Yalnızlık tabağın içindeki elmaya benzemez. Yalnızlık elma ağacında kalan tek elma olmaktır. Birini elini uzatıp seni almasını beklersiniz. Bu bir ümidi bin ederek her gün yaşarsın. Seni götürüp kesecekleri umurunda bile olmaz çünkü yalnızlık öylesine sızlayan bir yaradır ki yaşamayan bilemez. Yalnızlık bile yalnızlıktan korkar adı geçtiğinde yüreği sızlar.
Yeri gelir umudu kırar, yeri gelir ölümcül bir hal alır. İnsan bunun için eşe dosta muhtaçtır. Tek duymak istediği bir iki güzel laftır…
Bir yalnızlık türü de vardır ki tam bir bedbahttır. Onun adı ” büyük bir kalabalığın içinde yalnız olmaktır”. İşte insanı içten içe yiyen asıl dert budur. Tek yaşam meyvesi ise hiç beklemedik bir anda karşına çıkacak o kişinin bitmeyen ümididir…




Çok GüzelOlmuş Bence…..
Gayet Güzel anlatılmış