Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

System Of A Down grubunun Eurovision’da Ermenistan’ı temsil edeceği haberini okumuştuk gazetelerden. Ve bir müddet sonra SOAD’ın ülkesini temsil etmeyeceği anlaşıldı. Meğer Türkiye ile ilişkilerinin zarar görmesini istemeyen Ermenistan hükümeti, SOAD grubunun ülkesini temsil etmesini dezavantaj olarak görmüş. Hükümete hak veriyorum çünkü Türkler’i sevmeyen bir grup duruyor karşımızda. Sevmemelerini bırakın; nefret ediyorlar açıkça. İşte kabak gibi bir örnek:

“Türkler ve köpekler giremez” diye konserlerinde pankart açan grup, bu grup. 301. maddeyi bahane ederek ülkemize gelmeyen grup, bu grup. Hatırlıyorum da Rolling Stone dergisi, sayılarından birinde SOAD solisti Serj Tankian’ın bir lafını kapağına taşımıştı. Aynen şu yazıyordu: “301 kalkarsa geliriz.” Buna hiçbir zaman inanmadım ve inanmayacağım çünkü biz Ermeni soykırımını kabul etmediğimiz müddetçe gelmeyecekler. Bizim hükümetimiz gafil avlanmayıp dış güçlerin baskısına boyun eğmediği takdirde SOAD bu ülkede konser veremez. Çünkü adamların kafasında sabit bir düşünce var. O da, Ermeni soykırımı yapıldığı yalanı. Biz bunun yalandan ibaret olduğunu dünya kamuoyuna duyursak da ne Ermenistan ne de yalana ortak olan ve ülkemizde çıkarları bulunan dış mihraklar, Ermeni soykırımı heyulasından bir adım geri durmuyor.

Şu anda Ergenekon operasyonuyla içeri tıkılan İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek bu uğurda savaşıyordu. İsveç’e gidip elindeki bir tomar belgeyi mahkemeye sunacak ve Ermeni soykırımı yalanını onların yüzüne çarpacaktı. Fakat ne yazık ki vize alamadı. Fransa, yakın bir zamanda Ermeni soykırımı yasa tasarısını meclisten geçirdi ve daha bir çok ülke tasarıyı yasalaştırdı. Neredeyse bir Amerika’da yasalaşmadığı kaldı. Ülkemizin üzerinde çıkarları olanlar kendilerinden beklenen davranışı sergiliyorlar. Aslında buna hiç şaşırmamak gerekir çünkü politika yapmak bunu gerektirir. Yalan da söylerler, doğru da söylerler, kendi menfaatlerini zedeleyecek bir hareket olursa doğru yanlış demeden hemen karşı çıkarlar. Fakat çıkarları söz konusu değilse, suya sabuna karışmazlar. İkiyüzlüdürler aynı zamanda. İnsan haklarından bahsederken, İsrail’in acımasız bombalarıyla kanlar içinde toprağa karışan zavallı çocuklara gözlerini kaparlar. Hani dünyaya gelen herkesin yaşama hakkı vardı? Hani insanlar doğuştan hür olmalıydı? İsrail halkı Filistinliler’i özgür bırakıyor mu ya da nefes alıp vermelerine şans tanıyor mu? Tamamen ikiyüzlülük Avrupa’nın yaptığı.

Emre Kongar Yorum Farkı’nda bunu çok güzel bir şekilde dile getirdi. Zamana yolculuk yapıp 2003’e gidelim. Amerika saldırırken Avrupa neredeydi? Neden bir manifesto yayımlayıp da Amerika’yı kınamadı? Çünkü Avrupa ya da Batı, kendi halkının mutluluğu için en iyisini ister fakat başka halklara gelince ağız birliği etmiş gibi susar. Aslında düz mantıkla bakacak olursak insan hakları, demokrasi, azınlık hakları gibi laflar ilk duyuşta insanın kulağına çok hoş geliyor. Kavramların içini kazdığımızda ise, bunların “kendine Müslüman” insanların sırf kendi halklarının refah ve saadeti için kullanıldığını anlıyoruz. Bu kavramlardan soğumamızın sebebi budur. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabı, bu devletler güçlü oldukları halde susarlar. Çünkü bu Batılı devletler ortak bir noktada mutabık kalıyorlar. O da soykırım.

