"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Biri Türkçe olimpiyatları dedi sanki. Hani bu bir grup var ya… Fethullah Gülen’in cemaati. Türkçeye sahip çıkıyorlarmış? Üstüne üstlük olimpiyatını düzenliyorlarmış? Dünyanın dört bir tarafından çocuklara Türkçe öğretip, İstiklal Marşı’nı, Sakarya Türküsü’nü ezberletiyorlarmış?

Türkçe Olimpiyatları düzenlemenin bir sakıncasını görmüyorum. Yabancı çocuklara, Türkçe öğretilmesi bizim açımızdan güzel bir şey. Ama önceliğimiz dilimize sahip çıkmak olmamalı mı? Türkçenin yabancı dillerin saldırgan politikasının mağduru olduğu günümüz global dünyasında, sen çırpınan bir dilin olimpiyatlarını yapıyorsun. Yap yapmasına ama Türkçe olimpiyatlarının formatını değiştirerek yap. Türkçe için çalışmalarda bulunan bilim adamlarına ödül ver. Onları alkışla.

Afrikalı iki küçük kızın, İstiklal Marşı’nı okuması (buna okumak denirse) salonda büyük bir etki uyandırdı. Herkes ayakta alkışladı. Toplumumuzu anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. Bunun alkışlamanın hiçbir tutarlı tarafı yoktur.1. si İstiklal Marşı milli marşımızdır. Sen Afrikalı çocuklara İstiklal Marşı’nı öğreterek, marşımıza olan saygını belli ediyorsun.2. si senin gözünde İstiklal Marşı iki kızın bağıra bağıra ve anlaşılmaz bir şekilde okunabilmesi ise, seni Türkçe adına yargılarım. Amacın Türkçenin dünya dili olabilmesi ise, önce dilinin sınırlarını keşfetmelisin. Önce dilini koruyup kollamalısın.

Dilimize her geçen gün yabancı kelimelerin girmesi ve yerine kullanıldıkları Türkçe kelimelerin bir paçavra gibi kenara atılması ne acınası durumdur. Türkçeyi korumak için yapılanlar televizyonlarda yer bulmuyor da iki tane Afrikalı İstiklal Marşı’nı okuyunca toplum ayağa kalkıyor. Sayın Başbakan da olimpiyatlarda kürsüye çıktığında “Dil gönüldür.” deyince alkış tufanı kopuyor. Çok iddialı bir söz olan “Türkçe Olimpiyatları” nın bayağılına mukabil, ondan arda kalmayacak bayağı bir söz.”Dil gönüldür.” Sayın başbakan, okuduğu iki tane tasavvuf kitabını, bu kadar iddialı bir organizasyonda deniyor. Oluyor mu? Salonda alkışlardan anlaşıldığına göre oluyor. Ama olmuyor. Bu yarışmaya, bu kadar anlamsız ve umarsız bir konuşma yakışmıyor.

Kemal Eraslan. Türkçe konusunda çalışmalarda bulunan bir bilim adamı. Orada gördüğümde şaşırdım. Onu bir dil komisyonunda görmeliydim ben. Ya da T.D.K’nın sitesinde, makalelerde. Onun orada işi yok. Orada, dil adına bir çalışma yok. Orada, iki tane yabancı Türkçe şiirler okuyorlar. Zaten bildiğimiz şeyler. Orada, dilcilik yok. Orada aslında Türkçe de yok.

Türkçeyi koruyalım, kollayalım sözünün toplumun ekserisi tarafından yanlış anlaşıldığını bu olimpiyatlarda görüyoruz. Türkçeyi korumak bu değil. Türkçeyi korumak, onu yabancı dillerin etkisinden uzaklaştırmak, Türkçe konuşulması hususunda kampanyalar oluşturmak. Kendi dilini tam anlamıyla bilmeyen bir toplumun(!), yabancı milletlere dilini öğretmeye çalışmasını, aman başkası duymasın. Gülerler valla. Ben bile zor tutuyorum kendimi. Aman arkadaşlar. Sakın başkaları duymasın bunu.

