Deneme Yazıları



DY | üyelere özel



| Kaydol | Parolam?

DY | reklam

DY | kitapyurdu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DY | sen de dene!

DY | haberler

I'm listed in Personal

Yine bir dünya yıldızı, yine izlenme rekorları! Numara sallamaktan, pozitif düşünmekten (!), güçleri birleştirmekten başka efora gerek bırakmadan kazandıran yarışmanın bu seferki konuğu Adriana Lima’ydı. Christina Aguilera ve 50 Cent’ten sonra sırada o vardı. Yarışmadan kazandığını da ÇOKSEV’e bağışladı. Pek güzel… Bu yönüyle işe yarar bir program.

Günlerdir Lima’nın geleceğinin reklamı yapıldı. Hatta Show Haber’e özel çekim bile yapılmış. Yarışma -yine- canlı değildi. Çekimler yayından daha önce yapılmıştı. Haber bülteninde giren VTR’de Acun Ilıcalı yarışma stüdyosunda “Show Haber’den sonra, birazdan…” tarzında konuşuyordu. Yarışma başlayınca da Acun Ilıcalı, Lima’yı hâliyle hemen çağırmadı. Epey bir “gevezeliğin” ardından şunu dedi: “Affınıza sığınarak kısa bir aramız var. Aranın hemen arından Adriana Lima burada olacak.”

Konuk dünya yıldızı olunca, reklam gelirleri de tavan yapmasın mı? Acun’un söylediği bu “kısa” ara, VTR’ler, program tanıtımları ile 9-10 dakikayı buldu.

Üstelik reklam olayı bununla da kalmadı. Program için “advertorial” ler aldı başını yürüdü. Yarışmacılardan biri tıraş olmadan gelmiş. Bak bak! Nasıl unutmuş tıraş olmayı? Unutsun canım… Güne 3-0 başlamak için gereken her şey stüdyoda.

Acun, masasına koyduğu dizüstü bilgisayardan resimleri bir türlü açamıyor. Allah Allah! E, sıkma canını be Acun, birileri var bunu çözmek için!

Kızını faturalı hatla arayıp rahat konuşamayanlara da ücretsiz dakika var yahu! Kimse sıkmasın canını!

Görüldüğü üzere televizyonda alternatif mecra kullanımı “zorlama” da olsa yaygınlaşıyor. Buna benzer bir mizansen, Disko Kralı’nda da oldu. Okan Bayülgen’i kapıcısı canlı yayında aradı ve onun evine hırsız girdiğini söyledi. Sonra sigortacı hanımefendi bağlandı ve Okan’a üzülmemesini söyledi.

Reklam olmazsa nasıl gelir elde etsin programlar? Kriz var diye haftaya Beyaz Show ve Disko Kralı yayınlanmayacak. Bu hafta Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın da tekrarı vardı. Demek ki Disko Kralı’nı bu tanıtıcı reklam bile kurtaramadı.

Konuk yabancı olunca, konuşulacak dil de hâliyle yabancı oluyor. Acun’un yıllardır dünyayı dolaşıp altyazılarını okuduğumuz zamanlardan kalma aksanı hiç değişmemiş. Acun Ilıcalı aksansız konuşuyor. Bunca zamandır İngilizce biliyorsun ancak aksanını düzeltmeye uğraşmıyorsun. Acun Ilıcalı, aksanıyla da tam olmalı ki halkın gözündeki değeri düşmesin. Hoş, hedef ya da izler/sever kitlesinin ne kadarı İngilizce biliyor ve bu aksanı (!) fark edip aklına bu soru geliyor, o da ayrı bir mevzu. Acun Ilıcalı, yarışmacılardan birinin İngilizceyi iyi konuşamadığını söylerken “fluent” kelimesini öyle bir kullanıyor ki, iyi konuşamayanın bir tek yarışmacı olmadığını gözlerimle görüyorum.