Bakıyorsunuz Almanya, Fransa, ABD’nin adı, tarihin kirli sayfalarında yazıyor. Beyaz adam ABD’ye geldi mertlik bozuldu. Bakın Amerikan yerlilerine, ne kadar güzel özlü sözleri var. Aynı atasözlerimiz gibi. Bakın Almanya’ya, Yahudiler’i temerküz kamplarında toplayıp işkenceyle öldüren ve Filistin topraklarına yerleşmeye iten devlete bakın. Fransa’ya bakın, Cezayir halkına yaptıklarına bakın. Kısacası, bunlar ağız birliği etmişler, birbirlerinin yaptıklarını görmezden geliyorlar. ABD’nin ve Avrupa’nın İsrail’in saldırılarını kınamamasının sebebi budur. Ne yüzleri var ki kınayacaklar! Dünya göre göre öğrendi güçlü devletlerin ikiyüzlü olduğunu. Bu devletler dünya için çalışsaydı, dünyanın refahı için çalışsaydı bu halde olur muydu yeryüzü? Ama yapmadılar, kendilerini düşündüler. Elbette birgün gelecek, dünyayı ne hale getirdiklerini anladıklarında dert yanacakları kimse kalmayacak. İş işten geçecek.

SOAD grubu Eurovision’da seslendirecekleri parçada Ermeni soykırımını işleyecekti. Türkler’e hakaret edeceklerdi. İlişkilerin zedelenmesini istemeyen Ermenistan hükümeti, SOAD’ın Ermnistan’ı temsil etmesini reddetti. Böyle yapmaları kendi açılarından yararlı çünkü Ermenistan’ın arası sınır komşusu Azerbaycan’la Karabağ meselesinden dolayı bozuk. Bir de Türkiye ile bozulursa Ermenistan gerçekten zor durumda kalacak ekonomik yönden. Ermenistan’a ulaşan mallar Türkiye üzerinden geçiyor ve Ermenistan Türkiye’den ithalat yapıyor. Türkiye’nin sınırları kapaması demek, Ermenistan’ın ekonomik olarak çökmesi demek. Dolayısıyla Türkiye’ye muhtaçlar.

SOAD grubunun bütün albümlerini dinledim. Hiçbir gruba benzemiyorlar, dünyadaki yerleri apayrı. Siyasi düşüncelerini bir kenara bırakırsak, SOAD bir siyasi grup olarak değil de müzik grubu olarak kaliteli bir grup. Batı ezgileriyle Doğu ezgilerini harmanlayarak güzel bir sentez oluşturmuş. Severek dinlediğim bir grup. Ona benzeyen bir grupla karşılaşsaydım, SOAD’ı dinlemezdim. Ama yok işte. Gelebilecek eleştirilere de böylece cevap verdiğime inanıyorum.

SOAD Holy Mountains adlı parçada -ki Holy Mountains diyerek Ağrı dağını kastediyorlar- yalancı, sahtekar, düşman laflarını kullanıyor. Bu parçanın klibinde ise, Atatürk gösteriliyor. Klip fotoğrafların birleşmesiyle meydana gelmiş. SOAD grubu bu klibi kendilerinin yapmadığını belirtiyor. Bildiğiniz gibi Youtube diye bir site var. Bu siteye isteyen istediği videoyu gönderebiliyor. Meğer bir SOAD hayranı fotoğrafları birleştirerek böyle bir klip yapmış ve Youtube’a göndermiş.

Rolling Stone’un beşinci sayısında SOAD röportajı var. Bu röportajda SOAD “Türk düşmanı mısınız?” sorusuna şu cevabı veriyor:

“…Türk insanından ve Türk ulusundan nefret etmediğimizi, en ufak olumsuz bir düşünceye sahip olmadığımızı açıkça belirttik. Ermeni ailelerini öldürülmekten kurtarmak için hayatlarını riske atan Türk vatandaşların hikayelerini biliyoruz. Türklerin kurtardığı sayısız Ermeni ailesini biliyoruz…”

Bakınız, bu açıklamalar 2006’da yapılmış. Geldik 2009’a. Hâlâ Ermeni soykırımını işlemeye çalışıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ben bu grubun Türkler’i sevdiğine inanmıyorum, sevmedikleri gibi nefret ettiklerine iddiaya girerim. Ama yine de dinliyorum çünkü bu grubun dünyada eşi benzeri yok.

