<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deneme Yazıları &#187; Zahid Erdoğan</title>
	<atom:link href="http://www.denemeyazilari.com/yazar/zhdrdgn/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.denemeyazilari.com</link>
	<description>&#34;Tür: Deneme. Konu: Her şey!&#34;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 13:28:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Dinle Sevgili Ülkem</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/dinle-sevgili-ulkem.html</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/dinle-sevgili-ulkem.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 May 2010 04:37:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[SERBEST KÜRSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=5052</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Arkamda iki metrelik kefenim duruyor, her an hazır ve nazır. Eğer ölürsem tek birşey istiyorum. Ahmet Kaya bu ülkeyi sevmedi demesinler. Ben bu ülkeyi Edirne’den Ardahan’a çok sevdim.&#8221;
Vatanından kovulan bir insanın son isteğiydi bunlar. Haksız ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-5053 alignleft" src="http://www.denemeyazilari.com/images/ahmet-kaya5.bmp" alt="ahmet kaya" width="600" height="450" />&#8220;Arkamda iki metrelik kefenim duruyor, her an hazır ve nazır. Eğer ölürsem tek birşey istiyorum. Ahmet Kaya bu ülkeyi sevmedi demesinler. Ben bu ülkeyi Edirne’den Ardahan’a çok sevdim.&#8221;</p>
<p>Vatanından kovulan bir insanın son isteğiydi bunlar. Haksız yere sürgün edildiği vatanına son sözleriydi. Yaşadığı zamanda kimse anlamadı onu, öldüğünde de. Çok mu şey istiyordu Ahmet Kaya? Anadilinde şarkı söylemek istediği için mi vatan hainiydi? Kültürel kimliğinin tanınmasını istediği için mi linç edildi? Bunlar mı bölecekti ülkeyi? Ahmet Kaya’nın isteği çok masumdu. Kendisinden öğrenelim ne istediğini. &#8221;İstediğimiz küçüçük birşeydi, deryada damlaydı. Ulusal kimlikten bahsettik, kültürel kimlikten bahsettik. Onlar bunu nüfus cüzdanı anladılar.&#8221; Gerçektende böyle anladılar. Ona bölücü dediler, ona PKK’lı dediler, ona vatan haini dediler. Ama o hiçbiri değildi. Ona bölücü diyenlere &#8221;Bu ülkeyi bölen de böldüren de şerefsizdir. (2000 Hamburg Konseri)&#8221; diye cevap verdi. PKK’lı diyenlere &#8221;Sanatçı özgürdür. Sanatın ve sanatçının örgütü olmaz. Eğer olursa o sanat özgür olmaz. (1994 Ekici Over Halk Konseri)&#8221; diye cevap verdi. Vatan haini diyenlere en güzel cevap yazının başında zaten.</p>
<p>Ahmet Kaya bu ülkeyi bölmek için değil, birleştirmek için vardı. Bir kesim bunu anlamadı. Anlayan kesim ise işine gelmediği için anlamak istemedi. Durmadan karaladı. İftiralarla, hakaretlerle saldırdı Ahmet Kaya’ya. İşine gelmeyen kesim her zaman yaptıkları gibi provakatör kimliklerine büründüler. Ahmet Kaya’ya linç kampanyaları düzenlediler. Birçok asılsız iddialarla kamuoyunda bugünde varolan “Ahmet Kaya vatan hainidir” olgusunu yerleştirdiler. Bunların başında çok satan gazetelerden bir tanesi geliyor. 1993 yılında Kürt İşadamları derneğinin düzenlediği bir gecede verdiği konsere ilişkin fotoğrafların bu gazetede yayınlamasıyla &#8221;Bölücü PKK örgütüne yardım ve yataklık yaptığı ve halkı ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği&#8221; iddiasıyla hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi&#8217;nde toplam 10.5 yıl ağır hapis istemiyle iki ayrı dava açıldı. Daha sonra yapılan inceleme ile bu fotoğrafların düzmece olduğu belirlendi. Yaptığı bu haberle rezil olması gereken gazete pişkinlikte sınır tanımayıp kampanyalarına devam etti. Siz de hatırlarsınız manşetinde kalın harflerle &#8221;VAY ŞEREFSİZ&#8221; yazan gazeteyi. Gazetenin