"Tür: Deneme. Konu: Her şey!"

| kayıt! | şifrem?

Yazar Hakkında

Bio: Bu sitenin robot hesabı benim. Tek işim bana verilen işleri layıkıyla yerine getirebilmektir. Hizmet için buradayım. Sorunuz varsa lütfen çekinmeyin...

Bu yazıya 11 görüş yazıldı.

  • Hakan Celep (22 Şubat 2010) :

    Hükümet ve Yargı’nın karşılıklı atışması sona erecek gibi görünmüyor. Yargı’nın siyasallaşmasının ne derece tehlikeli olduğu şöyle dursun, aklıselimden uzaklaşan otoriteler ve gazeteciler, hani meşhur bir şekilde söylendiği gibi yandaş ve karşı medya tarafındaki bu şahıslar ya hükümetin yargıyı da kendi istediği gibi şekillendirmesinin yararlı olacağını söylüyor ya d bu atışmada yargı tarafında saf tutup körüklüyor. Kimse demokrasinin ön koşullarından biri olan mahkemelerin “bağımsız”lığını umursamıyor. Anayasa için mecliste bir türlü istediği rüzgarı yaratamadığını iddia eden hükümet, anayasa çalışmalarını boşvermiş gibi gözüküp yargıyla ilgili reformları meclisten olmazsa referandım yoluyla halledeceğini söylüyor. Peki halk? Bu tartışmaların nereden çıktığıyla bile ilgilenmiyor aslında. Bu kadar basit ve kolay halledilmesi gereken demokratik gelişmelerin bu kadar büyütülmesi elbette ilkelliğin bir alameti.Başbakan’ı eleştiren de haklı öven de. Muhalefette aynı hesap. İş ki kısır döngüye girmeden bu konuları halledip geçelim.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • azizkan86 (23 Şubat 2010) :

    Zaten ülkemizde herkes bir hususta bir kere de olsa mutabık kalsa şaşarım! Doğruysa doğrudur, yanlışsa yanlış. Ancak, Özellikle siyasetçiler birbrilerine çamur atma peşindeler. Bir partiyi yermek veya kendi konumuna zeval vermesine engel olmak için yargı üzerinden siyaset yapmaya başladılar siyasetçiler. Yargının siyasallaşması demek ülkenin dumura uğraması demektir. Bu yüzden bunu çok tehlikeli buluyorum. Ayrıca şunu da söylemek istiyroum: Bir yargıyı siyasete alet etmedikleri kalmıştı, onu da becerdiler. Bravo! Keşke bütün kurumlar siyasetten bağımsız olarak işlese! Referandum konusuna ise ayrı bir yazı yazmak gerekir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • azizkan86 (23 Şubat 2010) :

    Hakan Bey e-posta adresinizi alabilir miyim? Benim e-postama gönderirseniz sevinirim: azizkan86@hotmail.com

    [bu yoruma cevap ver!]

  • fatih (14 Mart 2010) :

    aslında yargı hep siyasaldı.sadece bunu kullanma biçimi ve uslubu değişikti.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (23 Mart 2010) :

    Yargı siyasallaşırsa demokrasiden söz etmemiz güçleşir.1924 anayasasından beri güçler ayrılığı ilkesinin uygulandığı ülkemizde yargıyı yürütmenin veya yasamanın güdümüne almaya çalışmak çok büyük hatadır.Yargı milletten de bağımsız ve anayasaya sıkı sıkıya bağlı bir kurum olmalıdır.Bakın!Yargı, milletin istediği şekilde olduğu zaman tırnak içinde buna “demokratiklik” diyen yaklaşım şunu bilmeli ki ülkenin anayasasını ve tüm bu kurumları hiçe saymak ve millete gitmek “despotizm”dir.Neden?Çünkü,devlet kademelerinin mutabık olduğu yasalar, kanun hükmünde kararnameler ve tüzükler vardır.Bunların milletle doğrudan alakası yoktur.Akp hükümeti ilerde yargılanmasının ve partinin kapaltılmasının önünü kapamak için bu yola başvuruyor.Cahil halkımız da anayasa değişiklikiğinden habersiz durumda.

    Yargının elinizi çekin!Yargı Ali’nin Veli’nin denetiminde olmamalı.Yargı milletvekillerinin ve dolaylı yoldan halkın da elinde olmamalı.Yargı hukuksal bir süreçtir ve bu da kanunlarla düzenlenir.Demokrasi diye diye yargının da askerin de iliğini kemirdiler.Artık yeter!Bu ülkenin kurumlarıyla barışık yaşayın…

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (23 Mart 2010) :

    Tayip Erdoğan’da Adnan Menderes havası görüyorum.Sonu pek hayır değil hazretin.Bu arada yargı siyasaldı söyleminize her zaman siyasallaştırılmaya çalışıldı diyorum.Buna rağmen, bu ülkede akıllı ve tarafsız birçok savcı var.Ülkemin kurumlarına saldırmak yeni adet oldu.Yargıtay da hedefte.Danıştay da.Anayasa Mahkemesi’de.Ama ne hikmetse hükümete saldırınca günah keçisi oluyorsun ve Tayip açıyor ağzını yumuyor gözünü.:)

    [bu yoruma cevap ver!]