, , ,

Yazar Hakkında

Bio: Çok güzel şiir yazar.5 dakikada yazar yani o derece :).Güzel mektup yazar.Deneme yazar.Bazen hikaye yazar.Durmadan birşeyler yazar bu çocuk. :) Edebiyata ilgisi fazladır.Tarihi de sever.Müzik dinlemeyi çok sever.Bilgisayar tutkusu aşırıdır.Kimilerine göre o bir "Cronichus Compiterium" olmuştur. Eline aldığı kitap sürükleyici ise bitirmeden tuvalete bile gitmez.Verimli ve çok kitap okuyamaz genelde.Ama günde 1 kitap okuduğu da olur.Kitap, gözlerini bozmuştur biraz ama o hala hastasıdır kitapların. Denemeyazilarina yazı yazar hazret.Öyle çok ciddi araştırma da yapmaz ha!Oturur bilgisayarın başına başlar yazmaya.15-20 dakikaya bir deneme sığdırabilir. Böyle ilginç bir insan bu yani.Daha ne diyebilirim ben Fatih Emre Polat hakkında... :)

Bu yazıya 7 görüş yazıldı.

  • Fatih Emre Polat (30 Haziran 2009) :

    İstiklal Marşı, Sakarya Türküsü gibi şiirlere baktığımız zaman Türkçe kelime oranının az olduğunu görürüz.Bunu eleştirmek değil niyetim.O zamanın şartları onu gerektiriyordu.Öyle oldu.Günümüzde ise yabancı kelime oranını azaltmamız neticesinde, daha saf ve etkileyici Türkçe kullanabiliyoruz.Bu azalma, özellikle yabancı kelime kullanan aydınlarımızı irdeleyerek ulaşabileceğimiz bir sonuç değil.Bizim kaynağımız T.D.K’dır.T.D.K birçokları tarafından eleştirilse de bu ülkenin yüzakıdır.

    Dil, gönülden ziyade insanın düşünce yapısıdır.Dilimizi geliştiremediğimiz, işleyemediğimiz müddetçe ne büyük şair çıkartabiliriz ne de yazar.Dil, tüm yazın türlerini etkileyen, ondan daha ötede bizi çepeçevre saran büyük bir çemberdir.Dili geliştiremeden ne deneme yazısı yazabiliriz, ne de oturup muhabbet edebiliriz.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Emre ÇAKIR (2 Temmuz 2009) :

    Fatih Bey,

    Yanlış düşünüyorsunuz hem de çok. İsterseniz bunu bir de siz deneyin. Yabancı çocuklara sıfırdan Türkçe öğretin bakalım. Ne kadar başarılı oluyorsunuz?

    Üstelik Türkçe öğretmeni sayılırsınız.

    Saygılarımla…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (2 Temmuz 2009) :

    Yabancı çocuklara Türkçe öğretmek için Kelime Sıklığı adını verdiğimiz bir yöntem kullanılır.

    Kelime Sıklığı Nedir?

    Kelime sıklığı bir dilde en sık kullanılan 1000 kelimeyi öğretmek demektir.Bu 1000 kelime öğretildikten sonra yabancılar o dilin %80′ini öğrenirler.Ondan sonraki 1000 kelimede bu oran %88′e çıkar.Bu şekilde öğrenme gerçekleşmiş olur.

    Yabancı çocuklara Türkçe öğretmek zannedildiği kadar zor değildir.Şu an yayınlanmayan “Türkçe Öğrenmek Zormudur?” adlı denememi beklemenizi öneriyorum.Orada çok güzel bir şekilde izah ettim durumu.Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için çekimli dillerden ayrılır.Bu ayrılık yabancılara zor gelebilir.Ama temel kurallar öğrenildiği zaman, bizim yabancı bir dili öğrenmemizden çok daha kolay bir şekilde Türkçe öğretilir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (2 Temmuz 2009) :

    Ufacık çocuklarımızın Türkçe’yi ne kadar hızlı öğrendiğine dair de Slobin’in makalesini temel alarak yazdığım “Türkçe’yi Öğrenmek” denemesini okumanızı öneriyorum.Küçük çocukların dili öğrenmeleriyle, bir yabancının Türkçe’yi öğrenmesi arasında bir benzerlik olmalı değil mi?Sonuçta ikisi de sıfırdan öğreniyorlar.Türkçe’nin mantıklılığı ve inşa sistemine dayanan kurallılığı diğer dillerle karşılaştırılmayacak kadar üstündür.Denemeyi okuduktan sonra biraz düşünün.Kim yanlış düşünüyor acaba?

