Televizyon dizilerini sosyal medyada görmek sevindirici. Bunun son örneği ise Ezel… Şu sıralar popülaritesi iyiden iyiye artan Ezel‘in oyuncuları sosyal medyadaki yerini almış görünüyor. Dizinin ana karakterleri, resmi Facebook hesapları ile karşımıza çıkıyor. Yalnız Facebook hesapları, -şu aşamada- ciddi anlamda varlıklarını “robot hesap” olarak sürdüyor. Neden mi?
Çünkü karakterler için hesap açılmış ve öylece duruyorlar. Karakterleri de gerçek birer kişi gibi düşünecek olursak, biraz hareketli olmaları gerekir. Karakterler sadece fotoğraf albümü ekliyor. Diyebilirsiniz ki, “bunlar kurgusal karakterler ve robot hesap denilen şeyden olmaları gayet normal”. Hayır, normal değil!
Madem Ezel Bayraktar olarak bir hesap açtın, ona göre de konuşman, yazışman gerekir. Sosyal medyanın gücü de buradadır. Geçen aylarda AdAge’te haber olan MadMen Twitter hesapları büyük olay yarattı. Sıradan izlerlerin açtığı hesaplar daha sonra haber oldu ve resmen sosyal medyadaki yerini aldı. Don Draper’ın geçtiği “Hilton Oteli brifine çalışıyorum” güncellemesi (tweet) ne derece 2009′a uyar bilinmez ama (sonuçta dizi 60′larda geçiyor) bu da insanların bir şekilde ilgisini çekti.
Bir diğer güçlü örneğe gelirsek… Gossip Girl, yeni bölüm başladığı andan itibaren güncellemelerini sıcağı sıcağına geçiyor. CWTV’de yayınlanan diziyi izleyenler, bir yandan da GG’nin tweet’lerine bakıyor ve diziyle bütünleşmiş oluyor. O güncellemeleri okudukça kulağımda GG’nin sesi (dış ses) yankılanıyor.
Ülkemizde bunun ilk örneklerinden sayılan Yaprak Dökümü’nün Ferhunde’sine gelelim… Ferhunde, güncellemeden ziyade fotoğraf da yayınlıyor. Örneğin sağ taraftaki fotoğrafı “Nikahtan :)” diyerek “tweet” geçmişti… İşte bu yüzden Ferhunde Tekin’in “robot hesap” olduğunu düşünmüyorum.
Sosyal medyadan bahsetmişken, Eyşan Atay’ın duvarına alttaki yorumu yazan kullanıcının sosyal medyadan pek haberi yok anlaşılan… Ya da en azından dizinin resmi sitesindeki “Oyuncular” bölümüne bakması gerekirdi diye düşünüyorum.
Karakterlerin konuştuğunu varsayalım… Bu sefer de ülkemiz hayranlarının bunun suyunu çıkaracağı düşüncesi geçiyor aklımdan. Ezel’in bir yoruma bir teşekkür notu yazması, diğer bütün hayranlarına da cevap yazma zorunluluğu doğurur mu? Bilemiyorum ama bekleyip görmek gerek diye düşünüyorum. Eğer Facebook değil de Twitter olsaydı, belki bir anlamda daha rahat olabilirdi. Zira Twitter’da duvarınız yok ve @ezel şeklinde gönderileri kendiniz hesap sahibi olarak görebiliyorsunuz.