iddiasına göre Ahmet Kaya konserinde &#8221;Arabamı o şerefsizlerin ülkesinde bıraktım&#8221; demişti. Ahmet Kaya buna yine konserinde cevap verdi. &#8221;Benim 64 milyon insan için şerefsiz dediğimi iddia ettiler. Ben halklara asla şerefsiz demedim. Ben, beni Kürt kimliğimden dolayı linç etmek isteyen namussuzlara, haysiyetsizlere buradan birkez daha şerefsiz diyorum. Medyanın üzerimde oynadığı oyunun farkındayım. Bunlar beni yıllarca dostluk ettiğim Türk halkıyla düşman etmeye çalışıyorlar. Bunlar beni değil Türk ve Kürt halklarını birbirine düşman etmeye çalışıyorlar.&#8221;Ahmet Kaya maalesef haklıydı. Onu Türk halkına düşman etmeye çalışıyorlardı, ettiler. Türk halkını Kürt halkına düşman etmeye çalışıyorlardı, onu da yaptılar.</p>
<p>Ahmet Kaya’nın barış adına düşündüğü şeyleri biz düşünemedik. Düşündüğü içinde onu suçladık, vatan haini dedik, çok sevdiği yurdundan kovduk. Şu anda TRT 6’ya alkış tutanlar, zamanında Kürtçe şarkı söylemek istediği için Ahmet Kaya’yı linç etmeye kalkmadı mı? Geçte olsa Ahmet Kaya’ya bir özür borçlu değil miyiz? Sadece gereğinden fazla yürekli olduğu için sindiremediğimiz, lanetlediğimiz Ahmet Kaya’dan bir özür dilemek çok mu zor?</p>
<p>&#8221;Dibine vurmuş gecelerden geldim… Yalanım yok… Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım&#8230; Hepinizin gurbetindeyim şimdi. Eyvallah…&#8221; AHMET KAYA</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=5052&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/dinle-sevgili-ulkem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anti-Demokratik Bir Olgu Olarak Kemalizm</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/anti-demokratik-bir-olgu-olarak-kemalizm.html</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/anti-demokratik-bir-olgu-olarak-kemalizm.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 12:32:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika ve Siyasa]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[dersim]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=4735</guid>
		<description><![CDATA[Onur Öymen’in mecliste Dersim katliamını öven sözleri birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.En çokta Mustafa Kemal’in sorunların çözümüne yaklaşımını merak etmeye başladık. &#8220;Yurtta sulh,cihanda sulh” sözünün samimiyetini düşünür olduk. Gerçekten Mustafa Kemal söyledikleri ve yaptıklarıyla çelişen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onur Öymen’in mecliste Dersim katliamını öven sözleri birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.En çokta Mustafa<img class="alignright size-full wp-image-4734" title="news_51202" src="http://www.denemeyazilari.com/images/news_512022.jpg" alt="news_51202" width="329" height="448" /> Kemal’in sorunların çözümüne yaklaşımını merak etmeye başladık. &#8220;Yurtta sulh,cihanda sulh” sözünün samimiyetini düşünür olduk. Gerçekten Mustafa Kemal söyledikleri ve yaptıklarıyla çelişen biri miydi? Yani, Kemalizm demokratik ve barışcıl bir ideoloji miydi yoksa anti-demokratik ve silaha dayalı bir ideoloji miydi?</p>
<p>Mustafa Kemal’in yetiştiriliş tarzı, almış olduğu eğitim ve asker kökenli olması radikal bir kişiliğe sahip olmasına neden olmuştur.Kendileri Kemalist olan ve bunu her yerde dile getiren Yakup Kadri ve Falih Rıfkı da  Kemalizm’in halka dayalı bir rejim olmadığını, demokrasi olmadığını ve silaha dayandığını söylemişlerdir. Kemalizm’in otoriter bir rejim olduğu su götürmez bir gerçek. Fakat bugünkü Kemalist çevre bunu kesinlikle kabul etmemektedir. Can Dündar “Mustafa” filmiyle tabuları biraz yıktıysa da Kemalist çevreden sert eleştirileri de duymak zorunda kaldı. Gerçekten objektif olmaya çalışmış bir filmi Mustafa Kemal’i diktatör olarak göstermeye çalışıyor diye karalama kampanyaları başlatıldı.Bu ülkede Mustafa Kemal’i belki de en çok seven ve sayan kişi olan Can Dündar’ı eleştiren Kemalist kesim, benzeri bir filmi başkası yaptığında nasıl tepki vereceğini siz düşünün artık.Bu tepkinin de Kemalist ideolojinin bir yansıması olduğunu düşünüyorum şahsen. Mustafa Kemal’in ve buna bağlı olarak Kemalist ideolojinin  anti-demokrat taraflarını anlatarak düşenelim birazda.</p>
