Eğitim sistemimiz üniversiteye kadar ezberci, tembel, soru sormayan, bilinçten uzak, notla korkutulan, üretici olmayan, hakkını savunmayan, itiraz etmeyen, düşünme yöntemini bilmeyen, aktarılan bilgilerin mutlak ve değişmez doğrular olduğuna kesinlikle inanan, yaratıcı düş gücü olmayan, kendini ve gününü kurtarmanın temel düşünce olduğuna inanmış genç nesiller yetiştiriyor. Bu sistem aslında kısmen üniversitede de devam ediyor. Ülkemizde üniversitelerde okuyan genç nesiller de şimdiye kadar almış oldukları alışkanlıkları, davranışları üniversitede de devam ettiriyorlar. Kendilerini yenilemiyorlar, kabuk değiştirmiyorlar.
Üniversite gençliği genel olarak olaylara, tartışmalara, görüşlere bulundukları odanın penceresinden bakıyor. Tüm odaların penceresinden bakmaktan çekiniyor, işine gelmiyor, korkuyor. Aslında diğer odaların penceresinden bakmak, ondan bir şey götürmez. Tam tersine ufkunu genişletir, düşünce birikimine zenginlik katar ve empati yapmasını sağlar. Herhangi bir gazetedeki haberle, bu gazete şu partinin mi, şu grubun mu diye yaftalıyor. Belki o gazeteyi bir defa açıp baştan sona okumamıştır bile. Ona göre doğruları, gerçekleri tarafsız yazan tek gazete kendi grubuna, kendi görüşüne ait gazete. Kendi görüşündeki gazete ise, kendine muhalefet diye bir sendikacının “sigortasız işçi çalıştırıyor” başlığıyla haber veriyor. Tamam bunu vermesi güzel, böyle bir olay varsa halk öğrensin. Ama bu haberle birlikte o sendikacının mal varlığını da haber yapıyor. Tamam, bunu da öğrenelim. Ama, ülkemizde bir çok sendikacın mal varlıkları tartışmalı, usulsüzlükleri var. Peki gazetelerinde neden diğer sendikacıları mercek altına almıyorlar, incelemiyorlar. Çünkü çoğuyla aynı kaseden çorba içiyorlar.
Aslında sadece bir habere göre yaftalama işi sadece o kişinin hatası değil. O kişiye sadece bir odanın penceresinden hayatı gösterenleri yaptıkları bir şey. Onlara göre haberciliği kendi dergileri yapar, eğitimi kendi okulları verir, yurtdışındaki bağlantıları, ticaret hacimlerini kendi sivil toplum kuruluşları yapar. Ama o kişi de diğer odaların kapısını açmaktan çekinmemeli, üniversite öğrencisinin verdiği sorumlulukta olmalı, okumalı, araştırmalı, fikir süzgecinden geçirmeli, yorumlamalı ve eleştirmeli. Sezar’ın hakkını Sezar’a verebilmeli.
Hepimiz için ilk önce gelen bir tebaanın, kendi çıkarlarımız değil, ülke değerlerini ve insanlık değerlerini bir ortak paydada düşünmeli ve ona göre hareket etmeliyiz.
Kaynak:
21.Yüzyıl ve Türkiye-Erol Mütercimler(Güncel Yayıncılık)



Eline sağlık… Aramıza hoşgeldin…
Hoşbulduk…Teşekkür ederim…
Eline sağlık Yunus Emre Bey. Burhan Bey’in de dediği gibi Deneme Yazıları ailesine hoş geldin…
Deneme Yazıları’nın bir aile olduğunu duymak beni sevindirdi, mutlu etti Beratcım. Kafamızda henüz varken ve uygulamaya koyulup bir hayalin peşinden giderken ( ki insanları Facebookdan, Yonjadan, Hi5ive vb sitelerden vazgeçirip doğru dürüst ve gerekli konular hakkında yazıp, yorumlatıp, düşündürtmekti hayalimiz) bunu hayal etmiştik. Yavaş yavaş somutlaştığını görmek inan ne kadar sevindirici.
Berat bey size de teşekkür ediyorum.Deneme Yazıları ailesinde,yapboz(puzzle)da bulunmaktan dolayı gurur ve mutluluk duydum…
Yazı iyi güzel hoş da, bu yazıyı okuduğumda da ve aynı konulu reklamı seyrettiğimde de şunu düşündüm evet denilenler doğru, ama söylenenler sanki sadece sözde… Çok ironik gelmişti onun için…
Evet Hakan’cım ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Deneme Yazıları gitgide hedeflerine yaklaşıyor sanırım. Ve biz bir aileyiz. Bunu birkaç ay sonra daha iyi göreceğimizden eminim.
Kim bilir? Belki de gelecekte yazarlarımız ilk kitaplarını “Deneme Yazıları Yayın Evi’nden” yayımlar. Sizce bir hayal mi? :)
Aramıza hoşgeldin Hasan Demirayak. Gerçek ismini yazmana sevindim. Müstear adları ancak toplumda itibar görmeyen insanlar kullanır Hasan.
Hoşbulduk Aziz Özkan.Yorumuna katılmıyor ve düzeltiyorum.”Müstear adları ancak toplumda itibar görmeyen insanlar kullanır”demişssin.Ama Türk edebiyatında birçok ismin,eserlerini müstear ad kullanarak yazdıkları dönem olmuştur.Bu isimler Nurullah Ataç,Yaşar Kemal,Orhan Kemal,Aziz Nesin,Cemal Süreyya….
Ayrıca M.Kemal Atatürk de -yanlış hatırlamıyorsam- müstear isim kullanıp yazı yazmıştır.
Bilgilerine…
Evet Hasan,o kısımları unutmuşum ben. yine de anlamıyorum müstear ad kullanılmasını. Gerçek adını yaz işte kardeşim. Sence insanlar neden başka isimler kullanarak kitap yayımlarlar? Pop dünyasındaki lakapları anlıyorum da kitap yazarlarının isimlerini değiştirmesini anlayamıyorum.