Ezel’in sosyal medyadaki bu girişiminin örnek olarak diğer yapımlara da yansıması en büyük temennim. Örneğin Aşk-ı Memnu’da Twitter olsa çok ilgi çekerdi. Bir tek Behlül ya da Bihter değil, Nihal’in de “tweet” geçtiğini görmek güzel olurdu. Polat Alemdar’ın Twitter hesabında (muhtemelen bir hayran tarafından oluşturulmuş) 1 aydan fazladır “işte” olduğu yazıyor…
Dünya, sosyal medyanın gücünün farkına çoktan vardı. Aynı şekilde ülkemizde buna benzer örnekleri çok daha yaygın şekilde görmek dileğiyle…




bir dizinin veya filmin yurt dışında algılanışının nasıl olduğunu pek bilmesem bile Türkiye’de bu konunun fazlasıyla ciddiye alındığını bilen biri olarak son cümlede belirttiğiniz dileğe pek katılmıyorum. Dizi karakterlerini fazlasına ciddiye alan, herhangi bir dizideki karakteri oynayan oyuncuyu yolda görüp karakter olan sempatisini veya antipatisini eylemsel olarak da göstermekten çekinmeyen izleyici sosyal medya dediğiniz alanda bunu iyice abartacağını düşünüyorum. eyşan’ın duvarına küfürlü hakaretlerin yağması, ferhunde’nin pek çok ahlaksız teklif alması, behlül’ün deniz kenarındaki evinin fiyatının merak edilmesi vs gibi olaylar çokça görülebilir, çünkü biz tv’yi izlemede rekor kıran, her sezon yine rekor sayıda diziyi ekrana süren, ve buna gereğindne çok ciddiyet yükleyen bir ülkeyiz.
bir diğer sorun da dizilerde aktarılan, anlatılan çarpık ilişkilerin ve türevlerinin yani toplumu kötü şekilde etkileyecek olayların bu yolla, bu gerçek gibiymiş algısıyla meşruiyet kazanacağı ve normalleşmeye gidebileceği. ben bu açılardan bu girişimlerin ülkemizde iyi olmayacağını (yapımcılar açısından reklam gelirlerinin artması dışında) düşünüyorum.
[bu yoruma cevap ver!]
Aslında Ali’yle konustuk bunu ilk gördüğümüz anda. Zira okyanus ötesinde Madmen bu işi oldukça iyi kotarıyor. Sizin dediğiniz küfürleşmeler, teklifler, kısacası olayın bir senaryo olduğunun ve bunun tamamen şov olduğunun farkına varamayanlar için yapılacak etkili çözüm onları hiç karıştırmamak. Yani, aslında daha yaygın ve daha iyi denilen konuda şu: mesela orada robot halleriyle değil, günlük ve beklenen halleriyle. Ezel için konuşuyorum. Bahar, meşhur tepeden “emo” pozu çekip koymalı, stüdyo fotoğrafı değil.
Yani, bir şeyleri yaparken Süleyman Demirel’in 60 Anayasası için “Bu özgürlük bize bir kaç beden büyük” lafını aklımıza getirmeyelim. Sınırları zorlayalım, ötesini görelim ki biz neyi nereye kadar yaşayıp kaldırabiliyoruz görelim.Elbette, her aşırılık bir yerde dengeye gelir. Sadece bu sanal dünyanın ve dizilerin sosyal medya atılımlarının şov olduğunu bir yerde hepimiz anlarız. Bu da çok uzun sürmez diye düşünüyorum.
[bu yoruma cevap ver!]
Semra Hanım, bu konuda elbette benim de kaygılarım var. Sonuçta ülke olarak yeni bir alandayız ve benim temennisini ettiğim şey “sanal gerçekliktir.” Nasıl ki diziyi izleyip onun kurmaca olduğunu düşünüyorsak, aynı şekilde Facebook karakterinin de kurmaca olduğunu düşünmemiz gerekir. Diziyi izlerken tamamiyle gerçekmiş gibi davranmadığımız gibi, sosyal medyada da karşılaştığımız vakit gerçekmiş gibi davranmamalıyız. Bir sosyal medya bağımlısı olarak, bu gelişme hoşuma gitti ve bu tür çalışmaların yayılmasını gerçekten diliyorum. Ülke olarak internette pek çok şeyin kaba tabiriyle bokunu çıkaran da biziz. Bu alanda oto kontrol sağlanamazsa zaten önünü alamayız. Sadece bu ilk adım olarak sayılabilecek gelişmenin ardından geleceklere bakarak neredeyiz onu ölçmeliyiz…
[bu yoruma cevap ver!]