<p>Kürt politikasından başlayalım düşünmeye. Milli mücadele sırasında Kürt halkına çok ılımlı yaklaştı. Kürtlerin kendi kültürünü geliştirmesi görüşünü savundu. Devamlı olarak aracılarla Kürtlere mesaj gönderip kendi kültürlerini yaşacaklarını ve geliştireceklerini, bunu dikkate alarak düşman propagandasına kanmamalarını, kendilerine katılmalarını söylemiştir. Milli mücadeleden sonra ise tamamen zıt bir politika izlemiştir.Anadolu&#8217;da, Dersim gibi birçok olayın yaşandığı Türkleştime politikası uygulanmıştır. Sakarya Savaşı zamanında Mustafa Kemal’in beyanatlarına baktığımızda &#8220;Türkiyeliler&#8221; kavramını kullandığını, İzmir’in kurtuluşundan sonraki beyanatına baktığımızda ise &#8220;Asil ve Büyük Türk milleti&#8221; kavramını kullandığını görüyoruz. Atatürk döneminde 16 Kürt isyanı yaşandı. Bunların hepsi Türkleştirme politikasının doğurduğu sonuçlardır. İsyanların bastırılış yöntemi de Etnik Kürtçü bir milliyetçiliğe neden oldu. İsmet İnönü’nün başa geldiği zaman” Atatürk’ün şiddet metodlarıyla memleket idare edilemez. Artık kanun devrine geçmemiz lazım” dediğini biliyoruz. Konu İsmet Paşa’dan açılmışken, genelde yanlış bilinen bir gerçekle Mustafa Kemal’in anti-demokrat kimliğine bir örnek verelim.&#8221; Atatürk kendini değişmez genel başkan ilan etmedi; İsmet paşa yaptı” diye bilinir. Araştırmalara baktığımızda ise Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;nın tüzüğüne ebedi genel başkanlık 1932 senesinde yani Mustafa Kemal’in döneminde girmiştir. Kürt meselesine geri dönecek olursak, bugünkü Kürt realitesi de Kemalizm’in despotluğuna dayanır. Şeyh Sait ayaklanmasıyla beraber Türkleştirme politikası çok sert uygulanmış ve günümüze kadar gelmiştir.Yani Kürt sorunun temelinde devletin laikleşmesi ve Türkleştirilmesi vardır.Yazının okunabilirliği açısından bu yazıyı kısa tutucam diğer yazılarımda bu konuya devam edeceğim.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=4735&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/anti-demokratik-bir-olgu-olarak-kemalizm.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kansız Uyku</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/kansiz-uyku.html</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/kansiz-uyku.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 18:49:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika ve Siyasa]]></category>
		<category><![CDATA[32.Gün]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Uykusu]]></category>
		<category><![CDATA[kürt açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Birand]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=4300</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık 2-3 aydır televizyonda hangi kanalı açsam, hangi gazeteyi alıp okumak istesem hep aynı konu: Kürt açılımı diğer bir ifadeyle demokratik açılım. Yanlış anlaşılmasın rahatsız olduğum için söylemiyorum bunu. Tabii ki konuşulacak, düşünülecek, tartışılacak. Belkide ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4309" title="bijitayyip" src="http://www.denemeyazilari.com/images/bijitayyip-250x187.jpg" alt="bijitayyip" width="250" height="187" />Yaklaşık 2-3 aydır televizyonda hangi kanalı açsam, hangi gazeteyi alıp okumak istesem hep aynı konu: Kürt açılımı diğer bir ifadeyle demokratik açılım. Yanlış anlaşılmasın rahatsız olduğum için söylemiyorum bunu. Tabii ki konuşulacak, düşünülecek, tartışılacak. Belkide en fazla düşünüp tartışmamız gereken konu. Ama mevzu o kadar sulandı ki, ciddiyetinden gitgide uzaklaşmaya başladı.</p>