Röportajda ilgimi çeken diğer bir soru da şuydu:

“Avrupa’da tura çıkmayı düşünüyor musunuz?” Cevabına bir bakalım:

“…1998’de Türkiye’ye gelecek, Slayer’le çalacaktık. Vazgeçmemizin sebebi sahnede konuşma özgürlüğümüzün olmayacağını anlamamızdı. Amerika’da sahnede Bush’u istediğimiz gibi eleştiriyoruz. Irak Savaşı, felaket iç politikalar ve başka şeyler hakkında. Bizim için Türkiye’de çalıp soykırım konusunu açmamak olmazdı. Bize bunun sorun olacağını söylediler. Biz de ‘Eğer açıkça konuşamayacaksak, gelmemizin bir anlamı yok’ diye düşündük. Ama bir gün gelmeyi cidden isterim.”

Bu adamlar soykırımı takmış kafalarına. Soykırım da soykırım. Bir sürü hikaye dinlemişler büyüklerinden. Türklerin de Ermeniler’e yardım ettiklerini biliyorlar ama yaygın inançları Türkler’in soykırım yaptığı.

Anadolu toprağının haşin çocuğu, mis kokusu, sözünü budaktan sakınmayan genç yazarı Nihat Genç, Hattı Müdafaa adlı yapıtının bir bölümünde Ermeniler’den dem vuruyor. Yazar, bir kafileyle başkent Erivan’a gidip konferans vermiş. Bu bölümde yazar Erivan’daki izlenimlerini, konferansı, Ermenistan’ı, Ermeniler’in soykırıma nasıl baktığını anlatıyor. Konferansa başlamadan önce 1915’te ölen Ermeniler’i anmak zorunda kalmışlar. Bunun için ayağa kalkıp saygı duruşunda bulunmuşlar. Çevirmen Agos gazetesinin merhum yayın yönetmeni Hrant Dink. Soykırımdan söz açtırmıyor konferanstakiler. Bildiklerini okuyorlar. Nihat Genç nasıl dayanmış hayret doğrusu! Kitapta bahsediyor. Ermeniler’le üç noktada sorun yaşıyoruz: Tazminat sorunu, soykırım ve Karabağ’ın işgali. Bunları teker teker açıklamayacağım. Merak eden alsın kitabı okusun. Zaten yeterince uzadı yazı.

Sonuç olarak, SOAD aslında Ermeniler’in baş tacı ve büyük bir kısmını yansıtıyor. Ermeni hükümetinin bu hamlesi, Türkiye ile Ermenistan ilişkileri düzelecekmiş gibi bir düşünceye itiyor bizi. Şurası gerçek ki, küçücük bir ülke olan Ermenistan bize muhtaç. Herhangi bir sürtüşmede kendileri kaybeder, olan onlara olur. Bizim gönlümüzden geçen, ilişkilerin düzelmesi ve Ermeni soykırımı üzerinden siyaset yapılmasına artık son verilmesi. Çünkü böyle giderse, bu önümüzde bir engel olarak sürekli dillendirilecek. Biz hiç diyor muyuz Türkiye olarak “Ermenistan Birinci Dünya Savaşı’nda vatanına ihanet etmiştir, bunu kabul etmesi gereklidir. Bunun için yasa çıkartılmalıdır.” diye? Ermeniler de bıraksın bu politikayı. Hem böylece gavur güçler bu politikadan nemalanmayı denemezler. Ermenistan açısından hayırlı olur sadece.

Bir sürü devlet soykırım uyguladı. Hangi ülke çıkıp da “Şu ülke soykırım yapmıştır, soykırımı kabul etmelidir” diyor? Hiçbir ülke. Ama konu Türkiye olunca herkes gözünü dört açıyor. Ermenistan resmen kullanılıyor piyon gibi. Öne sürülüyor.

Ermenistan Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek zorundadır. Soykırıma dayanarak sadece kendi kaybeder. Zaten doğusundaki Azerbaycan’la Karabağ meselesinden dolayı arası bozuk. Türkiye de sınırları kapattı mı Gürcistan ve İran kalıyor geriye. Kaygan bir zeminde yer aldığının farkına varmalıdır Ermenistan. İlişkileri düzeltmek ya da bozmak kendi elindedir.

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 6 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • EciL diyor ki:

    Soad’dan girerek güzel konulara değinmişsin.Evet bende Soad’ı çok severdim hala bir kaç şarkısını dinlerim ama evde dinlerim sadece.Aslında Soad grubunun en büyük dezavantajını dile getirmişsin.Bu insanlar soykırım,düşmanlık adı altında Türkiye’de aslında çok büyük prim aldılar.Olumsuz görüş bir anda olumlu yönde tepkimeye yol açtı.Bu sayede Türkiye’de çok büyük bir kitleye ulaştılar;olumlu ve olumsuz.

    Sonuç olarak Ermeni hükümeti çok iyi bir karar almış.Yazını beğenerek okudum.

