Toplum, insanı etkileyen gerçek ilişkiler bütünüdür. İnsan,toplum içerisinde yaşadığı sürece toplumdan etkilenecek ve
bilinci topluma göre şekillenecektir.
Bu ifade, toplumla birlikte aynı şeyleri düşünecek ve uygulayacak anlamına gelmemeli. Toplumda var olan düşüncenin tersi yönde bir ifade savunsada bu, toplum içerisinde yaşadığı deneyimler ile oluşturduğu bir ifade olacaktır.İnsan bilinci,toplum ile şekillenecek ve toplumu etkileyecektir. Toplumu oluşturan insanlardır ve insanı etkileyecek olanlar da onların düşünce biçimleridir. ”Toplumla bağdaşmayan ve hiç alakası olmayan düşünce biçimleri bu etkileşim içinde değildir.” diye düşünmeyelim. Çünkü, bu düşünce biçimleri de toplumda var olan düşüncelerin sorgulanması ile oluşturulmuştur. İnsan bilinci, var olduğu sürece birşeyler düşünecek ve yeni düşünceler oluşturacaktır. Bu düşünceleri somuta indirgeyenler toplumu etkileyecek, kuramsal olarak düşüncesini devam ettirenler toplumdan etkilenerek ifadesini şekillendirecektir. Toplum ile insan beraber var olduğu sürece bir etkileşim olacaktır. Bu etkileşim ile “toplum bilinci”, ”toplum ahlakı”, ”toplum yapısı” gibi kavramlar ortaya çıkacaktır. Ve dünya üzerinde tek bir toplum olmadığına göre, düşünce biçimleri, insanların doğru olarak kabul ettikleri anlayışlar ve inançlar toplumdan topluma göre değişiklik gösterecektir. Ortak bir yapı üzerine düşünülen şeyler, bu yüzden tüm insanlar tarafından kabul edilmezler ve ütopya olarak anılırlar. (Bkz.Komünizm,Turan ülküsü,Siyonizm) Ortak bir yapı üzerine düşünmek için insanın doğası irdelenmelidir. Her ne kadar “toplum yapısı” çeşitlilik göstersede sonuçta insan, dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünme yeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine, alet kullanma ve üretme becerisine sahip primat türüdür.Bana öyle geliyor ki, bu bilgi ve gerçekçi bir bakış açışı ile oluşturulacak kuramsal toplum yapısı, olması gerekendir.
- Yazının başına dön!Yunus Dural
Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://www.myspace.com/yunusdural
Yazar Hakkında: Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin ve her çeşit aşağılık ve her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan, Karanlık Denizi'nin ortasında, Güneşi batmayan bir ada. Ben ne şuralıyım ne buralı, Adalıyım adalı, Adam ormanlıktır. Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı, bütün Ada'mı kaplar. Erdemin güneşi yirmidört saat aydınlatır adamı Biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı. Ben adalıyım ey kahpe hücre, Ada'lı. Doğru ya, sen nereden bileceksin Ada'mı.Benim adamın ormanlığından aldıkları fideleri, "birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına.Evet adamı karanlığın suları bastı. Evet, benim gibi pek çok adalı bu çirkef suların altında, ama boşuna sevinme, Ada'm batmaz, yok olmaz Ada'm, sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi. Hepsi o kadar!.
- Bu Vahşeti Durdurun!
- Rüyalar Gerçek Olsa…
- Türban Tartışmasının Tarihi Seyri
- Vedalar Zamansızdır
- Hoşça Kal
- Üç Nokta Oldu…
- Son Nefeslerimi Seninle Alabilir Miyim?
- Muska Yazmak
- Sevmek…
- Münafık Karakteri
- İnanç Üstüne
- Kansız Uyku
- Kuran’ı Rehber Edinmenin Önemi
- Olamaz Dedirtmeyen Bir Ülke Türkiye
- Türkçe mi? Hani Nerede?
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!
- Bizsizleşmek