<p>Bilemiyorum belki de bu faydalı projenin hayata geçmesinden rahatsız olanların bir politikasıdır bu. Biliyoruz ki medya -Birkaçı hariç- bazı güç odaklarının kontrolünde hareket ediyor. Buna istinaden bir deneme yazmıştım zaten. (Darbe ve Basın) Ama benim bu denemeyi yazmamda ki amaç açılımı ya da medyayı eleştirmek değil. Yine açılımın tartışıldığı bir açık oturumda duyduklarıma şaşırmam.<br />
Programın ismi 32.Gün, sunucusuda Mehmet Ali Birand bildiğiniz gibi. Konuğu ise benim ve birçoğumuz “Kan Uykusu” adlı programdan tanıdığı, şimdi siyasete de el atan, eski bir paşa olan Osman Pamukoğlu. Kimdir bu Osman Pamukoğlu?Uzun yıllar Güneydoğuda görev yapmış, kendi deyimiyle bölge halkının üzerinde yaptırımı olan bir yumruk(!), bölgede sevilip sayılan(!) biri. Şu anda ise kendisinin kurduğu siyasi partinin genel başkanı.</p>
<p><img class="alignright size-thumbnail wp-image-4310" title="osman_pamukoglu3" src="http://www.denemeyazilari.com/images/osman_pamukoglu3-208x200.jpg" alt="osman_pamukoglu3" width="208" height="200" />“Kan Uykusu” adlı programda orduda görev yaptığı yılları, yaptığı operasyonları, girdiği çatışmaları anlatarak tanıtmıştı kendini. 32.Gün programında ise açılıma olan karşıtlığı ve barıştan yana olmayan, kan ve silahtan yana tutumuyla tanımış olduk. Neydi peki Pamukoğlu’nun çözüm önerisi? Silahlı mücadeleye devam. Yani bir 25 yıl daha ölüm ve acı… Ülkenin 25 yılda bir yol katedemediği metoda devam etmek. Kendisinin iktidarında bir yılda terörü bitireceğini söyleyen Pamukoğlu 20 yıllık görev süresince aldığı yol ortada. İnanarak söylüyorum ki son 3 ayda 25 yıldakinden daha fazla yol aldık. Terörle mücadelede silahın fayda vermeyeceğini anlamak için bence bir 25 yıla ve birçok acıya daha gerek yok.</p>
<p>Pamukoğlu hakkındaki tespitimde savaşın içinde bulunmuş ve eli silah tutmuş, kanlanmış biri olarak savaştan başka bir çözüm kabul edemeyeceği, eski bir asker olmasının etkisiyle savaştan yana bir tutum sergiliyor olmasıdır. Psikolojik açıdan baktığımızda belki kabul edilebilir bir durum ama faydasız bir düşünce. Bu psikolojiylede ülke menfaatleri adına bir şey beklemek gerçekten saflık olur Sayın Pamukoğlu’ndan. Pamukoğlu’nun siyasette tutunamayacağı apaçık ortada. Pamukoğlu’nun asker kimliğini düşünerek savaşcıl tutumuna anlayış gösterdik desek, diğerlerine nasıl bir kılıf uyduracağız acaba?</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=4300&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/kansiz-uyku.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Darbe ve Basın</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/darbe-ve-basin.html</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/darbe-ve-basin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 06:01:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Politika ve Siyasa]]></category>
		<category><![CDATA[1960]]></category>
		<category><![CDATA[2007]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[27 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[cunta]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[ilhan selçuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=3873</guid>
