Türkiye Türkçesi, Türkçe’nin yayılma alanı en geniş ve en çok konuşulan lehçesidir. Nüfus alanları : Anadolu, Suriye, Irak, İran, Kıbrıs ve Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da bıraktığı yerler olarak gösterilebilir.
Türkçe UNESCO’nun araştırmaları sonucunda dünyanın en büyük 5.dili seçilmiştir. Türkiye Türkçesi ise lehçeler arasında yapılan sıralamada 21. sıraya yerleşmiştir.
Türkiye Türkçesi “İstanbul Ağzı” adını verdiğimiz Türkçe’de kendini geliştirmiştir. Anadolu’da veya Balkanlar’da birçok ağız olsa da Osmanlı’nın başkenti olan “İstanbul” bu lehçenin merkezidir.
İstanbul ağzını en iyi kullananlar İstanbul kadınlarıdır. Erkekler dış ortamla daha içli dışlı olduklarından dillerinde zaman içerisinde pürüzler ve alışılmadık kelimeler gözükebilir. Fakat kadınlar, genellikle evde kaldıklarından Türkçe’yi daha net ve saf kullanırlar. (Günümüz için bunu söylemek zor olsa da önceden öyleymiş açıkçası.)
Türkiye Türkçesi, Orta Asya’daki Türk lehçeleriyle bağlarını koruyamamıştır. Arapça’dan ve Farsça’dan çok etkilenen dilimiz, Rusça’dan etkilenen Orta Asya Türk Lehçeleri ile sağlıklı ilişkiler kuramamaktadır. Fakat son zamanlarda yapılan çalışmalarla bu bağ kuvvetlendirilmeye çalışılmaktadır.
Türkiye Türkçesi’nde yabancı kelimeler de dahil olmak üzere 600.000 civarında kelime mevcuttur. (TDK 2005′TE 100.000 dolayında gözükse de yapım ekleriyle üretilen yeni kelimelerle bu sayı 600.000′i bulmaktadır.) Bu kelimelerin %14′ü yabancı kökenlidir. İşte tablo :

Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Ural-Altay Dil ailesinin Altay grubuna dahildir. Bu gruba ait diller :
Türkçe
Moğolca
Tunguzca
Mançuca
Korece
ve Japonca’dır.
Japonya’nın Türkçe ile olan bağları 1970 sonrası yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır. Japonca da bu gruptaki diğer diller gibi sondan eklemeli bir dildir. Fakat Türkçe ile olan bağları çok zayıftır.
Türkçe ile onun incisi olan Türkiye Türkçesi hakkında birtakım bilgiler verdik. Umarım faydalı olur.
- Yazının başına dön!Fatih Emre Polat
Yazar Hakkında

Web Sitesi: http://www.sevgisekeri.com
Yazar Hakkında: Bir yazarın biyografisinden çok, yazdıkları önemlidir.Paha biçilemez bir eser, mazide kalmış büyük bir şöhretten daha kıymetlidir. Geçmişle övünmek boş bir hevestir.Geleceğe bakmak lazım.Kalıpları yıkmak lazım.A düşüncesinden, B düşüncesine dümdüz giden yolun tutsakları olan günümüz toplumuna, kestirme yolları göstermek lazım. Yazar, kendini yenileyemiyorsa yazmasın.Sorgulayamıyorsa, eline kalem bile almasın. İş bu sahifenin yazarı, naçizane bir kalem ve bir beyin sahibi!Saygıda, düşüncede, ifadede ve sanatta... Edebiyat "edeb"le başlar dostlar. Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.
- İki Film: A.R.O.G. ve Osmanlı Cumhuriyeti
- Raftaki İlaçlar
- Orhan Pamuk ve Diğerleri
- Alman Modern Edebiyatının Karamsar Dahisi: “Franz Kafka”
- DY | 500. Yazı: Böyle Buyurdu Editör(ler) OkuMA Sorunsalı Özel
- Lastik Üretilen Bitki: Guayule
- Yaz Çocuk
- Masum Cehennem
- Osmanlıca Üzerine
- Böyle Buyurdu Editör:
- Youtube Yasağı ve 70 Milyon Suç Ortağı
- Darbe ve Basın
- Dünya Kupası Ateşi Mandela’nın Ülkesinde
- Forza Dostluk!
- Aşırıyı Bulmak ve Dengeyi Kurmak
- Bugün Bayram Mı Dediniz?
- Cennet de Bende Cehennem de
- Gerçek Zenginliği Öğrenmeye VAR mısın YOK musun?
- Allah’ın Kadrini Hakkıyla Takdir Edemeyenler
- Yol Tıkanınca
- Devlet ve Hükümet Politikası
- 2010 Sözü ve Güveni Yitirmek
- Derin Yahudi
- Yaşar Nuri’nin Benzetmeleri Üzerine
- EVET Mi HAYIR Mı?
- Bezuar Keçisinin Mucize Özelliği
- Ölümü Düşünmekten Kaçınmak
- Penguenlerdeki Fedakârlık
- Leylâ ile Mecnûn Kalbin Şehrâyini
- Bizler Mahkum Edilenler, Onlar Oyunun Kurnazları!