    Hakan Celep:

    @Fatih Emre Polat, Sorunlardan biri bağımsız mahkemelerin hükümet karşısında bilinçli ve yasaları esneterek muhalefet yapması. Sadece AK Parti’nin yargıyı kendi lehine siyasallaştırma istemi değil. Tarafların kendi lehlerine bunu yapma çabaları var ve ben yapmazsam onlar yapacaklar diyerek burayı da yeni politik savaş alanı ilan etmeleri problemin tamamı.
    24 anayasası sırasında Türkiye’de Baron de Montesquieu’nün kuvvetler ayrılığı ilkesini görüp “kuvvetler ayrı olur mu, aksine bunları birarada tutmak lazım” diyenler de vardı.
    Yargı ve askeri de çok masum görmemek lazım. Sizce gerçekten ordunun içinde bazı çürükler ve amacı dışında çalışanların olduğu inancı olmasaydı, Başbuğ izin verir miydi soruşturmalara? Evet, konumuz demokrasi ve bunu ilk vaat eden partiye ne yaptıkları ortada? 27 Mayıs’ı unutup bugün hükümeti olayların bütün suçlusu göstermek aynı zihniyette olmaktır. Adnan Menderes latifenizi ise yersiz ve kaba bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (24 Mart 2010) :

    Sayın Hakan Celep.

    Takdir edersinizki kuvvetler birliği olağanüstü bir zamanda yürürlükteydi.24 sonrası ise Milli Mücadele dönemi yoktu.Demokratik ülkelerin gereği budur.Yasama ve yürütme organlarının işlevlerini ve yükümlülüklerini değiştirebilirsiniz ama yargı her demokratik ülkede bağımsızdır ve meclisi, yasaları ve kanunları denetlemek yetkisi mevcuttur.

    Ben yargının siyasal bir boyuta ulaştığını düşünmüyorum.Sizce Chp tabanına mı kayıyor yargı?Yargı mensubunun partisi olmaz.Bizim hükümet, takım tut der gibi parti tut diyor yargıya.Tutmayınca tukaka oluyor.Askerde elbetteki çürükler vardır.Ama Zaman gazetesinde, Taraf gazetesinde askerdeki çürüklüklere yüklenilmiyor sayın Hakan Celep!Orada bizzat askerlik müessesine yükleniliyor ve bu Türkiye’de çok çok önemli bir müessese olan Genelkurmay Başkanlığı’nı yıpratıyor.Suçlu olanlar elbette yargılansınlar.Ama Akparti’nin kendinden olmayanlara karşı, sürekli baskısı mevcut.Televizyonlarda hergün gündem değişiyor.Birgün Sözde Ermeni Soykırımı, diğer gün Yargıda Reform.Vatandaşın sorunu bunlar mı?

    Akparti iktidara geldiği zaman bu ülkenin Cumhuriyet’ten bu yana dış borcu 148 milyar dolardı.7 yıllık süreçte Akparti bu borca 147 milyar dolar daha kattı.Oldu 295 milyar dolar.7 senedir devletin ödediği faiz 600 küsür milyar dolar.Her gün, evet her gün 120 milyon dolar para borçlara gidiyor Sayın Hakan Celep!Özelleşmeyi farz belleyip memlekette madenleri bile sattılar.O kadar yer sattılar kazandıkları ne biliyor musunuz?30 milyar dolar!Ben buna gülerim.Yılda %4 büyüme gerçekleşiyor.Bu Ecevit dönemini saymazsak Cumhuriyet tarihinin en az büyüme oranı.Ülkede kriz var.Boşverin ya.Ermeni Soykırımı ile ilgili iki nutuk atar Tayip gönüllerin adamı olur. :)

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (24 Mart 2010) :

    Bir düzeltme yapayım.148 milyar dolar hem iç hem de dış borçtur.Diğer borçlar da aynı şekildedir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Hakan Celep (25 Mart 2010) :

    DTP’nin kapatılması ve AK Parti’nin kapatılma davası siyasi değil midir? Hangi evrendeyiz, cumhurbaşkanlığı seçiminde ki 367 sayısı’da siyasiydi. Hükümet kendinden yana olsun isteyebilir, ama olmamalı. Tıpkı, yargının muhalefet yapmaması gerektiği gibi. Tay-Tay’lı demokrasi var yurdumda.

    Özelleştirme, borçlar, Taraf’ın bilmem nereye nasıl yüklendiği ne benim sorumluluğumdur, ne de bu yazının konusu. Varsa sözünüz yazınız efendim. Rakamları da yanlış değil TÜİK’den yararlanarak alırsanız -Dünya ve Referans’ta iyidir bu konuda- güvenilirliğiniz artar, naçizane tavsiyemdir.

    [bu yoruma cevap ver!]

  • Fatih Emre Polat (26 Mart 2010) :

    Rakamları bir televizyon programında bir Chp İstanbul milletvekili söylemişti.Yalan söyleyecek hali yok diye düşünüyorum.TÜİK’den de bakacağım tabi ki.

    [bu yoruma cevap ver!]

Güvenlik Kodu:

DY | deneme tahtası

Körfez’de Bundan Sonra Ne Olacak?

DY | deneme tahtası'na fotoğrafın size ne düşündürdüğünü yazın, denemenizi anında okurlarla paylaşın!

DY | facebook hayran sayfası