Adriana Lima sempatikti, buna şüphe yok. Bu sempatisinden midir nedir, ona verilen her hediyede sarılmalar, öpüşmeler havada uçuştu. Halkımız, Adirana Lima’yı “pek” sevdi! Onun için üstünde “I survived Adriana” yazılı tişört bile giyilmişti.

Bence bu yarışma programı, izleyenine hiçbir yarar sağlamıyor. Gerçekten, bu programdan bir fayda görenlerle, gördüğü bu faydayı konuşmak isterim. Çünkü aklım almıyor. Ne işe yarıyor bu program? Kimi zaman “sinir eden” durumlar bile oluyor. Bana şunu diyebilirsiniz: “Sen oradaki duyguyu, ambiansı yakalayamıyorsan biz ne yapalım?!” Ne duygusu yahu! (Bak hâlâ “ne duygusu” diyorsun, demek ki duyguyu alamamışsın.) Parantez içindeki iç sese cevabım şu:

Alamadığım duygu, 10’dan (bazen 20’den) geriye sayıp “çat!” diye kâğıtta yazana göre ağlayıp sızlamaksa, güçleri birleştirip o kâğıtta yazanı “mavi” çıkarmaksa (!), bu programla sayemizde (izleyiciler olarak) çok para kazananları halk kahramanı ilan edip bağrımıza basmaksa, Türk milletinin en büyük özelliği olan duygusallık üzerinden yayın yapıp her gün rating rekoru kırmaksa… varsın, ben o duyguyu almamış olarak kalayım!

Halkımız pek “duygusal”, şimdi alınıp küsmeseler bari…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

- Yazının başına dön!


Bu yazıya 13 görüş yazıldı. Sen ne düşünüyorsun?

  • EciL diyor ki:

    Acun Ilıcalı’ı röportajında şöyle diyor;”Bir program önerisini Show Tv sunup onaylanması 1 dk sürüyor.”

    Demekki yurt dışındaki formatları Türkiye’ye uyarlayıp para kazanmak çok basit.Senelerdir bu şekilde keklenip duruyoruz.
    Ancak bir yönden baktık mı “Var mısın Yok musun” Türkiye adına tanıtım yapan bir organizasyon haline geldi.Bunu kabül etmek gerekir.
    Ali’cim sen izlenmesi karşıtımısız yoksa reklamın yozlaştırılmasına mı karşısın pek anlamadım ?

  • Ali Erkurt diyor ki:

    ben bu programa karşıyım. neden? çünkü ne bilgi, ne birikim hiçbir şeye bakmadan kafadan salladığın numarayla böylesi bilgi vermeyen, fayda sağlamayan bir program var ortada. ha, “onca program arasında buna mı taktın?” derseniz, hayır bir tek buna takmadım. cuma günkü görüşmemizde bununla ilgili konuştuğumuzu hakan ve cem hatırlayacaklardır. reklamın yozlaşması diye bir şey söz konusu değil. çünkü bu program sayesinde geleneksel mecralardan televizyonda, alternatif mecralar çıkmaya başladı. yazın dondurma dağıtan acun, daha dün stüdyoda tıraş bıçağı tanıttı. buna sözüm yok. zira bir reklam öğrencisi reklama karşı olabilir mi :) ? ama hiçbir işlev olmadan bunca izlenen bu programa itirazım var. neden izlenme rekoru kırıyor anlamış değilim… ne var bu programda bu kadar izlenecek?

  • Hakan Celep diyor ki:

    Orada ki hareketlilik, bir stadyum ortamı, hayatın sillesini yemiş bu paraya çok ihtiyacı olan tipler vs vs. trajedi, komedi , şans oyunlarının bir türü olması, faili meçhul hamdi bey, kısacası bir dizi gibi düşünmek lazım bunu ve karakterleri halk sevdi.Bu programda izlenecek bunlar var herhalde.

  • Ali Erkurt diyor ki:

    kısacası bir türkiye profili mi görüyoruz acaba? bu profil mi tanıtıyor bizi dünyaya? cevap evet mi?

