama yok sorarım yarın onlara ben. Tam da rahmetli annemi görüyordum.Tüm tadımı kaçırdılar. Tüm günüm berbat geçecek anlaşılan.Sana diyorum sana.Kalk bana bir papatya yap hadi.Belki yatıştırır beni.” dedi sinirleri günden güne daha çok bozulan, çevreden çok kendiyle ilgilenen, anti-depresif ilaçları kullanan soluk benizli kadın. “Tamam hayatım tamam. Sen uzan biraz ben şimdi çayını getiririm.Hem bak bugün ev bakmaya gitcez,sakin ol” dedi ortam yumuşatıcı, gayet sakin, itaatçı, acıma duygulu adam. Bir ev, bir yatak, iki kişilik, iki duygu…

“Azıcık yana kaysana sevgilim” dedi karısına sırnaşmaya çalışan, bugün aldığı hediyenin bir şekilde karşılığını bekleyen, arzulu adam. “Sana doğru mu? Hımmm ne düşünüyorsun bakalım seni hınzır?” dedi hediye cep telefonunu baş ucuna koyup da onu seyreden, yarın herkesi arayıp numarasını vermeyi düşünen, hatta tüpçü çocuğa da nasıl vereceğini planlayan, kocasından ayrı işler çeviren ve gene de onu idare eden becerikli, cilveli, güzel vücutlu kadın… Bir ev, bir yatak, iki arzu, iki ilişki…

“Biliyor musun, onu çok seviyorum. Sanki o olduğu sürece dağları delecekmişim gibi geliyor. Garip bir güç  veriyor bana. Gözlerine baktığımda, elini tutduğumda kalbim güm güm atıyor. Buna aşk diyorlar galiba. Umarım her şey yolunda gider” dedi yeni aşık, okulunu bitirmeye ramak kalmış, bir taraftan da nasıl bir hayat kuracağını planlayan, biraz cahil, biraz deneyimsiz delikanlı adam. “Yaaa tamam oğlum yaaa…1 haftadır onu dinliyoruz. Yarın final var. Uyu artık. Aşkınız devam eder, okul biter, sen bir iş bulursun, evlenirseniz, çoluk çocuk güzel bir hayatınız olur işte oğlum. Yat artık, ışıkta uyuyamıyorum biliyorsun” dedi biraz hödük, içinden arkadaşını kıskanan, onun yerinde olmak için her şeyinden vazgeçebilcek, okul bitince nerede yaşayacağını dahi bilmeyen, düşünmeyen, biraz kalın kafalı delikanlı adam. “Evleniriz de mi?Cidden. Okul bitsin hemen bir iş bulup evlenecem onunla. Onunla yaşamak istiyorum oğlum ben” dedi aşktan kanı  kıpır kıpır akan, heyecanlı, pembe gözlüklü delikanlı adam… Bir ev, bir oda, iki aşk, iki gelecek…

“Oğlan evlenecek, kıza görümlük alınması lazım. Salon için masraflar için para lazım. Ne yapcaz?” dedi vefakar, saçlarını ailesi için süpürge etmiş, evlatlarının boynunu bükmek istemeyen kadın. “Bakarız bir çaresine, gerekirse benim emekli maaşımdan kredi çekeriz. Oğlanı açıkta bırakcak değiliz ya. Bakarım etrafıma” dedi yıllardır hesap yapmaktan alnı kırışmış, vefakar, ailesine düşkün, babacan adam. “Yarın kızın annesi gelecek. Taleplerini bildircekler. Bende bizim bir kaç adetimizi söyleyecem. Tabii çok aşırıya kaçmayın da diyeceğim.Malum dönem kriz dönemi” dedi yıllardır pazar parasından, ekmek parasından artırıp da kenara üç beş koyup en zor anlarda sandıktan çıkararak kocasının minnet duyduğu kadın. “Tamam sen halledersin. Ben de bir oğlanla konuşurum. Belki o da bir şeyler biriktirmiştir. Yaa nasırım acıyor. Acaba sarsak mı?” dedi kadınına güvenen, kendini ona rahatça teslim edebileceğini bilen ev içinde korku yaratmadan iletişim kurabilen adam. “Sabah kalkar kalkmaz sararım. Şimdi yatağa leke bırakır.Hadi uyumaya çalış” dedi eşinden, işinden emin sevgi dolu kadın. Bir ev, bir yatak, iki güven, iki eskimeyen sevgi…

“Doğduğumuz andan beri bir sarılma ihtiyacı duyarız hep. Korkarız anne-babamıza, paylaşırız kardeşimize, aşık oluruz sevgilimize, karar veririz eşimize sarılırız. Bunu yaparken de hep bir güven duyarız, daha da sahipleniriz. Yastığa kafamıza koyduğumuz an düşünürüz. Sevdiklerimizi, sevmediklerimizi, yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı… En saklı mahremimiz olmakla beraber en hayalperest anlarımızı yaşar yatağa uzanan bedenimiz. Vücudumuzu sere serpe uzattığımız an kısa bir temizlik işlemine girer, yarın daha başka olacak deriz içimizden. En sakin, en istekli, en hayalci, en huzurlu, en ben olduğumuz anlardır yatak anlarımız” dedi  gecenin içindeki sesleri dinleyen, düşüncelerinde uyuyup başkalarının uykularında gezen ben. Bir ev, bir yatak, iki ben, iki hayat…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Sen ne düşünüyorsun?