		<description><![CDATA[Bir gelenektir, daha doğrusu bir zorunlulukutur: Basının desteği olmadan bu ülkede darbe yapılamaz. Her yapılan darbenin öncesine baktığımızda mutlaka ortalığı karıştıran cuntacı bir medya görürüz. Gerçekten silahlı gücün ülkeye yarar sağlayacağını düşündükleri için mi yoksa ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3874 alignright" src="http://www.denemeyazilari.com/images/ilhan_selcuk1.jpg" alt="ilhan_selcuk" width="250" height="auto" />Bir gelenektir, daha doğrusu bir zorunlulukutur: Basının desteği olmadan bu ülkede darbe yapılamaz. Her yapılan darbenin öncesine baktığımızda mutlaka ortalığı karıştıran cuntacı bir medya görürüz. Gerçekten silahlı gücün ülkeye yarar sağlayacağını düşündükleri için mi yoksa belli bir çıkar doğrultusunda mı yaparlar bu darbe çığırtkanlığını, bilmiyorum. Daha da garip olan, bu çığırtkanların, cunta iktidarından  zarar gören kişiler olması.</p>
<p>Evet bahsettiğimiz medya organı CUMHURİYET gazetesi, çığırtkanların başı da İlhan Selçuk. Önce Cumhuriyet gazetesinin geçmişinden başlamakta yarar var. Yunus Nadi’den günümüze kadar yani İlhan Selçuk’a kadar politikasını değiştirmemiş gazetedir. Devamlı darbeden yana bir politikası olmuştur. Daha da önemlisi bazı yazarları hatta imtiyaz sahibi bizzat cuntanın içinde yer almıştır.</p>
<p>12 Mart, 27 Nisan, 12 Eylül, 28 Şubat ve en son 27 Nisan&#8230; Demokrasi için yapılmış çirkin hareketler. Daha da çirkin olanı hak ve özgürlükleri savunması gereken bir basın organının darbe girişimlerini desteklemesi hatta odağında bulunması. Hepiniz eminim hatırlarsınız cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde başlatılan reklam kampanyasını. &#8220;Tehlikenin farkında mısınız?&#8221; sloganıyla ülke bir kaosa sürüklenmeye çalışılmıştı. Bu hareket Türk demokrasisi adına gerçekten büyük bir ayıp. Hele ki bunu yapan kendine sosyalist, halkçı diyen bir gazete olunca. Halk iradesine saygı duymayan halkçı bir gazete!</p>
<p>Her darbenin öncesinde başlayan bir takım kasıtlı haberler, köşe yazıları, kışkırtmalar ve daha benzeri birçok şey Cumhuriyet gazetesinin nasıl bir ideolojiyle yayın yaptığını gösterir bize. 27 Mayıs 1960 tarihli Cumhuriyet gazetesine bakacak olursak, manşet: &#8220;Kahraman Türk Ordusu Bütün Memlekette Dün Gece Sabaha Karşı İdareyi Ele Aldı.&#8221; Peki sonrasında ne oldu? Kahraman Türk ordusu(!), iktidarı devirdi, yerine cunta iktidarını getirdi, halk iradesiyle seçilen başbakanını ve bakanlarını darağacına gönderdi, ülkeyi en az 15 sene geriye götürdü. 1971’e geldiğimizde durum farklı mıydı? Hayır. Ama yürüttükleri darbe politikası ters tepmişti ve İlhan Selçuk da o darbenin altında kalmıştı. Meşhur Ziverbey Köşkü&#8217;nde gördüğü işkencelerden büyük bir zeka ürünü olan yazdığı akrostişle kurtulmuştu. Peki bu İlhan Selçuk’u değiştirecek miydi? Yine hayır. Ne İlhan Selçuk ne de Cumhuriyet gazetesi değişmeyecekti ve değişmedi de. Hala darbe çığırtkanlığı devam etmekte ve gitgide daha da çok çirkinleşmekte. İlhan Selçuk gibi aynı darbeci zihniyette olan gazetenin Ankara temsilcisi Mustafa Balbay da gazeteyi tam bir darbe üssüne çevirmiştir. Bilgisayarının şifrelenmiş klasörlerinden çıkan günlüklerde de ne tür plan ve hazırlıklar içinde olduğu ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Cumhuriyet gazetesi ve yazarları değişir mi bilemem ama bu ülke bu tür insanlarla hiçbir yere varamaz. Halkın en güvenmesi gereken kişiler bile darbeyi savunup hatta fikri liderlik bile yaparken, bu ülkede demokrasi adına bir şeyler  beklemek gerçekten zor.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=3873&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/darbe-ve-basin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piroz Be TRT Şeş</title>
		<link>http://www.denemeyazilari.com/piroz-be-trt-ses.html</link>