  • Metin diyor ki:

    Bana soykırım yapacak birini arıyorum, üzerinden prim yapacağım!

  • mehmet diyor ki:

    ya lutfen TURKIYE ERMENISTANL SINIRLARI ACIYOR SIZ HALA SOADIN NE IS YAPTIGINI ANLATIYORSUNUZ>> ABDULLAH GUL SATTI BIZI>> KARDESLER>> AHH ESSEGIZ BIZ>> SECIMLERDEN ONCE UYARMISLARDI ADAM ERMENI KOKENLI DIYE>> AHHHH SALAKLIGIMIZ BIR BIZIMIZE INANMAMAMIZ>> SAYGILARIMLA

  • Strahd diyor ki:

    Ermeni kanı taşıyan biri olarak bu konuda düşüncelerimi belirtmek istedim:

    İlk olarak ailevi bilgimi anlatmak isterim. Baba tarafım Erivan göçmeni ve babamın nesline gelinene kadar yüzyıllarca orada yaşamış bir ailenin torunuyum.

    Halam hali hazırda deyimle tam bir ” Türk Düşmanıdır “. Ki kendisi yıllar boyunca mevcut evliliğe karşı gelmiş ve hatta kafa tutmuştur. Lakin hiçbir zaman soykırımın varlığını savunmamıştır. Bu ne derece bir aciziyettir ki birileri insanlarını katletti diyerek başkalarının üstüne çıkmaya çalışsın” der kendisi.

    Yıllarca Ermeni kökenli olduğumu saklamakla yükümlü bırakılarak yaşadım doğduğum bu topraklarda.

    Bu nedenle SOAD’ın Türklere olan tepkisi karşısında söylenen sözlere de bir de karşı taraftan bakmanızı istiyorum.

    Kan kökeni o topraklarda olduğu ancak bu toprakların ekmeğini yiyerek suyunu içerek yaşayan insanlar bu topraklara değer verdiğini iddia eden çoğu insandan daha çok savundu Anadolu’yu. Türk halkının haklarını korumak için çaba gösterdileri ve karşılığında ” bu kim oluyor da savunuyor ” tepkilerini aldılar.

    SOAD’ın yaptığı bu hareketin tek bir doğru tarafını görmek imkansız. Ancak onlar ne kadar Nefret! belirtiyorlarsa Türk insanı da aynı derecede hatta katıyla Nefret! kusmaktalar.

    Siz bu deyimleri dile getirirken ne derece sinir tükettiniz ellerinizle ?
    Müzik evrenseldir kuralını aşmış ve bana göre terbiyesizlik yapmış bu grubun deyimlerini yazarken içinizden ne derece güzel kelimeler geçti acaba merak ediyorum ?

    Tabii ki tepkiniz onların yaptıklarına karşı bir hareket hak veriyorum. Ama yerleştirilmeye çalışılan nefrete bir el de ben atayım kampanyasının bir üyesi etmeye çalışıyorlar herkesi çok mu doğru sizce bu tür bir davranış ?

    Ben bu ülkede doğdum bu ülkede yaşadım bu ülke büyüttü beni. Ama ben bir Ermeni’yim ne kadar Türk doğsamda kanımda var. Ben bir grup kursam Ermeni’ler giremez desem ne kadar desteklenir acaba ? Coşarlar, koşarlar peşimden. Vay be! derler. Ama ne kadar doğru bir hareket yapmış olurum acaba.

    Kim hangi ülkenin köklerine sahip düşünmek çok mu güzel ? Karşınızdaki bir insan yüzüne bakın sadece o sizin arkanızdan bıçak çekmeyecek emin olun. Hiçbir arkadaşımın arkasından vurmuşluğum yok :)

  • Hakan Celep diyor ki:

    ” Strahd ” olaya en güzel yerinden en doğru şekliyle yaklaşıp, kafatasçıları, bilmeden olanları, anlamsız ırk nefretiyle dolup toşanları anlayamıyorum. doğrusu, anlamak da istemiyorum. ırkçı nefretlerle yanıp tutuşan neo-nazi ler, yerel bazda günlük yaşarlar. diaspora ermenileriyle, türkiye’de kalmayı tercih etmiş, 1. dünya savaşı’nda gerek çanakkale’de gerek bu topraklarda yanyana savaşmış ermeniler bizim kadar bu toprağın sahibidir. türkiye’de kalmış ermenilerin hala millet-i sadıka özelliğini yitirmemiş olduğunu hatırlatırım. ( savaşta taşnak, hınçak, ve dahi ermeni cemiyetleri ile kendi komşusunu yakan ermeniler müstesna ) ve dahi bir sermeni kanıysa anadoluda yaşayan herkes evliliklerden ve meyvelerinden dolayı illaki ermeni geni de taşır. anadolu kozmopolit bir yerdi hala da öyle. bunun sonuçları da ırkların gitgide karışmasıdır. elif şafak “baba ve piç” de şöyle birşey söylüyor: ” diaspora ermenilerini birarada tutan tek şey soykırım iddiaları, eğer gün gelir türkiye kabul ederse ermenilerin ayağının altından halı çekilir.” yani söyleyeceğim o ki diaspora ermenileri nefretle varolabiliyorlar. biz ırkların değil insanlığın önemli olduğunu düşünen bir millettik. nasıl oldu da bugün bu hallere gelebildik, nasıl bu kadar nefretle dolabildik?

  • Strahd diyor ki:

    Sanırım 2 gün önceydi bir film seyrettim. Filmin konusu Amerikada Nazi yanlısı bir grup gencin Yahudiler hakkında yaptıkları ve fikirleriydi. Filmde başrol oyuncusu yıllarca Yahudi okullarında dini eğitim aldıktan sonra sorgulama eğilimine geçtikten sonra neden! sorusunu sorarak kendine geldiğini sanan bir kişiliğe sahipti.

    Filmde uzun süre Yahudilere sert davranan hatta tabir-i caizse onlara hayvan gibi yaklaşan gencimiz bir süre sonra arkadaşlarının Yahudilerin dini geleneklerine saygı duymamasına anlam verememeye başlıyor. Ve sonrasında onlara soruyor: ” Yahudiler hakkında ne biliyorsunuzda onlardan nefret ediyorsunuz ? ”

    Soruyorum Ermenilerden nefret eden kişilere: Ermenileri ne kadar tanıyorsunuzda nefret ediyorsunuz ?

    Yıllarca bu topraklara hizmet eden bu insanlara harp döneminde olağan bir durum olan ölümlerin ardından dış kuvvetlerce abartılarak dile getirilip insanları galeyana getirmeye çalışan ” Fransız – İngiliz ” güçlerinin amaçlarına yönelik hareket ederek onları oturdukları yerde güldürdüğünüzün farkına varamıyormusunuz ?

    Bir tek kişi gösterin Ermeni topraklarında soykırım var diye bas bas bağıran bir tek Ermeni vatandaş gösterebilirseniz gösterin.

    Takip edin biraz araştırın. Olaylar dış devletlerde oluşan Ermeni lobilerinden çıkıyor. Özellikle Fransada gösterilen sözde soykırım iddiaları benzer gelmiyor mu sizlere.
    Kör gözle saldırıya geçmekten ziyade eğer gerçekten bilerek ve isteyerek müdahale etmekse niyetiniz yapın istediğiniz kadar nefret edin. Ama lütfen bilmeden etmeden sadece kulaktan dolma sözlerle yok onlar şurda şunu yaptı yok burda bunu yaptı hadi bizde yapalım kafasıyla hareket edecekseniz en basit insandan daha diptesiniz demektir.

    Bir arkadaşım şunu söylemişti: Kars’ta Ermeniler köyleri yağmalayıp insanları katlettiler tecavüz ettiler yüzkızartıcı ne kadar hareket varsa ellerinden geleni ardlarına koymadılar.
    Peki şunu biliyormuydu acaba: Karadeniz bölgesinde Ermenilerin canlı canlı kuyulara atılıp üstlerine kaynar su boşaltılarak ( yaşayacakları derecede ) günlerce haftalarca aç bırakılarak eziyet çektirdiklerini biliyorlarmı acaba ?
    Ya da Rus baskısıyla Güneydoğuya giden Ermenilerin yol üzerinde yağma yaptıklarını iddia eden insanlar Ermenilerin aç susuz yollarda giderken ırk ayrımı yapılarak köylerden evlerden kovulduklarını biliyorlar mı ?

    Lütfen biraz da karşı tarafın gözünden bakmayı denemek lazım.

    Teşekkür ederim Hakan sözlerin için. Türk insanının ” kanım değerli ” söyleminden ziyade toprağım değerli deme vakti gelmedimi sence de ? Ve biraz geçmişe bakıp şimdilerde parmaklarıyla gösterip rencide etmeye çalıştkları insanların dedelerinin bu topraklar için canlarını seve seve verdiklerini görmezden gelmemelerini dilemek mi lazım.