O kadar güzel günler geçiriyordu ki. Düşünmemişti, bir gün, başka bir durum yaşayabileceğini. İşte bu yüzden “samimiyet testinin sorularını” hazırlamamıştı. Şimdi “yalnızım” derken aslında kendisine kızıyordu. Yanıldığının farkına varmak için bu kadar zaman geçmek zorunda mıydı?
Artık elinde ne soruları hazır bir samimiyet testi kalmıştı, ne de başka bir şey. Bir yandan sinirleniyor, bir yandan gözleri doluyor, bir yandan da gülüyordu. Niye güldüğünü bilmiyordu, ama gülüyordu. Tutamıyordu kendisini.
Son haline, yaşadıklarına, bu noktaya gelişine, gelirken farkına varamadıklarına, farkına varamayıp, yanılmalarına gülüyordu. Küfür ediyordu edebini bozarak kendisine. Bu hoşuna giden bir şeydi. Başkalarını kırmak, üzmek, laf sokmak onu memnun etmezdi. O yüzden hesabı kendisine kesti.
Sorular sordu, aldı cevabını, sorular sordu, alamadı cevabını. Uzayıp gitti böyle. Hataları vardı. Gün gelmiş kıymet bilememiş, gün gelmiş yanlış kıymet bilmişti. Ama şu an başka bir gündü, öncelere benzemeyen bir gündü. “Vefa” denen şeyin sadece “Boza” olarak kaldığı bu evrende, artık o bozayı bile tatmak istemiyordu. Yazdı kenara, yazdı, yazdı. Yazısına güveniyordu, zaten ona çok inanıyordu. Bugüne kadar sadece yazdıkları yanıltmamıştı onu. Şükür ediyordu bir yandan, ya da ediyorum demeyi tercih ediyordu hala.
Sanki bu yaşananlar normal gibi geliyordu bir yandan. Bir yandan da “halka açık kalma artık” diyordu ruhuna…
En sevdiği özelliğini kaybetmek üzereydi. “Başkalarının ruhuna huzur üflemekti” bu. Sanırım bundan sonra bundan da vazgeçecekti. Bunun sonu nereye gider bilmiyordu. Radikal kararlar alıp, kimine göre “komik”, kimine göre “acınacak” tavırlar sergilemek üzereydi.
Bundan sonra ne mi olacaktı? Bu artık mühim değildi. “Sen çok iyisin” sözleri, büyüsünü ve varsa o zaman için samimiyetini kaybetmişti. “Artık geçmiş olsun” dedi.
Yoluna devam edecekti. Daha ölmemişti. Ve yapacağı çok şeyler vardı. Sadece çizgilerini daha kalın çizdi…
Bunu yapmak onu sarstı. Çünkü silmek zorlaşacaktı artık bu çizgileri. İçindeki yeni “huzur” bu yüzdendi. Ve artık sadece kendisine üfleyecekti…