		<comments>http://www.denemeyazilari.com/piroz-be-trt-ses.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 14:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zahid Erdoğan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT Şeş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.denemeyazilari.com/?p=3362</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemin moda kelimelerinden açılım. Son yerel seçimlerle beraber moda oldu günümüz Türkiye’sinde. Başörtüsü açılımı ve Kürt açılımı medyanın öne çıkardığı açılım çeşitlerimiz. Ne kadar samimi ne kadar değil orası tartışmaya açık. Ama her ne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" src="http://www.canlitvizle.tc/files/image/TRT6.jpg" alt="" width="202" height="120" />Son dönemin moda kelimelerinden açılım. Son yerel seçimlerle beraber moda oldu günümüz Türkiye’sinde. Başörtüsü açılımı ve Kürt açılımı medyanın öne çıkardığı açılım çeşitlerimiz. Ne kadar samimi ne kadar değil orası tartışmaya açık. Ama her ne niyetle yapılmış olursa olsun Kürt açılımının bize kazandırdıklarını oturup düşünmemizde fayda var.</p>
<p>Öncelikle bu harekette emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kendi adıma değil tabii ki, ülkem ve halkım adına. Baştan söylemem gerek, Kürt kökenli değilim. Bunları milliyetçi bir kimlikle yazmıyorum. Sadece kendi ülkemdeki azınlıkların dışlanması ve kimliklerinin tanınmamasından rahatsız olduğum için yazmak istedim. Birçok kişi soracaktır hangi dışlama, kimi tanımama? Maalesef ki bu doğru. Günümüzde her Kürt’e potansiyel PKK’lı gözüyle bakılıyor. İnanır mısınız bilmiyorum Kürt diye bir halkın olmadığını iddia edenler oldu yakınımda. Beni en çok çok şaşırtan da, bunu söyleyenin bir tarih öğretmeni olması oldu. Belki de bu yüzden Kürt açılımı özellikle de TRT Şeş beni bu kadar heyecanlandırdı. Artık bazı tabular yıkılabilecekti. Kürtçe konuşmak bir yana, Kürt kelimesini ağzına almak bile korkuturken insanları, artık anadillerinde özgürce konuşma imkânı bulabileceklerdi.</p>
<p>Artık Türkçe bilmeyen bölge halkı da PKK’nın yayın organlarından başka bir yayın izleyebilecekti. Belki de ülkeye en büyük yararı bu oldu TRT Şeş’in. PKK propagandasının önüne geçilebilecekti artık. Kürtçe yayın yapan kanalları ele alırsak:</p>
<p>ROJ TV: PKK’nın resmi kanalı<br />
KÜRDSAT: Talabani yanlısı yayın organı<br />
KÜRDİSTAN TV: Barzani yanlısı yayın organı</p>
<p>Bölge halkını bu kanalları izlemeye zorlamak mı milliyetçilik? Yani TRT Şeş’i vatan hainliği, bölücü bir unsur gibi niteleyen kişilere sormak gerekir: Sizin milliyetçilik anlayışınız uğrunda kan döktüğünüz topraklarda yaşayan insanları propaganda malzemesi yapmak mı? Onları ülkeden biraz daha soğutup bölücü örgüt sempatizanı yapmak mı?</p>
<p>Düşününce milliyetçilik konusunda kimin daha hassas olduğu ortaya çıkacaktır. Bu kanalı eleştirenler acaba bu kardeş kavgasına son vermek için hangi adımları attılar? Adım atmayı bıraktım acaba hangi adıma çelme takmadılar?<br />
TRT Şeş çok büyük bir adım. Ülkem adına çok büyük yararlar sağlayacağına inandığım bir adım. Bu yürekli insanları kutluyorum. 10 yıl öncesine kadar bırakın fiili bir hareketi, düşünmesi bile zor gelen bir olaya imza attılar. En güzeli de Başbakanın bizzat kanaldan &#8220;PİROZ BE TRT ŞEŞ (TRT 6 HAYIRLI OLSUN)&#8221; demesiydi bence. Bu cesaretinden dolayı da başbakanı kutluyorum. Allah bu ülkeye daha güzel şeyleri görmeyi nasip etsin.</p>
<img src="http://www.denemeyazilari.com/?ak_action=api_record_view&id=3362&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.denemeyazilari.com/piroz-be-trt-ses.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>61</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