  • Duygu Gür diyor ki:

    Hakan paraya çok ihtiyacı olan tipler demişsin ama oradakilerin kaçı açlık sınırında yaşıyor acaba? Ya da asgari ücretle geçinen kaç kişi var? Bir elin parmağını belki geçer belki geçmez. Genel profil mi? Elbette hayır derim buna.

  • Duygu Gür diyor ki:

    Haa ayrıca Ali’ye katıldığım bir nokta daha var yazıda. O da Acun Ilıcalı’nın muhteşem ötesi İngilizcesi!!

  • EciL diyor ki:

    Bu programla ilgili bir tartışma izledim.Doğan yayın grubunun Romanya’da kanalı varmış.Ve bu formatta aynı programı yayına koymuşlar ve sonuç izlenmeyen bir program.Romanya’da değer verilmeyen program ülkemizde rekorlar kırıyor.Bu neyin sonucu ;hem Acun Ilıcalı’nın müthiş yarışmacı seçiminin hem de bizim halkımızın bomboş programlara alışkanlığının.
    Sonuç olarak Romanya halkı cebine bir yararı olmayan programı izlemezken biz zaman öldürmek için bu programı izliyoruz.

  • EciL diyor ki:

    Ayrıca yarışmacı seçimleri müthiş bir titizlikle yapılıyor.Her yarışmacı bir diğer yarışmacıyı dengeler pozisyonda.Zengini de var fakiri de.

  • Ali Erkurt diyor ki:

    evet emre. Sade Vatandaş programını ben de izledim. Pelin Akat, tam da rating uğruna her şeyi mübah gören bir tip olarak karşımıza çıktı ve hayretler içinde kaldım. Acun’un programını övdüğü tek noktayı da izlemiştim: “İnsanlara para dağıtıyoruz, bu çok güzel bir şey.” Hakan’la konuştuğumuz televizyona yönelik girişim planımızı hızlandırmak durumundayız sanırım :).

  • Hacı Berat Korkmaz diyor ki:

    Emre Bey yorumunuzda bir nokta dikkatimi çekti. İnsanlarımız bu programı vakit öldürmek için izlemiyor aslında. Özellikle vakit ayırıp izliyorlar.
    Şimdi şunu düşünün; insanlara hiçbir şey katmayan bu yarışmanın yerine haftada sadece bu yarışma kılıklı saçma programın yayın süresince kitap okutuluyor.
    Sizce de sonuç süper olmaz mı? :)

  • Ali Erkurt diyor ki:

    biz onu yıllardır düşünüyoruz berat :).

  • Dinçer CANOĞLU diyor ki:

    Yok Arkadaşlar ben lise öğrencisiyim. Okul olarak bir uygulamamız var. Her gün bir ders saatini kitap okuyarak geçiriyoruz. Ayrıca kitap okumak için zorunlu etüt saatleri tahsis edilmiş. Ayda en az 700 sayfa okumak zorunluluğundayız. 2003 yılında “Dünyanın En Çok Kitap okuyan Okulu” olarak “Guinness” e girdik. Ancak bize bile zorunlu olduğu halde ve boş saatlerimizde yapacak daha önemli bir işimiz olmadığı halde kitap okumak bazen zor gelebiliyor. Çünkü o kültürle yetişmemişiz. Çocukluk çağımızdayken anne-babamızın elinde kitap görmemişiz. Yaşgünlerimizde kitap hediye edilmemiş bizlere. Çoğumuzun okulunda doğrudürüst kütüphane bile yoktu belkide… O nedenle bizim toplumumuzda kitap sevgisinin aşılanması “Yüzyıllar” alacak bir uygulamadır. Yine “Onlar” “Varmısın Yokmusun” demeye devam etsinler… Ben yokum arkadaş…

  • meryem diyor ki:

    bence çok güzel bir şey kitap okumak var mısın yk musun bunu başarıyor bu arada buraya yazılacak bir şey değil ama napayımm hiç bir yere yazılmıyo arka sıradakilerden niye hep sibel ve iboyu düşünüyolar gamze ve oktay ne olacak?