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Mustafa Koç (12 Temmuz 2009) :

    Sayın Fatih Polat,

    Türkçe olimpiyatlarına oldukça ilginç bir açıdan bakmışsınız.Ben de sizin gibi düşünüyorum.Türkçe Olimpiyatları’na çok dar bir perspektiften bakmak, Türkçe’ye hakaret bence.

    Saygılar.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (12 Temmuz 2009) :

    Sayın Mustafa Bey!

    Öncelikle Olimpiyat kavramını biraz inceleyim.Olimpiyat nedir?Alanında en iyi olanların ödüllendirildiği organizasyonlardır değil mi?Peki Türkçe Olimpiyatları deyince ne anlamamız gerekir?Türkçe’nin HER ALANINDA (roman, öykü,şiir,deneme,makale) ve Türkçe’nin inceliklerinde en iyi olanların ödüllendirildiği bir organizasyon akla gelmektedir.Bu yarışmaya Türk Dünyası’ndaki tüm yazarlar katılır.En iyi hitabet ödülü verilebilr, en iyi roman ödülü verilebilir.Dil adına yapılan çalışmalara ödüller verilebilir.Bu bağlam Türkçe Olimpiyatları organizasyonu başlı başına bir fiyaskodur.

    Fethullah Gülen’in yayın organı olduğunu bildiğimiz STV’nin önderliğinde düzenlenen yarışmayı Türkçe açısından da sorgulamak gerekir.Fethullah Gülen Arapça ne kadar terkip varsa toprağı eşeleyerek bulan (ölü kelimeler) bir yazardır (?).Onun hocası olan Bediüzzaman’ın eserlerinde Türkçe kelime bulmak ise samanlıkta iğne aramaya benzer.Biz, bu oluşumdan Türkçe Olimpiyatları’nı organize etmelerini bekleyemeyiz.İçlerinde ne kadar Türkçe öğretmeni olursa olsun, Olimpiyat gibi iddialı bir organizasyona imza atmaksa niyetiniz uzmanların denetiminde olmalıdır bu.

    Uzman Kimdir?

    Bu oluşum Türk Dil Kurumu’nun denetiminde ve çalışmalarında gerçekleştirilebilir.Orta Asya’daki dil komisyonları da dahil edilebilir.Stv oluşumunun bu çok iddialı Olimpiyat sözünü yüzüne gözüne bulaştırdığını söylemek gerekiyor.Zaten Türkçe Olimpiyatları sözü de yanlış bir sözdür.”Yabancılara Türkçe Öğretme Ödülleri” ve ya “Türkçe Konuşma yarışması” olabilir.Ama Olimpiyat denildiği zaman benim daha büyük hayallerim ortaya çıkıyor.Emin, olun kimse bu duruma bir Türkçe’ci kadar üzülemez.

    Saygılarımla!…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (12 Temmuz 2009) :

    Sayın Başbakanımızın “Dil Gönüldür” sözünü, bu türden bir yarışmada neden söylediğini biri bana söylese de vesveselerimden kurtulsam?

    Dilimizi öğrettiğimiz ve bunun sonuçlarını gördüğümüz bir organizasyonda ne anlama geliyor “Dil gönüldür”?

    Müslüman bir ülkede yaşıyoruz.Biz de müslümanız elhamdülillah.Ama ne yeridir o sözün ne de zamanı.Laf olsun torba dolsun cinsinden söylenen bu sözün salonda çok alkışlanması da bizim Türkçe’ye bakışımızı gösteriyor sanırım.

    Yarışmayı sunan sunucunun, ne kadarTürkçe kelime kullandığı, Türkçe öğrenen çocukların ne kadar Türkçe öğrendikleri ayrı bir sorun.Türkçe’ye o yarışmadaki gibi bakamam ben.Öyle bakarsam kör olurum.Başlarım Arapça konuşmaya.O zaman yarışma Arapça Olimpiyatları olur.

    Stv oluşumunun Türkçe için yapabileceği en güzel şey hiçbir şey yapmamalarıdır.Yabancı çocuklara Türkçe öğretsinler.Ama Türkçe Olimpiyatı gibi altından kalkamayacakları organizasyonları denemesinler.İşi ehline bıraksınlar.

    [bu yoruma cevap ver!]

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası