Haber Türk kanalında, dün gece tekrar yayımlanan bir programı seyrettim. Programın iki konuğundan biri Taraf gazetesi ekonomi yazarı, diğeri Cumhuriyet gazetesi ekonomi yazarı Mustafa Özbek idi. Cumhuriyet gazetesi yazarının nasıl bir duruş sergileyeceğini merak ettiğimden gece yayımlanmaya başlamasına rağmen programı bir kısmını dikkatle izledim. Programda sizinde tahmin edebileceğiniz gibi ekonomik kriz ve bu ekonomik krizi aşmanın yolları tartışılıyordu. Programın sunucusunu ayrıca takdir etmek lazım, çünkü kelimeleri özenle seçerek çok güzel sorular yöneltti konuklara. Konukların görüşlerinden bir demet sunarak sizi bilgilendirmeye çalışacağım.
Taraf gazetesi yazarı ekonomik kriz konulu bir giriş yaptı. Zehirli kâğıtlardan ve ABD hükümetinin ekonomiyi serbest bırakmasından bahsetti. Bu yazara göre bu kadar serbest bir ekonomi krize yol açmıştı. Keynes’in kitaplarından örnek verdi ve bir kitabının girişinde K.Marx’ın da klasik iktisat teorisyenlerinden biri olarak yazdığını belirtti. Adam Smith’in yanında K. Marx da yer almıştı. K. Marx’ın da Adam Smith gibi “devlet müdahalesinin en aza indirilmesi gerektiği” söyleminin altını çizdi. K.Marx, komünizm safhasında devletin ortadan kalkacağını savunuyormuş. Yani, bu aşamada, Adam Smith’in dediği gibi devlet ekonomiye müdahale etmeyecek, sadece polis, ordu, kısaca asayiş işlerine bakacaktı. Keynes’ten yola çıkarak, K. Marx’ın da liberalizmi savunduğunu söylüyordu. Fakat, bu, anladığım kadarıyla kapalı bir liberalizm, çünkü komünizmde ” kendi yağınla kavrulma ilkesi ” başrol oynar. ” Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri ” adlı kitaptan bu ana fikri çıkartmıştım. Aynı zamanda bu komünistler işçilerin ayağa kalkarak ve hükümete baş kaldırarak komünizmi tatbik edilebileceğini, bunun sayesinde dünyada her ülkede yaşam sahası bulabileceğini savunuyorlardı. Kısacası, özelden genele doğru hareket edilecekti. Aynı zamanda K. Marx ve Engels dünyadaki ekonomik savaşları sınıf çatışması olarak görüyorlardı. Cumkuriyet gazetesi yazarı ise, artık sınıf savaşlarının aşıldığını ve sermaye ile sermaye çatışmasının yaşandığını savunuyordu. ABD, AB ve Çin sermayesi dünyayı yöneten sermayelerdir ve çatışma halindedirler yazara göre. Çin, şu anda dünyada en fazla dolar rezervine sahip ülkedir. Çin, ekonomik krize giren ABD’nin para birimi doları eleştirmeye başlamış ve dolarda meydana gelen herhangi bir tahrifattan veya değer düşmesinden etkileneceği için dünyada müşterek bir para biriminin olması gerektiğini söylemiştir. Fakat şahsi görüşüme göre, ABD bu tür bir isteği kabul etmeye yanaşmayacaktır. Dünyanın tek süper gücü konumundan vazgeçmeyi asla kabul etmeyecektir. Siyasi ve ekonomik olarak dünyayı yönetmekten asla feragat etmeyecektir. Mustafa Özbek, Taraf yazarının söylediklerinin tersine dünyada sermaye-sermaye savaşının olduğunu ve ortak bir para biriminin cari olmayacağını belirtti. Mustafa Özbek, komünizmin bu dünyayı tekrar ihya edeceğini savunmadı, fakat cari sistem olan kapitalizmin dünyaya huzur getirmediği ve revize edilmesi gerektiğinden dem vurdu. Ayrıca Mustafa Özbek, komünizmin gerçek manada Sovyet Rusya’sında bile uygulanmadığını söyledi. Programın sunucusu “Sistem değişirse Afrika’daki çocukların ölümüne mani olunacak mı?” sorusunu yöneltti her iki tarafa. Her iki tarafın soruya olumlu cevap verdiği söylenemez. Bana göre, küreselleşme denilen kavram, kapitalizmle ayakta duruyorsa, kapitalizm dünyadaki refahı arttıramadıkça küreselleşme çökmeye mahkûmdur ya da topallayarak devam eder yoluna. Hadi sömürülüyoruz laflarını ortadan kaldıralım da daha başka şeylere bakalım. Kapitalizm üretecek de üretecek, peki bunları kim alacak? Afrika halkı mı? Hayır. GSMH’si yüksek olan ülkeler alacak. Peki, yoksul halkın artması kapitallerin işine gelir mi? Bence gelmez. O zaman ürettikleri ürünleri kime satacaklar? Arzlar taleplerle giderilmeyince, ekonomik krizin çıkmaması mümkün değildir. Bu yüzden, eğer bu büyük devletler “dünya küresel bir köy haline geldi” diyebiliyorlarsa, kendi milletlerinin refahı için değil, dünyanın refah ve mutluluğu uğruna ter dökmelidirler. Küreselleşme diyorsunuz, ama aşırı kâr etmeye devam ediyorsunuz ve Afrika’daki bir deri bir kemik kalmış halka küreselleşmeden zırnık koklatmıyorsunuz. İşte bu makam, para, sömürü hırsının 21. yüzyıldaki adıdır küreselleşme. Milletler kendi çıkarları uğruna her şeylerini feda ederler. Dünyayı düşünen millet yoktur. Süper güç ABD bile kendi çıkarlarını önemsemektedir. Tek süper güç böyle yaparsa, irili ufaklı devletler ne yapsın! ABD Doğu’ya giriyor da ne oluyor! Her gün ölüm, yıkım, fecaat haberleri gündemden düşmüyor. Emperyalist olmadan ayakta kalınmıyor mu? ABD insanlara emperyalist olmayı öğretiyor, onları kışkırtıyor. Ekonomisi huzur vermiyor, siyaseti de keza. ABD nereye kadar devam edecek böyle? Küreselleşme denilen kavram, kapitalistlerin makam ve para hırsıyla kendi gözlerini kör etmekten uzaklaşıp, “bu dünya hepimizin” gibi boş söylemlerin içini doldurdukları zaman dünyaya adam gibi bir saadet getirecek ve gerçek anlamda dünyaya huzur verecektir. Şahsi kanaatim şudur ki, kapitalizm krize girdikçe düzelme gerçekleşecek ve bu çizgiye doğru yol alınacaktır.
Mustafa Özbek olaya biraz daha Cumhuriyet gazetesinin özünden gelen sert tavırlarla yaklaşıyor, Taraf gazetesi yazarı biraz daha yumuşak bakıyordu ve piyasadaki söylemlerin tersine pek fazla bir şey söylemiyordu. Bana göre bir saat içinde edindiğim izlenim Cumhuriyet gazetesi yazarının rakibini alt ettiği şeklindedir. Çünkü bunlar rakip gazeteler ve bu gazetelerin yazarlarının da birbirlerine rakip olduklarını telakki ediyorum. Haklıya haksızsın demek yakışık almaz. Mustafa Özbek daha farklı fikirlerle rakibini yenmeyi başardı bana göre. Mustafa Özbek’e göre sermaye savaşları son bulmaz.


Arkadaşlar Mustafa Özbek değil konuk olan.Yanlış yazdım.
[bu yoruma cevap ver!]
Arkadaşlar programın sunucusu Erdoğan Aktaş’a e-posta attım. Yazarın diğer konuğu Mustafa Özbek değil, Mustafa Sönmez. Mustafalar tuttu, ama soyadlar tutmadı. :-)
[bu yoruma cevap ver!]