Büyükler için bir masal daha… Orta Dünya mitolojisiyle kıyasladığımızda biraz daha masalsı kalıyor bu kitap. Ancak beyaz perdedeki fantastik film popülaritesinin artışıyla birlikte birçok kişi önce filmini sonra kitabını okudu bu hikayenin. Öykü savaş ve kahramanlıklardan daha çok bir aşk hikayesi ekseninde dönüyor. Ana konu itibariyle öykü, köyün en güzel kızına aşık olan bir gencin ona aşkını ıspatlamak ve sevgisini kazanmak için gökten düşen bir yıldızı getirmek için yola koyuluşuyla başlıyor.
İşte gerçeküstü olaylar burada başlıyor. Bir duvarla ayrılmış bir köy söz konusu burada. Ancak ilginç olan, duvarın diğer tarafının sihirli bir diyar olması. Periler,cadılar vs… Alışık olunan peri tiplemeleri oldukça çok burada. Bu açıdan hikaye her ne kadar özgün olursa olsun karakterler itibariyle pek de yaratıcı olmadığı fikrindeyim. Aslında öykünün her yanına serpiştirilen romantizm biraz ağır kaçmış olacak ki fantezi dünyasından uzaklaşabilirsiniz okurken ya da izlerken.
Gökten bir yıldız kaydı…
Romantizmin ana unsurlarından olan yıldız kayması olayı öykünün ana konusu az önce bahsettiğim gibi. Ancak bu yıldızın bir kız suretiyle ortaya çıkması sürrealizmi harekete geçiriyor. Genç adamın bu yıldızı sevgilisine götürmek isterken yıldızın ta kendisine aşık olması ve bu esnada gençleşebilmek için yıldızın kalbini yemek isteyen cadılarla mücadelesi öykünün sonuna kadar bizi götürüyor zaten.
Okusak mı okumasak mı?
Açıkçası vakit geçirmek için okunabilecek bir kitap olmakla birlikte size fantastik edebiyatın kapılarını aralayabileceğini pek düşünmüyorum. Alışık olduğumuz seri halinde giden birçok kitapla pek bir benzerliği yok. Öykü diğer eserlere göre daha kısır olduğu için devamının gelmesini beklemek zaten doğru olmazdı. Sanırım aşk konseptli hikayelerin kaderi, 2 kişi etrafında yani dar bir alanda, kendi eksenleri etrafında dönmekle kalmaları.



