Gece vakti çıplak gözle gördüğümüz yıldızlar, dünyanın dönmesinden kaynaklanarak yer değiştirirler. Tüm yıldızlar kutup yıldızının etrafında halka şeklinde dönmüş olurlar. Bu hareket fotoğrafçılar için nefis bir görsel ziyafettir. Fotoğraf makinesinin içindeki perde açık kaldığı sürece, ışığı filme (sensöre) aksettirmiş oluruz ve yıldızların hareketi çizgiler şeklinde yansımış olur.
Bunu yaparken nelere dikkat etmemiz gerektiğini, çekerken edindiğim tecrübeleri anlatmak istedim.
Öncelikle yıldızların görünürlüğü tamamen içinde bulunduğunuz ışık kaynaklarının çokluğuna bağlıdır. Yani şehrin ortasında bir yerde bu işe kalkışırsanız, şehrin ışıkları o kadar çok etkiler ki, yıldızlar görünmeyecek kadar belirsizleşir. 1999 depreminde tüm İstanbul’un elektrikleri kesilince, herkes “o gece gökyüzünde çok fazla yıldız var” demişti. Halbuki o yıldızlar hep vardı. Ama şehrin ışıkları daha belirgin görmemize engel olur. Dolayısı ile böyle bir fotoğraf çekmek için şehirden -hatta köylerden- olabildiğince uzaklaşmak lazımdır. Türkiye’de böyle yerler çok az bulunabilir. Eğer çok iyi bir fotoğraf çekmek istiyorsanız, en yakın yerleşim biriminin size olan uzaklığının 300 km uzakta olması lazımdır (mesela kutuplar, sahra çölü :)…). Ben bunun için Tuz Gölü’nün orta noktalarında bir yer seçtim. Aslında amacım yıldız hareketlerinin suya yansımasını da çekmekti (Tuz Gölü’nün en derin yeri, kışın 50 cm, yazın 3-5 cm’dir).
Fotoğrafı çekmeden önce mekanı belirlemek yetmiyor. Ay takvimini de iyice takip etmeniz lazım. Ay’ın olmadığı bir gün tercih edilmelidir. Ay ışığı da önemli ölçüde etki eder. Mekanı seçtikten sonra orada gözlem yapmanız da gereklidir. Fotoğraflayacağınız alanda uçakların geçmemesi gereklidir. Aksi halde fotoğrafınızın içinde boylu boyunca bir çizgi geçebilir. Fotoğrafta sadece gökyüzü olmamalıdır. Altta veya yanda konuyu tamamlayıcı bir nesne veya model bulmalısınız. Aksi halde Photoshop ile elde edilmiş bir görüntü olur. Yani kadraja bir ağaç, bir ev koymak, fotoğrafın etkisini daha güçlü yapar. Fotoğrafı çekmek için makine tercihinizi mutlaka analogtan yana kullanın. Dijital bir makinanın sensörü, aşırı ısınacağından çok fazla gren yapacaktır. Zaten çoğu dijital makina 30 dakikadan fazla pozlamaya izin vermez. Mutlaka dijital ile çekmek istiyorsanız, bir soğutma tertibatı kullanmalısınız. Analog makinede bu tür sıkıntılar asla yoktur. Analog makinenın tek sıkıntısı, pilinin bitmesidir. Tam dolu iyi pillerle 12 saatlik pozlama yapabilirsiniz. Makinenize bağlı bir uzaktan kumandalı veya kablolu bir deklanşör yine olmazsa olmazlardandır. Asla parmağınızla 1-2 saatlik bir pozlamaya girişmeyin. Bunun iki sakıncası var. Birincisi 30 dakika sonra pes edebilirsiniz. İkincisi makinayı kıpırdatabilirsiniz.
Makinenizi iyi bir üç ayağa sıkıca bağlayın. Ucuz bir üç ayağa bağlanan makine, olası bir rüzgardan etkilenebilir. Eğer dik kadraj çalışacaksanız, makinenin üç ayağa bağlanan kısmını tekrar tekrar kontrol ediniz. Çünkü makinenin ağırlığından dolayı bir süre sonra kendisini saldığı tecrübe ile sabittir. Olabildiğince geniş açı lens kullanmanız, kadraja daha çok yıldızın alınması demektir. Minimum 28 mm lens kullanmayı tercih edin.
Fotoğrafı çekmeye başlamadan önce netlik ayarını dikkatlice yapın. Kadraja aldığınız nesne-modelin çok yakında olmamasına özen gösterin. Çünkü çok kısık diyafram kullanmayacağınıza göre ve netliğin sonsuzda olacağına göre önde duran modeller ne kadar uzakta olursa o kadar net çıkarlar. Fotoğrafı çekmeye başladığınız an çok önemlidir. Eğer geç saatte başlarsanız fotoğraf siyah zemine oturur. Eğer erken başlarsanız bu kez beyazın patlama riski vardır. Mavi saat denilen güneşin tam olarak batmasından 10-15 dakika sonrasında çekmeye başlarsanız fotoğrafınız koyu mavi bir zemine oturur. Bunu iyi ayarlamak için makine içindeki pozometreden yardım alabilirsiniz. Uygun diyafram değerini seçtikten sonra enstantaneyi 30 saniyeye getirin. Pozometre 30 saniyenin yetmediğini söylediği an çekmeye başlayabilirsiniz. Çünkü bu andan itibaren hava gittikçe kararacak ve size mavi bir zemin sağlayacaktır.
Eğer önde duran model veya konu çok fazla karanlık ise, çekim anının herhangi bir zamanında el feneri ile 5-10 saniyelik bir aydınlatma yapabilirsiniz. Kadrajınızda direkt bir ışık kaynağı olmamasına dikkat ediniz. Bu ışık kaynağı bir süre sonra o bölgede patlama yapabilir. Çekimin süresi tamamen size bağlıdır. İsterseniz 30 dakika, isterseniz 12 saat. Filminiz asla yanmayacaktır. Yukarıdaki fotoğraf 2.5 saatlik bir pozlama süresi ile çekildi. Kutup yıldızını kadraja almak isterdim. Ancak uçak rotasında olduğu için çıkarmayı uygun gördüm. Sağ üst köşede görünen beyazlık, bir iridyum uydusu veya yıldız kayması olabilir. Keyifli çekimler diliyorum…




Mükemmel bir yazı olmuş.Bilgilerinizi okuyucularımızla paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim.İnsanın canı fotoğraf çekmek istiyor.
KOCAMAN tebrikler:))
Aydınlatıcı bir yazı ve de çok anlaşılır…